YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

 

Antik Çağda Tüm Dünyada Yaşanmış Güneş Dini

 

Enfal suresi -73 -Kâfirler de aslında birbirlerinin dostları ve yardımcılarıdırlar. Eğer siz de öyle yapmazsanız (iyiler olarak kendi aranızda organize olmazsanız), yeryüzünde büyük bir fitne ve fesat çıkar.  

 

Dünyanın kara kutusu serisinin bu bölümüne kadar çok tanrılı dinlerin bir çok ortak özelliklerini gösterdik. Geçmiş bölümlerimizi izleyenler zaten çok tanrılı dinlerin tüm dünyada farklı dönemlerde bile birbirinin neredeyse kopyası olduğunu gördüler. O sebeple bu bölümde bazı ortak özellikleri anlatırken eski bölümleri referans göstererek geçeceğiz. Çünkü bu bölümde amaçladığımız asıl gaye çok tanrılı dinin bugünde var olduğunu hatta var olduğunu bırakın dünyayı yönetenlerin bu dine mensup olduğunu göstermek. bu dünyanın sahipleri bu dinin emirleri doğrultusunda hareket etmekte, bizlere çok tanrılı dinlerin emirlerini dayatmakta, o dinin sembollerini her yerde kullanmakta, uzaylılar olarak bildiğimiz tanrıları ile büyü vasıtasıyla alış veriş yapmakta, tanrıların yani bizim kültürümüzdeki cinlerin isteklerini yapmaktadırlar. İşte günümüze bakan bu yönü dolayısıyla bu bölümden itibaren artık farklı bir merhale ye geçiş yapacağız. Çünkü Dünyayı yönetenler çok tanrılı dinlere göre dünyayı yönettikleri için bu bölümdeki bağlantıları anladığınızda bugünün sistemini anlayıp düşmanınızı tanıyacak, ve doğru hareket edebileceksiniz. 

bu bölümde göreceğiniz çok tanrılı dinlerin ortak özellikleri zaten çok tanrılı dinlerin hepsinin tek kaynaktan yani şeytandan geldiğini ispatlayacaktır. 

 

Tüm Antik Dinlerde Tek kaynak

Öncelikle tüm dünyada birbirine benzer çok tanrılı dinlerin aynı yani tek bir kaynaktan geldiğini artık biliyorsunuz. Çünkü bu bölüme kadar zaten tüm dünyada aynı çok tanrılı inanç ile beraber bu inançtan dolayı aynı tarihi olayların yaşandığını gösterdik. Mu ve Atlantis in güneş dini, bu dinin rahipleri ve sömürge sistemi vasıtasıyla tüm dünyaya yayılmıştı. Tüm dünyadaki birbirine benzer putperest dinin adına tarihçiler güneş dini ya da bu dinin yayıcısına isnaden osiris dini demişlerdir. daha sonra mitratizm dini diye de anılmıştı. Bu pagan dinleri zaman geçtikçe ufak tefek değişikliklere uğrasa da temel prensipleri hep aynı kalmıştır.

 Nasıl ki bugün dile getirilmese de diğer ülkelerin Amerika-rusya gibi süper güçlü ülkelerin sömürgesi olması ve dünyanın neredeyse tüm ülkelerine Amerikan kültürü ve emperyalizmi ya da- rus komunist ideolojisi aşılanması gibi, o dönemde de Mu ve Atlantis adlı süper güçlü ülkeler dünyaya hükmetmiş, diğer ülkeler onların kolonisi olmuş ya da ideolojik olarak etkisi altında kalmışlardır. 

İngiliz subay ve gezgin James Churchward hindistanda gördüğünü ileri sürdüğü ve Mu kıtasını anlatan Naacal Tabletlerini tercüme ettikten sonra dr william niven’in 1921de bulduğu mexiko müzesindeki 2600 tabletide tercüme ederek mu kıtası hakkında geniş bilgi elde etmiş, mu hakkında kitaplar yazmıştır.

Mu ve Atlantis kıtaları ile ilgili somut delilleri ve bu Mu kıtasının Kuran’da anlatılan tufan ile batan hazreti Nuh’un kavmi olduğunu 6. Bölümümüzde göstermiştik. 

Mu araştırmacısı James Churchward’a göre bu güneş dini inancı Atlantis ve Mu’dan sonra Mısır’a taşınmıştır.

 

Churchward`ın tibette okuduğu tabletlerden Osiris dini hakkında aktardıkları şöyle özetlenebilir: Peygamber osiris Mu’da üstadlık derecesine ulaşınca ülkesi Atlantis`e döndü; Atlantis`teki yozlaştırılmış tek tanrılı dinde reform yaptı, bu öğretiyi yeniden bozulmamış özgün haline dönüştürdü. Bu öğreti Milattan Önce 16.000 yıllarında Atlantis`li bir bilge olan Hermes- Thot tarafından Mısır`a getirildi.  Churchward`a göre Mısır`ın geç dönemlerde, ezoterik kesimdeki yozlaşan rahip sınıfı yüzünden bu 42 kuralın her biri ilah haline getirilmiş, putları yapılmış ve tek yaratıcılı din, çok tanrılı din haline getirilmiştir.

 

Osiris diye anılan kişi eğer peygamber ise ve bozulup çok tanrılıya dönüşmüş dini düzeltmeye çalışmış ise, İdris peygamber olma ihtimali yüksektir. Kuran’da hazreti Nuh tan önce gönderilen İdris peygambere çok büyük yetki, kabiliyet ve ün verildiği belirtilir.

 

Meryem suresi 57. Ayet -Biz, onu (İdris i) çok yüce bir mekâna yücelttik. 

 

 Eğer böyle ise yaratıcının gönderdiği din İdris peygamber ile düzeltilmeye çalışılmış ama sonra tekrar bozulmuştur. Tek yaratıcılı dinlerin her seferinde araya cinlerin girmesiyle bozulup çok tanrılıya dönüştüğünün delillerini zaten belgesel serisinin her bölümünde görüyorsunuz. Ardından bu cinlerin oluşturduğu güneş dini tüm dünyada hüküm sürmüştür. 

 

Yine 6. Bölümde belirttiğimiz gibi tabletlerde Mu ve Atlantis öğretisinin tüm dünyaya yayıldığı yazmaktadır. 

Çünkü Mu ve Atlantis’in felsefi takipçisi olan Mısır, Sümer, Babil, Çin, Hint, Yunan ve Roma, maya, aztek toplumları da aynı “Güneş dini”nin zamana ve şartlara bağlı çeşitli versiyonlarını yaşamışlardır. 

dünyadaki farklı antik toplumların özelliklerini karşılaştıran bilim adamları da tüm dünyada aynı dinin yaşandığını kabul ve ispat etmişlerdir. Çok tanrılı dinlerin birbirinin kopyasıymış gibi benzemesi bilim adamlarına tüm dünya dinlerinin tek bir merkezden yayıldığını düşündürtmüştür. Örneğin maya sanat ve kültürüyle eski mısırın benzerliklerinden her iki ulusun dini düşüncelerinin tek bir kaynaktan geldiğini savunan birçok bilim adamı vardır. Gilbert’e göre mısır ile Maya kültürleri arasındaki benzerlikler, her ikisinin de Atlantis çıkışlı olmasının doğal sonucudur.

Atlantis ve Mu’daki bilgi birikiminin direk mısır’a taşınmasından dolayıdır ki; tarihi eserlere bakıldığında mısır uygarlığının bebeklik çağı yoktur, başlangıçtan beri olgun ve yaşlıdır. heredot “euterpe” adlı eserinde mısır rahiplerinin yazılı tarihlerinin kendi dönemlerinden 12 bin yıl öncesine kadar yani atlantisin başlangıcına kadar gittiğini belirtiyor. Yine bütün veriler, Mayaların sahip olduğu şaşırtıcı matematik ve astronomi bilgilerinin ve şaşırtıcı mitolojilerinin ana kaynağının, milattan önce 1600 yıllarına uzanan Olmek uygarlığı olduğunu gösteriyor. Garip bir biçimde, arkeologların bütün çabalarına rağmen, Meksika’nın hiçbir yerinde Olmek toplumunun gelişim aşamaları olarak adlandırılabilecek bir tek bulgu ya da işaret elde edilemedi. tüm bu antik medeniyetlerde gelişim dönemi yoktur çünkü daha önce de ispatladığımız üzere o medeniyetlere bilim ve teknoloji gökten gelen varlıklar tarafından önce Mu ve Atlantis’e verilmiş ardından bu teknoloji olduğu gibi diğer sömürge ülkelerine ulaşmıştır.

 

GÜNEŞ- Tek Göz Sembolü

çok tanrılı dinlerin ortak özelliklerinden biride baş tanrının hep güneş tanrısı olmasıdır. güneş sembolünün şekli ve amacı islam dinindeki şeytanların şekil ve amacını yansıtır, şöyle ki

 

“Onu ve kavmini, Allah’ı bırakıp da güneşe secde etmektelerken buldum, şeytan onlara yaptıklarını süslemiştir, böylece onları (doğru) yoldan alıkoymuştur;…  (Neml Suresi, 24-25)

Tüm çok tanrılı dinlerde güneş olan, ışığın kaynağı olan bir baş tanrıya tapılmıştır. Çünkü güneş insanların gözünde ışığın yaşamın ve güzelliklerin kaynağı ve sembolüdür. Baştanrı da ışığın ve yaşamın güya kaynağı olduğu için güneş sembolü ile betimlenmiştir.

güneş aynı zamanda her şeyi gören gözdür. Güneş ve bu tek göz aynı simgelerdir. Baştanrının sembolüdür. Heryere ışık ve canlılık verirken aynı zamanda kocaman göz tüm yapılanları görür. Güneş gibi aynı şekilde tek göz sembolü; Mu kıtasıda dahil bütün çok tanrılı dinlerde vardır.

Güneş, Hindistan’da, Suriye’de olduğu gibi Varuna’nın gözüdür; Pers inanışında Ahura Mazda’nın gözü, Yunanistan’da Helios’un (güneş tanrısı) ve Zeus’un gözü, Mısır’da Ra’nın gözü olarak belirir. İskandinav inisiyasyonunda Odin’in tek gözü her şeyi görendir.

daha önce de belirttiğimiz üzere putperest dinlerde herşey semboldür çünkü semboller büyüdür, yani semboller sayesinde tanrılar şeytanlar anımsanır, kutsanır ve bu kuantumsal düşünce gücü ile güç kazanırlar. Güneş tüm putperest dinlerde tanrı figürleri ile birliktedir, bu sayede güneş şeytanlara güç kazandıran onları simgeleyen bir sembol olarak kullanılmıştır. 

 

Ezoterik kaynaklara göre doğru yolu benimsemiş bir topluluğa önderlik eden “Manu” adındaki lider, eski bir zamanda Orta Asya’da bu topluluğa ya da inisiyelerine şu konuşmayı yapmıştır: “Atalarınız ilahlarla birlikte yaşıyordu. Artık ilahlar nadiren gözükecekler ama siz insanlara bağlılık nişanını bıraktılar (nişan sözcüğüyle Güneş, kimi kaynaklara göre ise gökkuşağı kastediliyor). Yasalara göre yaşayınız! Size tekrar geleceklerdir. Enkarne olarak geleceklerdir. Ey kadınlar temiz kalınız! Çünkü gelecek neslin kahramanlarına gebe olacaklar sizlersiniz. (Güneşi göstererek sözlerine şöyle devam eder) İşte Ulu Tanrı’nın imajı. O’na doğru ilerlemek gerek”

aynı zamanda güneş, tanrının oğludur. tanrının oğluda güneş gibi doğacaktır.  eskileri araştıran bir çok kişi antik kral ve imparatorların güneşin oğlu ünvanını aldıklarına dikkat çekmiştir. Bu kimi geleneklerde gökteki kürenin oğlu manasınada gelmektedir.

 

Ekvador’da bulunan çok eski dönemlere ait başka bir eser ise, Gözlü Piramit denen nesnedir. Eğer bu piramidi siyah ışık altına koyarsanız, göz çok kuvvetli şekilde parlamaktadır. Bu piramidin altında, küçük altın plakalardan yapılmış noktalar halinde Orion takımyıldızının dizilişini gösteren bir işleme ve bir de bilinmeyen bir yazı var. Alman Dilbilim Derneği’nin başkanlığını yapan ve kırktan fazla dilde kusursuz olan Profesör Kurt Schildmann, yazıyı, en eski yazıdan daha eski olduğu için Ön-Sanskritçe diye adlandırmaktadır. Bu dört harfin çevirisi şöyledir : “Yaratıcının oğlu geliyor”.  Schildmann şöyle diyor:  Aynı yazıyı çeşitli ülkelerde, örneğin Ekvador’da, Kolombiya’da, İllinois’de (Birleşik Devletler), Fransa Glozel’da, Akdeniz’in Malta Adası’nda, Türkmenistan’da, Avustralya’da, İtalya’nın Güney Calabria’sında sadece birkaç yıl önce taşların üzerinde bulmuştuk. 

 

benzer şekilde önceki bölümlerde antik dönem tanrılarının çocuklarının mumyaları olduğuna değinmiştik. 

 

Mu döneminde gökten gelen tanrıların insan kadınları ile ilişkiye girdiklerini ve doğan çocuklarında kral olduğunu anlatmıştık. tufandan sonra gelen insan krallarda bu inancı devam ettirerek kendilerini güneşin oğlu ilan etmişlerdir. bu krallar halk nezdinde güç ve iktidarlarını arttırmak için böyle bir iddia da bulunsalarda bu durumun gerçeklik payıda vardır çünkü şeytan günahkar insanların çiftleşmesine hülul eder yani ortak olur. ya da  kendisini sunan kadınlarla ilişkiye girebilir. 

(Ey İblis) haydi, onlardan gücünün yettiklerini sesinle (telkinde bulunarak) çağrınla ayart! Süvarilerinle yayalarınla onlara karşı ordu topla; mallarına, evlatlarına ortak ol, kendilerine vaadde bulun. Zaten şeytan insanlara aldatmadan başka bir şey vaad etmez. (İsra, 17/64)

İbn Abbas’tan (radiyallahu anh) rivayet ettiği bir hadiste Resulullah (aleyhissallatu vesselam) şöyle buyurmuştur: Ümmetimden biri ehline yakınlık etmek istediği vakit “Bismillah, Ya Rabbi! Bizi şeytandan uzaklaştır! Bize ihsan edeceğin (zürriyet)’den de şey­tanı uzaklaştır!” derse aralarındaki o cimadan çocuk mukadder olursa o çocuğa şeytan ebediyyen zarar veremez” (Buharî, Deâvât, 54, No: 6388; Müslim, Nikâh, 116, No: 1434).

Şeytan; “Hanımı ile cinsî yakınlık ânında, şeytandan Allah’a sığınmayan kimse ile beraber olurum. Bu yakınlıktan meydana gelen çocuk bize itaat eder, sözümüzü dinler. “ Kaynak : Şeceret-ül-Kevn/ Muhyiddîn-i Arabî (Allah’ın selamı rahmeti ve bereketi onun üzerine olsun, Sırrı mukaddes kılınsın)

 

günümüzde dünyayı ve liderlerini yöneten masonların şeytanlarla nasıl ilişkiye girdiklerini ve dünya liderlerinin birçoğunun nasıl gerçekten şeytanın oğlu olma ihtimallerini ilerleyen bölümlerde inceleyeceğiz.

Yine çok tanrılı dinlerin ibadethaneleri olan piramitlerinde güneşle ilginç münasebetleri vardır. Piramitlerde kralların mezar odasına, yılda sadece 2 kez güneş girmektedir. (doğduğu ve tahta çıktığı günler) 

 

İslamda ise güneşin doğma ve batma vakitleri olan kerahet vakitlerinde namaz kılmak sakıncalı bulunmuştur.

Güneş şeytanın boynuzu ile doğar, sonra ayrılır. Öğlende tekrar beraber olur, sonra ayrılır. Batmaya yüz tuttumu yine beraber olur, sonra yine ayrılır. Bu üç zamanda namaz kılmayın. Ravi: Hz: Saffan Ibni Muattal (r.a.)

 

Sonuç olarak güneşin çok tanrılı dinlerdeki önemini ve ibrahim’i dinlerde bunun tam tersi olduğunu görüyoruz.

Yine güneş dininin ortak özelliklerinden biri de bu dinin tanrılarının İslam dinindeki cinlere benzemesidir.  

 

Cin tanrılar

 

Daha önceki bölümlerde çok tanrılı dinlerdeki tanrıların İslam kültüründeki cinler, diğer kültürlerde ise bu tanrılara uzaylı, hayalet veya ruh dendiğini göstermiştik.

 

Çok tanrılı dinlerin tanrılarının özelliklerine baktığımızda İslam kültüründeki cinlerin özellikleri ile aynı olduğunu görürüz. tanrılar ve cinler aynı insanlar gibi varlıklardır fakat diğer boyutta yaşarlar ve diğer boyutun özelliğinden dolayı ışıktan hızlı hareket edebilir şekil değiştirebilir, 3. boyuttaki cisimlerin içinden geçebilir ve bizim gözümüze görünmez şekildedirler.

 

hatırlayın 1.bölümde çok tanrılı dinlerdeki tanrıların insanlara benzediklerini yani nefis sahibi insani zaaflarının olduğunu ve yaratan olmadıklarını anlatmıştık. Tüm antik metinlerde tanrılar cinsel ilişki ve şehvet yaşar. Şahsi Çıkarlarına ve duygularına göre hareket ederler. tanrılar sonsuz güçlü değildir. yapabileceklerinin bir sınırı vardır. insan benzeri kişisel özelliklere sahip, ek olarak bazı bireysel (doğaüstü) güç, ve bilgiye sahiptirler. çok tanrılı dinlerde tanrılar birbirlerine akraba, rakip, düşman ya da kanka olabilirler, Tanrılar insanlardan uzun yaşarlar ama ölümsüz değillerdir

Yine antik dönemde de insanların bu pagan tanrıların ruh, cin ya da şeytan olduklarını bildiklerini, bugünkü satanistler gibi genelde bunu bilerek tapındıklarını zaten anlatmıştık. 

(Hindu, Brahman, İran, Sümer, Babil, Asur, Mısır, Grek dinlerinin de temelinde Cin/Şeytan tanrı kültü yatmaktadır ve bütün bu kavimlerin tanrılarının hepsi bu cinler ve şeytanlardır. Bu kültürlerin insanları tüm dünyada şeytan olarak bilinen varlıklara taptıklarını bilmekte kabul etmektedirler. bir kısmı ise onlara düşmüş melek vs. demektedir.)

Bu varlıklar her ne kadar diğer boyutta olsalar ve şekil değiştiriyor olsalar da yine de bir astral şekilleri vardır. Bu şekil bizim anlayacağımız tabirle hologram şeklinde olabilir fakat var olduğu kesindir çünkü tüm kaynaklarda bu tanrıların reptilian ve gri uzaylı şeklinde oldukları anlatılmış ve tasvir edilmiştir. Zaten İslam kültüründe de cinlerin bedensel hareketler yapabildikleri örneğin namaz kılabildikleri anlatılmıştır.

Yılan tanrılar

 

Tüm çok tanrılı dinlerde var olduğunu gösterebileceğimiz bir benzerlik de hepsinde yılan tanrıların var olmasıdır. bu konu ile ilgili zaten daha önce bir bölüm hazırladığımız için ve bu bölümde de çok defa yılan sembollerini göreceğiniz için bu kısmı geçiyorum.

 

Gri uzaylı tanrılar

 

Çok tanrılı dinlerin tüm zamanlardaki versiyonunda yılan tanrının yanında yardımcı gri uzaylı Tanrı ve figürlerini görmekteyiz. Aynı şekilde gri uzaylılar hakkında da daha önce uzun anlatımlar yaptığımız için ve yine bu bölümde de sıkça gri uzaylı kelimesi duyacağınız ve tasvirlerini göreceğiniz için bu bölümü de geçiyorum.

 

mavi renk

 

Çok tanrılı dinlerin ortak özelliklerinden biri de tanrıların mavi renkli olmasıdır. 

bu özellikle hint tanrılarında ve mısır tanrılarında ve maya tanrılarında açıkça görülür. Mayalar için mavi, tanrıların rengiydi. Yağmur Tanrısı Chaac, Yağmur ve Fırtına Tanrısı Tlaloc, Güneş ve Savaş Tanrısı Huitzilopochtli mavi renkliydi ve bunlara sunulan insan kurbanları mavi renge boyanırdı.

 

şeytana tapan yezidiler için mavi renk şeytanın rengi olduğundan mavi elbise giymezler ve onlara yasaktır.  ne hikmetse çok tanrılı dinlerin başlıca figürlerinden olan bazı akrep ve örümceklerinde kanı mavidir.  Yine cinlerin kükürt kokusu ile bağlantısını da anlatmıştık. türkiye de cinlerin görüldüğü yerlerde amerika da ise uzaylıların veya ufoların görüldüğü yerlerde kükürt kokusu duyulduğunu söylemiştik. işte garip bir şekilde insan kanında da ne kadar kükürt varsa kan o kadar mavi renge dönüşmektedir. Çok fazla kükürt içeren bileşiğe maruz kalan kişilerin bazen ciltleri mavimsi bir renk tonuna dönerken, kanları koyu mavi, yeşil veya siyaha dönebilir. (Bu, hemoglobine bir kükürt atomunun dahil olması nedeniyle oluşur. sizin de başınıza gelirse endişelenmeyin; vücudunuz kükürtü temizlediğinde kanınız tekrar kırmızı olur). Belki sürüngen ve gri uzaylı kılığındaki bu varlıklarında kendi boyutlarında bir bedenleri olduğu gibi kanlarıda vardır. Belki bu kanlarının rengi de mavidir. 

çok tanrılı dinler tanrıların renginin neden mavi olduğu konusunda tam bir neden belirtmezler. sadece renkleri mavidir derler. fakat bazı teorilere göre Mavi, hem gökyüzünün hem de okyanusun rengidir — yani sınırsızlık ve sonsuzluk anlamına gelir. Zaten cinlerinde uçabildikleri için gökyüzü ile ve Mu kıtaları suyun altında kaldığı için okyanus ile bağlantısını, bu sebeple bermuda şeytan üçgeninin anormal manyetik etkisini anlatmıştık. Peygamberimizin şeytanın tahtı su üzerindedir hadisini de unutmayın.

 

Başka bir teoriye göre de Mavi derinin koruyucu bir aura yaydığına inanılır; bu, tanrıların müritlerine sunduğu ilahi korumayı simgeler. 

 

 bunun bir nedeni de bu tanrılar bizim boyutumuzdaki büyücülere göründüğünde mavi renkli bir formatta görünüyor olabilirler. çünkü tasavvuf ehlinden bazılarının anlattıklarına göre inzivaya çekilen riyazet yapan tasavvuf ehline şeytan mavi ışık olarak görünmüş ve “ben senin rabbinim artık bana ibadet etmeyi bırakabilirsin” demiştir.

 

Bu konu ile ilgili önemli bir benzerlik de dünyayı yöneten mason yani şeytana tapan liderlerin biz mavi kanlıyız demeleridir. İspanyolcada “Sangre Azul” olarak bilinen bir terimdir. İspanya’da Kastilya kralları, “Arap veya Yahudi kanı taşımadıklarını” ima etmek için “Mavi Kanlı” anlamına gelen “Sangre Azul” olduklarını iddia etmişlerdir. Araştırmacı David Icke de, birçok dünya liderinin sözde sürüngen olduğunu veya sürüngenler tarafından ele geçirildiğini defalarca dile getirmiştir. Icke’ye göre, ünlü Yahudi Rothschild ve Rockefeller aileleri ve İngiliz kraliyet ailesi , sürüngen ırkından geliyor.

 

Bir teoriye göre bu yöneticilerin kanını farklı hale getiren kendilerinin özel dna yapılarıdır. Bunu daha önce birçok antik delilini gösterdiğimiz üzere boyut varlıkları ile evlenerek elde etmişlerdir.  ve bu özelliğin bozulmaması içinde akraba içi evlilikler yapıyorlar. O sebeple antik Mısır’da akraba evliliği yüzünden birçok sakat hanedan mensubu olduğu gibi Avrupa’da da birçok sakat haneden üyesi bulunmaktadır. 

 

mavi renk israil bayrağında ve dini elbiselerinde yer alır. tahrif olmuş tevrata göre de mavinin neden önemli olduğunu anlamışsınızdır.

 

4 büyük tanrı 

Sembollerle devam ediyoruz çünkü tüm bu sembollerin günümüzde de kullanıldığını gördüğünüzde günümüz dünyasını kimlerin yönettiğini daha iyi anlayacaksınız.

tüm dünyada görülen reptilian ve gri uzaylı tanrı heykel ve resimleri yanında 4 önemli varlık sembolü de tüm antik çok tanrılı dinlerde ortak şekilde görülmektedir. bu varlıklardan ilki arslandır. arslan sembolü tüm antik çok tanrılı dinlerde önemli tanrıları ve yıldızları simgelemekteydi. 

ARSLAN

 

“Aslan Sembolü” hemen hemen her yerde “Güneş Sem­bolü” ile birlikte kullanılmıştır.

Babil mitolojisinde aşk ve savaş Tanrıçası İştar, yanında bir aslanla tasvir edilir. Sümer mitolojisindeki aşk ve savaş Tanrıçası İnanna, yedi aslan tarafından çekilen bir savaş arabasının içinde ya da kendisi aslan formunda tasvir edilir. Mısır’da savaş ve yıkımın tanrıçası Sekhmet de dişi aslandır. Mısır mitolojisinde tanrıça Tefnut (Tefnet) da aslan başlıdır. Ana tanrıça Kibele, her iki yanında bulunan aslanlarla tasvir edilir. İskit mitolojisinde aslan, tanrı Arti-pasa’nın sıfatı ve güneş tanrısı Oestosyru’nun bir vasfıdır. Hitit mitolojisinde de tanrıların arabalarını aslanların çektiğine inanılır. Çin mitolojisinde aslan, genellikle, dünyayı temsil ettiği düşünülen bir küre ya da bir top ile birlikte düşünülür. Aslan, Hindistan ve Mezopotamya’da tanrıçanın olağan binek hayvanıdır. Eski Mısır ve Hint tradisyonlarında görüldüğü gibi, birçok uygarlıkta, ilâhîliğin hayvanlardaki tezahürünün arslan olduğu ifade edilmiştir. Eski Mısır kaynaklı ‘Hermetika’ metinlerinde, ilâhîliğin karadaki sembolü arslan, denizdeki sembolü yunus ve havadaki sembolü kartal olarak kabul edilir. Anadolu’da arslan sembolünü en fazla kullanmış uygarlıklar çok tanrılı dine mensup olan Hititler, Frigler, Lidyalılar, Urartular ‘dır. 

 

Frigya tradisyonunda hayvanların karalardaki kralı arslan ile göklerdeki kralı kartal birleştirilmiş ve kanatlı arslan sfenksi ortaya çıkmıştır. Anadolu’da kanatlı arslan-insan sfenksine de rastlanır.

 

KARTAL

 

bu varlıklardan ikincisi kartaldır. kartal sembolü tüm antik çok tanrılı dinlerde önemli tanrıları ve yıldızları simgelemekteydi. 

Temmuz’la  özdeşleştirilen Lagaş tanrısı Nin-Girsu aslan başlı bir kartal olarak resmedilmiştir. Yunanlı gök ve hava tanrısı Zeus’un eşliğinde bir kartal vardı. Mısır’da kartalın yerini akbaba tanrıça Nekhebit almıştı. göklerde bir şahin gibi süzüldüğünden Horus’un lakabı şahindir. Hititlilerin  çift başlı kartalı krala dönüşen bir tanrıyı simgelemektedir. Babilli Etena kartalı gibi Hint mitolojisindeki dev kartal Garuda da yılanları yok eder. Bu kuş ateş tanrısı Agni’ye benzetilmiştir. (Agni’nin özelliklei Temmuz ve Mitra’ya benzer.) İskandinav baş tanrısı odin: Güneş ve Kelt haçı ile sembolize edilir. Tanrıların babasıdır, tahtından dokuz diyarda olan tüm olayları gözler. yeryüzüne ve gökyüzüne hakimdir, gerektiğinde kartala dönüşebilir. kuş, balık, solucan gibi çeşitli hayvan kılıklarına bürünebilirdi. Çin’deki En büyük üç tanrıdan bir diğeri olan; Shen Nong, Yan Didi tarımın babasıdır. (Kendisine atfedilen dönem yaklaşık olarak MÖ 2800 olan bu hükümdâr da tanrısal kökene sahipti.) ve bir insanın bedenine sahip olmakla birlikte bir kuşun kafasını barındırdığına inanılırdı.

 

boğa

bu varlıklardan üçüncüsü boğadır. boğa sembolü tüm antik çok tanrılı dinlerde önemli tanrıları ve yıldızları simgelemekteydi. 

Boğa’nın simgeselliğini hemen hemen tüm kültürlerde görmekteyiz. Mezopotamya’da Ay Tanrısı Sin’e boğa biçimi verilmiş, Mısır’da da Ay Tanrıçası “yıldızların boğası” olarak kabul edilmiştir. ve boğaların Tanrısı Apis, Tanrıça İsis’i temsil etmiştir. Apis Boynuzları arasında bir güneş ve bir ay diski taşır. Mısırlarda kral-tanrı 3. Amenhotep olarak benimsenen, öküz başlı Khnum da, insanı bir çömlekçi çarkında çamurdan yaratırken resmedilmiştir. 

Hititlerde boğa, en büyük Tanrı Gök Tanrısı’ydı. Hitit başkenti Hattuşaş’taki Yazılıkaya Tapınağı’nın ana sahnesinde gösterilen tanrıların önemi, üçgen biçimli şapkaların dış kenarlarına yerleştirilmiş boğa boynuzlarıyla belirtilmeye çalışılmıştır.  Yunan mitolojisinde, ölümlü bir güzel kıza aşık olan Zeus, boğa şeklini alır.

Babil astronomisinde taurus yani boğa takımyıldızı, cennetin boğası ya da göklerin boğası olarak bilinmekteydi. Fransa’da boğalar salonu delinen bir mağara resminde, pleiades yani yedili sistem de yer almaktadır. Ve mağaranın tarihi MÖ 15.000’lere kadar dayanmaktadır. Kenanlılar, bereket tanrısı olan ve boğa ile simgelenen Baal putuna taparlardı. Aynı dönem Yunanlıların Girit boğası ün yapmıştı. 

boğa; sümerlerde, antik araplarda ve çinlilerde de tanrıları simgelerdi ve meşhurdu. 

 

Boğa takımyıldızının bir parçası olan Aldebaran, bu takımyıldızının en parlak yıldız idi ve hâlâ da öyledir. Gökyüzündeki on dördüncü en parlak yıldızdır.

Hayvan Suretinde tanrılar

 

bu varlıklardan dördüncüsü insandır. insan sembolü tüm antik çok tanrılı dinlerde önemli tanrıları ve yıldızları simgelemekteydi.

putperest dinlerin ortak özelliklerinden biride insan hayvan karışımı tanrılar ve sembollerdir. bu hayvan suretindeki çeşitli tanrıların şekil ve amacı şeytanların stil ve amacını yansıtır, şöyle ki

 

her çok tanrılı dinde sayısız sembolünü gördüğümüz yılanın sebebini zaten biliyorsunuz. bunun sayısız delillerini diğer boyuttaki yılan suretindeki tanrılar yüzünden olduğunu, bu tanrılara islamda cin dendiğini ve cinlerinde yılan suretinde olduğunu göstermiştik. 

yılandan sonra çok tanrılı dinlerde ikinci olarak en çok, tanrıların hayvan suretinde putlarının yapıldığını görürüz. arslan- boğa- kartal bu hayvanların başlıcalarıdır.arslan, kartal, boğa, insan sembolleri Mu kıtasında da önemli bir yere sahipti.  hz nuh kavminde de tapınılan en önemli 4 put arslan, boğa, kartal ve insan şeklinde idi. bu 4 önemli put, Mu kıtasından dünyanın her yerine yayılmış ve tufandan sonra da tapınılmaya devam edilmiştir.

 

Nuh suresi-23- (Nuh kavmi dediler ki:) “Sakın tanrılarınızdan vazgeçmeyin, Ved, Suva, Yegûs, Yeûk ve Nesr’i, bunlardan hiçbirini bırakmayın!” dediler.

büyük islam alimlerinden zemahşeri, kuran tefsiri eseri keşşafta bu putları şu şekilde belirtmiştir;

(Ved putu-erkek şeklindedir ve (aşk tanrısıdır) “sevgi ve aşk” temaları yüklenmiştir, Süvâ putu ‘-kadın şeklindedir (nesil tanrısıdır) “bolluk-bereket” temaları yüklenmiştir, Yegus putu -aslan şeklindedir (yağmur tanrısıdır) “yardımseverlik” teması yüklenmiştir, Yeûk putu -kısrak veya boğa şeklindedir (kuvvet tanrısıdır) “mal ve mülk, zenginlik” temaları yüklenmiştir, Nesr putu -kartal şeklindedir (gök tanrısıdır) “güç, kuvvet, kudret” temalarını yüklenmiştir.

tanrılar neden bu hayvanların şeklinde tasvir edilmiş sorusunun cevabı şu olabilir; 

bu hayvanlar gökteki takım yıldızlarına benzemekle birlikte semayı tutan meleklerle özdeşleştirildiklerinden bu derece önemli olmuş olabilirler. Şeytan insanları ilk etapta bu meleklere tapmaları konusunda kandırmış olabilir.

Hadisi şerifte şöyle denilmektedir ““Arş’ı dört melâike hamletmişlerdir. Bu meleklerden her birinin dört tane yüzü vardır. Biri adam yü­zü, biri aslan yüzü, biri öküz yüzü, biri de kartal yüzüdür. Bu yüzlerin her biri o tür için Allah’tan rızık diler. (Kurtûbî; el Camiu li Ahkâmi’l Kur’ân)

İbni  Arabi de,Arşı taşıyan 4 melek olduğunu,İbn Meserre’nin görüşüne benzer bir görüş aktararak şöyle denildiğini söyler:“Bu meleklerin ilki İnsan,ikincisi Aslan,üçüncüsü Kartal,dördüncüsü Boğa suretindedir. Boğa, Samiri’nin görüp de Musa’nın ilahı sandığı şeydir.Bu nedenle kavmi için bir buzağı yapmış ve şöyle demiştir:’İşte bu sizin ve Musa’nın ilahıdır.’(F.M.C.1-S.433)

aynı tasvirler tevratta da geçmektedir. Ezekiel yani islam kültüründe zülkif adıyla tanınan peygamber tarafından görülen 4 melek cinsi insan arslan boğa ve kartal şeklindedir.

hezekiel-5- En ortasında insana benzer dört canlı yaratık duruyordu;6- her birinin dört yüzü, dört kanadı vardı… 10: “yüzlerinin benzeyişi ise, onlarda insan yüzü, sağda dördünün aslan yüzü, solda dördünün öküz yüzü, dördünün de kartal yüzü vardı.”

Antik uzaylılar gibi belgesel serisinde bu görülen ateş çıkaran cismin, uzay aracı, görülen varlıkların ise uzaylılar oldukları iddia edilmiştir. belki gerçekten böyledir, bu varlıklar da aslında cinlerdir. Ve İsrail kaynaklarından bu bilgiler bazı İslam kaynaklarınada geçmiş olabilir. Fakat tüm dünyada görülen uzay araçlarından çıkan varlıkların hiçbiri insan aslan kartal veya boğaya benzememektedir hepsi gri uzaylı ve Reptilian uzaylıya benzemektedir. 

Büyük ihtimalle putperest kavimlerde bu melekler cin diye değiştirilmiştir; kaldelilerin inanışında insan ırkının 4 koruyucu cini şunlardı: 1. si boğa 2.aslan 3.insan 4. kartal görünümündeydi.

cinlerin semavi dinleri yavaş yavaş tahrif ettiğini anlatmıştık. sapmalar bir anda olmuyor yavaş yavaş oluyordu. şeytan insanların bu gökteki melekler inancını kullanarak; sihirbazlar vasıtasıyla: “o meleklere tapmalısınız onlar Allah ile sizin aranızda aracıdırlar, işlerinizi çekip çevirende onlar” diyerek insanları saptırmıştır.

İnsanların bu suretlere tapmasının bir nedeni de antik dönemde revaçta olan yıldız biliminden ve bu varlıkların takım yıldızlarının sembolü olmasından dolayı olabilir. O dönemde insanlar burçlardan yıldızların kendilerini nasıl ve ne kadar etkilediğinden haberdardır.  

yani sonuç olarak takımyıldızlarının yani burçların insanın karakterini etkilemesi, eğer varsa 4 büyük melek inancı ve bu meleklerin sureti şeklinde gökte; insana, aslana, boğaya ve kartala benzeyen takım yıldızları olması yani insanların bunu gözle görüyor olması onlara tapmalarını kolaylaştırmıştır. herkes tarafından bu 4 tasvir sevilen güzel şeylerin sembolüdür. kartal göklerin hakimiyetini, boğa gücü kuvveti ve bereketi, aslan yerlerin hakimiyetini, insan ise insani duygu ve kavramlarını akla getirmektedir ve insanlar tarafından sevilen tasvirlerdir. bu 4 sembol aynı zamanda dünya üzerindeki en önemli 4 şeyi simgeledikleri için insanların severek tapacakları simgelerdir. şeytan da bu fırsatı değerlendirip kendi çıkarı için kullanmıştır.  

bu 4 sembole tapınılmaya başladıktan sonra veya aynı zaman diliminde gökten insanlara görünerek gelen cinler: bizde zaten o takım yıldızlarından geliyoruz, bizler yıldızlarda yaşayan göktanrılarız, o taptığınız melekler aslında bizleriz vs. diyerek ve belki kartal, aslan boğa ve insan kılıklarında insanların karşısına çıkıp kandırarak insanlara efendi ve tanrı olmuşlardır. çok tanrılı dinlerin yazıtlarına göre tanrılar yıldızlardan gelmiştir. bu sebeple çok tanrılı dinlere göre takım yıldızları; ölülerin ruhu ya da bizzat tanrılardır.  örneğin sabiilere göre tanrı ile insan arasında kutsal ruhlar bulunurdu ve yıldızlar bu ruhların heykelleri olduğundan bu yıldızlara taparlardı. 

peki yılan tanrılar ile bu 4 sembolün bağlantısı nedir. konuyu incelediğimizde şunu görürüz; dünya üzerindeki hemen her antik kültürde bu 4 sembolün kullanıldığı yerlerde yılan en kutsal semboldür. yani aslan kartal boğa ve insan sembolünün üstünde ve daha kutsal olan yılan sembolü vardır. daha önce de belirttiğimiz gibi chrucward’ ın anlatımıyla yılan güya yaratıcıyı simgeliyordu. Yaratıcı ile insan arasındaki elçiydi. buradan da bu 4 sembolün yılan sembolünün alt sembolleri olduğunu anlıyoruz.  zaten bu 4 önemli canlının birleşimi reptilian yani ejderha tanrıyı oluşturmaktadır. reptilianın boğa gibi boynuzları, aslan gibi pençeleri, kartal gibi kanatları ve insan gibi beyni vardır. aslan, ejderha tanrıların yerdeki hakimiyetini, kartal gökteki hakimiyetini, boğa gücünü ve bereketini, insan ise en üstün insani vasıfları taşıdığını simgelemekteydi. diğer yarı hayvan yarı insan şeklindeki tanrı sembolleri ve sfenkslerde reptilianın farklı özelliklerini simgelemek için yapılmıştır. sfenkslerde zaten bildiğiniz üzere genellikle; aslan, boğa, kartal ve insanın birleşimi ile oluşturulan heykellerdir.

 

yıldızlar

bu 4 büyük sembol konusunda anladığınız üzere bu semboller her türlü yıldızlarla bağlantılıdır. sadece bunlar değil çok tanrılı dinlerdeki neredeyse tüm semboller yıldızlarla bağlantılıdır. yapılan tüm antik yapılar, piramitler ve dikilen tüm megalitler yıldızlara göre konumlandırılmıştır.   bunların yanında yıldızların direk kendiside çok tanrılı dinlerde kullanılan en önemli sembollerdir. güneş, ay, venüs, mars gibi gezegenler her yerde karşımıza çıkar. yıldızlar antik dönemde insanların en önem verdiği şeyler arasındaydı, hatta büyük ihtimalle dinlerinin bozulma noktası, şeytanın girdiği aralık yıldızlardan olmuştur. çünkü antik dönemde insanlar en basitinden burçların tesirinden, karakterlerinin 3 te birinin güneş burcundan 3 te birinin ay burcundan 3 te birinin ise yükselen burcundan etkilendiğinin bilincinde ve bu sebeple yıldızlara çok önem vermekte idiler. bunun bir sebebi de hazreti adem’den sonra gelen ilk peygamber olan idris peygamberin yıldız ilmine sahip olması ve pek tabi bu bilgiyi insanlar ile paylaşmış olmasıydı. . 

o sebeple dünyaya en yakın gök cisimleri olan güneş, ay ve Venüs, pagan dinlerde baştanrının 3 farklı yönünü veya en büyük 3 baş tanrıyı sembolize eder. güneş dininin ortak özelliklerinden biri de hepsinde üçlük inancı olmasıdır. neredeyse tüm çok tanrılı dinlerde var olan Trinity yani 3 leme inancı baş Tanrı’nın erkek-dişi ve ruhsal yönlerini temsil eder. trinity olarak bilinen bu 3 lemede güneş, baba baş tanrıyı, venüs, kadın baştanrıyı yani aşkı ve ay, baş tanrının ruhunu, soyunu ve oğlunu sembolize eder.  

3 LÜK İNANCI (Trinity)

 

önceki bölümlerde gösterdiğimiz üzere Çok tanrılı dinlerde genel olarak; her şeyi yaratan bir yaratıcı ile normal tanrılar arasında bir de baştanrı bulunur. Bu baştanrı da genelde tıpkı bir şizofren gibi 3 kişiliklidir, ve baştanrının bu kişiliklerinin her biri ayrı bir tanrı olarakta kabul edilir. 

Değişik zaman ve dînî sistemlerdeki teslisler şunlardır:

Arap: lat , menat , uzza

Bâbil geleneği:

Birinci üçlük: Anu (Gök tanrısı), Enlil (Yer, hava ve fırtına tanrısı), Ea (Irmaklar tanrısı).

İkinci üçlük: Sin (Ay tanrısı), Şamaş (Güneş tanrısı), İştar (Bereket tanrıçası – Tammuz’un eşi-sevgilisi)

Hint : brahma – vişnu – şiva

Mısır : İsis – Osiris – Horus,

Hitit: Teshup – Hepatu – Sharruma,

Grek ezoterizmi: Phanes – Ouranos – Kronos,

Grek mitolojisi: Silene (Selene) – Hekate – Artemis,

Antik İran’ın Ehli Hak geleneği: Güneş’in efendileri olan üç kardeş ilah,

Orta Asya geleneği: Gök Tanrı-Kara Han-Ülgen,[kaynak belirtilmeli]

Sümer ve İskandinav tradisyonlarında ve neo–platonizm’de de bu tür üçlü ilah gruplarına rastlanır.

Şeytan üçlüğü: Labartu – Labazu – Ahatsu,

Guatemala geleneği: Bitol – Alom – Quhalom,

Kelt geleneği: Teutates – Taranis – Esus,

Peru geleneği: Paçakamak – Kon – Virakoça,

Dogon geleneği: Nommo die-nommo tityayne-o nommo,

İndo-Aryen geleneği: Mitra – İndra – Varuna,

Mitanni geleneği: Mitrassil – İndar – Uruvanassel,

Sabiî geleneği: Hibil – Şitil – Anuş,

Etrüsk geleneği: Tinia – Uni – Minerva,

 

Bu 3 lük inancına göre Güneş öldükten sonra ruhu reenkarnasyon ile oğlu aya geçer ve oğul ay, güya kocası olduğu için tekrar annesi olan venüs ile ilişkiye girer. Bu reenkarnasyona bağlı ensest ilişki inancı; ya üçlük inancındaki tanrılar arasında ya da diğer alt tanrılar arasında yani hemen hemen bütün pagan dinlerde vardır. bu inançla aile içi ilişkiyi meşrulaştırmaya çalışırlar, bu şekilde ahiret inancını yok eden reenkarnasyonuda bir öğreti ve inanç haline getirirler.

 

Ay 

Az önce zaten çok tanrılı dinlerin adının Güneş dini olduğunu ve güneşin baş tanrıyı simgelediğini anlatmıştık aynı şekilde Tüm çok tanrılı dinlerde ayda genel olarak teslis yani trinity inancında tanrının dişil yönünü simgeler. 

Çok Tanrılı Dinlerde Ay Tanrıları veya Tanrıçaları şunlardır:

 

Mısır: Thoth- Khonsu

Yunan: Selene-Artemis 

Roma: Luna- Diana

Mezopotamya: Sin / Nanna

Şinto (Japon): Tsukuyomi

Aztek: Coyolxauhqui

Hinduizm: Chandra / Soma

 

aynı şekilde ayda da piramit ve akıllı varlıklar tarafından yapılmış yapılar bulunmaktadır. marsta ve ayda da bulunan bu piramitler ancak akıllı varlıklar tarafından yapılabilecek yapılardır ve cinlerin bir zamanlar bizimle aynı boyutta yaşadıklarının kanıtıdır. aynı zamanda oralara gidecek yapı inşa edecek kadar güç ve teknolojinin tarihi devirlerde var olduğunun da kanıtıdır. george h. leonard ın yazdığı “somebody else on the moon” adlı kitapta ayda değişik yapıların bulunduğu bir çok resim var.

 

VENÜS

 

Aynı şekilde Güneş ve aydan sonra dünyadan görülen en parlak gezegen olan venüs’te üçleme inancındaki 3. tanrıyı simgeler.

Venüs tüm çok tanrılı dinlerde; 3 lük inancına göre baştanrının ruh ve birleştirici yani aşk yönünü temsil eder. 3 lük inancı yok ise de Venüs baş tanrıçadır. Genellikle aşk çoğalma ve bereket tanrısıdır. 

Sümerliler, Venüs’ü Tanrıça “Inanna” olarak adlandırmışlardır. Asurlarda tanrıça iştar ın, mısır da tanrıça hathor un, Yunan mitolojisinde, güzellik ve aşk tanrıçası Afrodit’ in sembolü venüstü. 

Türk mitolojisinde venüs Umay (Ayızıt) Tanrı’yı karşılamaktadır.

garip bir nokta da venüs’ün latince isminin lusifer olmasıdır. daha sonra lusifer isminin de hıristiyanlık dininde şeytanla özdeşleştirilmesi; venüs’ün şeytanla bağlantısını göstermektedir. 

Venüsün çok tanrılı dinler için bu derece önemli olmasının birkaç nedeni vardır; Venüsün gökteki güneş ve aydan sonra en parlak cisim olması ve astrolojik olarak dünyayı en çok etkileyen gezegenlerin başında gelmesinin yanı sıra tanrıların venüsten geldikleride iddia edilmektedir.

-hint yazıtlarında venüsten gelenler gök süvarileri diye anılır, insanlığa teknoloji ve medeniyeti öğretenlerdir.

 

Toltekler ve Aztekler de yazıtlarında Tanrı Quetzalcoatl ın parlak gezegen Venüs’ten geldiğini söylüyorlar. 

meksikadaki  chalula piramidi de yazıtlarında belirttiklerine göre venüs gezegeni ile tanımlanmaktaydı.  

mitolojilerin çoğunda tanrılar venüsten gelmişlerdir. venüs sembolünün kullanılmasının bir nedeni de budur. günümüzde de hem uzaylıların hem de cinlerin venüste yaşadıkları bilgisi gelmektedir. nasa, 51.bölge gibi konuları incelerken oralarda çalışan yetkili insanların venüsten ve marstan gelen ve o gezegenlerde yaşayan uzaylılardan bahsettiklerini göreceğiz. 

hem hatırlayın japon first lady si kendisini uzaylıların venüse kaçırdığını söylemişti.

Yine hatırlayın hem uzaylılar hem de cinlerin sülfürik asit yani kükürtle bir bağlantısı olduğunu daha önce anlatmıştık. İslam toplumlarında cinler öldüğünde, Amerika’da uzaylıların görüldüğü yerlerde, diğer toplumlarda ise hayaletli bölgelerde kükürt kokmaktadır. venüs gezegeni de özellikleri itibariyle cinlerin yaşadığı gezegen olma ihtimali yüksek olan bir gezegendir. çünkü venüs gezegeninin etrafında Sülfürik asitle kaplı bulutlar vardır. Güneş ve Ay’dan sonra en parlak gezegen olan Venüs, güneşe en yakın gezegen Merkür den bile daha sıcaktır. Adeta bir cehennemdir. Büyüklüğü Dünya ile aynı olduğu için Dünyanın kardeşi olarak kabul edilir. venüsün çok enteresan bir gezegen olduğu ve bu gezegende esrarengiz görüntülerin alınması bilim adamlarını da şaşkına çevirmiştir.

Venera -13 ve venera -14 isimli Sovyet uzay araçlarının 1980 li yıllarda çektiği eski fotoğrafları inceleyen Rusya bilimler akademisi uzay araştırmaları enstitüsü’nde görevli bilim adamı leonid kasnfomaliti şunları söyledi: “Venüs te yarım metre yüksekliğinde ortaya çıkan , değişen veya kaybolan nesneler tespit edildi. Rastgele ortaya çıkan şekilleri izah etmek çok zor.” Dedi. Rus bilim adamına göre fotoğraflarda disk şeklinde hareketli bir cisim, ayrıca siyah bez parçasına benzeyen nesneler ve birde akrep şeklinde bir canlı varlık görülüyor.

 

MARS

Yine çok tanrılı dinlerin çoğunda Venüs ile mars beraber olarak anılmaktadır. Mars özellikle günümüzde uzaylılar ile birlikte sıkça anılmaktadır. 

 

1998’de mars yörüngesinde dolaşan iki uydudan biri olan fobostan mars üzerinde yapay olduğu belirlenen bir dikilitaşa rastlandı.

 

Mars gezegeninde de bariz devasa piramitler ve çevresinde bu bariz insan yüzü bulunmaktadır. Peki neden bu gezegenlerde bu piramitler bulunmaktadır? Daha önce bahsettiğimiz gibi en büyük enerji insan enerjisidir. Piramitler vasıtasıyla insanlardan ve dünyadan toplanan enerji uzaya iletiliyor olabilir. 

hatırlayın muhyiddin Arabi marsta Müslüman cinlerin yaşadığını ve kendisinin gidip marsa selam yazısı yazdığını eserinde belirtmişti. *Bu işaretin (Muhyiddin arabi yazısı) Mars’ın güney kutup bölümünde görüldüğü iddia ediliyor. Google Earth’da Mars koordinatları ise şöyle:

85’47 37 91 G 3 25 07 10 D 

85’43.53.35 G 2 47.56.46.D 

85’43 09.66 G 2 38.40.67 D

 

Rus bilim adamı zacharia Sitchin SABAh gazetesi ne yaptığı özel röportajında :“Marduklular Dünya’ya gelirken Mars’ı üs olarak kullandılar.” Demiştir.

Neospiritüalizmin ülkemizdeki gelişimine büyük katkıları olan Üstad Ergün Arıkdal:  ‘Sirius Sistemi Galaktik sevk ve idare merkezlerinden biridir. “ cümlesi ile görüşünü açıkça ifade etmektedir.

Yine cinlerle iletişimde kullanılan büyü sembollerinden biri de pentagramdır. pentagram sembolü; venüs, dünya ve güneşin aynı hizaya gelmeleri ile oluşan bir semboldür. 

Paganizmde gezegenlere tapma kültü o kadar yaygındır ve toplumları o kadar etkilemiştir ki bugün bile Avrupa dillerinde haftanın günleri gezegenlere tapma günlerine göre ayarlanmıştır. 

satur-day : saturn günü, satürne tapınılan günü 

sun-day : güneşe tapınılacak gün. 

mon-day : ay tapınma günü. 

tuesday : mars tapınma günü. 

wednesday: merkür tapınma günü. 

thursday : jüpiter tapınma günü. 

friday : venüs tapınma günü.

 

Diğer yıldızlar

 

Bu 3 önemli gök cisminin yanında pleiades, Orion, Sirius, ejderha gibi yıldızlar ve takım yıldızları ile güneş sistemimizdeki diğer gezegenler de önemli bir yer tutardı. bunların hepsine değinmeyeceğiz, fakat Sirius yıldızını diğerlerinden farklı , daha önemli ve İslam dininde de bahsedildiği için biraz anlatmamız gerekiyor. 

tanrılar sıklıkla boğa takım yıldızında bulunan pleiades yıldızından geldiklerini söylerler.

bununla birlikte büyük köpek takım yıldızında bulunan siriustan geldiklerini de söylerler. 

 

SİRİUS YILDIZI

Çok tanrılı dinlerin çoğunda çok önemli olan bir yıldızda sirius yıldızıdır. Sirius, farklı dillerde “Sothis”,”Şira” diye de bilinir. Pagan inançlarda sirius yıldızı; cennetin kapısı, göklerin kapısı, göklerin sınırı, tanrıların oturduğu sınır diye bilinir.

Sirius yıldızının bulunduğu köpek Takımyıldızı; Ezoterik öğretilerde genellikle köpek, kurt, çakal biçiminde simgelenmiştir. Tüm çok tanrılı dinlerdeki köpek şeklinde tanrılar bu sebeple vardır.

 

sirius yıldızı; Yunan mitolojisinde avcı Orion’un köpeğidir.

Mısır’da ölüleri öteki aleme götüren Anubis Köpek başlıdır. 

Türk mitolojisinde göksel sarayın bekçisi Kutsal Kurt Asena’dır.

Roma mitolojisinde Roma şehrinin kurucuları Romelus ve Remus’u emziren ilâhi kurttur.

Aztek mitolojisinde köpek biçiminde temsil edilen tanrı, Xolotl’dur. bu tanrı yılanla ilişkilendirilir.

Hint efsanesinde Sirius cennetin kapısı ile özdeşleştirilmiştir.

Dogon kabilesine göre: Sirius yıldızından aktarılan tohumlar dünyayı yaratmıştır. Güneş sistemi Sirius ile evlenmiş güneş doğduktan sonra Sirius yol göstermiştir. Dogon Mitolojisi’nde insanlık Nommo denilen ve Sirius yörüngesinde dönen bir gezegende yaşadığına inanılan amfibik (hem karada hem denizde yaşayabilen) bir türden türemiştir. Efsaneye göre gökyüzünden ateşler ve şimşekler çakarak inen bir gemiden gelmişler ve insanlığa derin bilgiler sunmuşlardır.

 

Antik Mısır uygarlığı bu yıldıza çok önem vermiştir. Sirius’u Ra’nın güneşi ve tanrıça İsis’in yıldızı olarak görmüşlerdir. Bir anlamda güneş sisteminin güneşidir. Mısır rahipleri bu yıldızın dünyanın gelişiminde evrimsel bir role sahip olduğunu düşünmüşlerdir. 

Öyle ki Mısırlılar, Sirius’un görünmez olduğu dönemden (3–4 Temmuz civarı) 35 gün önce ve 35 gün sonra 70 küsur gün boyunca ölülerini gömmemiş, çünkü bu dönemde diğer âleme açılan kapının kapalı olduğunu düşünmüşlerdir. 

Eski Türk kavimlerine göre, sirius yıldızı tanrının ışıklı ülkeleri olan gök ile yeryüzünü birleştiren kutsal bir kapıydı. Bu yıldız ruhlar âlemi ile ölümlülerin yaşadığı maddi âlemin sınırıydı. Tanrıyla insanı ayıran çizgidir de denilebilir. Tanrı insanlara bu kapıdan iyilikler gönderirdi. Şamanlar uçarak bu kapıdan Tanrı ile iletişime geçerler bu yıldıza ulaşıp yukarısına çıkamazlardı. Tanrı şamanlara bu kapı vasıtasıyla bir elçisini gönderir şamanların isteklerini bu elçi vasıtasıyla dinlerdi.

 

Harry Potter da baş karakterlerden Sirius Black, köpeğe dönüşebilmektedir.

 

Çok tanrılı dinlerin hemen hepsinde önemli olan tanrıların yeri olarak bilinen sirius yıldızı İslam inancına görede nedeni tam bilinmeyen sebeplerden dolayı önemli olduğu belirtilmekle beraber bu yıldıza tapınılmaması gerektiği bu yıldızın da rabbinin Allah olduğu söylenmiştir. 

 

Necm suresi 49- Hem doğrusu, (o kendisine taptıkları) Şi’râ (yıldızı)nın Rabbi (de) ancak O’dur. 

 

Kur’an da “şiranın Rabbi Allah tır” denilerek Yıldızın terbiye eden tesiri olmadığını, terbiye edilen olduğu anlatılmıştır.

Daha önce hatırlarsanız nuh tufanı bölümünde zülkarneyn peygamberin Bizim boyutumuza geçen cinlerin çocukları olan devleri ve cüce varlıkları yani yecüc mecücü dünyadan bakır yani manyetik bir set ile  gönderdiğini anlatmıştık.  işte sirius yıldızı burada devreye girmektedir. İslam kültüründe hazreti Zulkarneyn’in bu yıldız vasıtasıyla Yecüc ve Mecüc’ü hapsettiği düşünülür. Yani manyetik set oluşturulurken sirius yıldızının gücü kullanılmıştır denmektedir. Kuran da da bu yıldızın önemli olduğu bu nedenle söylenmiş olmalıdır. Bunun yanında bu yıldızın bazı savaşlarda peygamber efendimiz tarafından bayraklarda kullanılması; şeytanların aşamayacağı set manasına gelmektedir. 

 

Çok tanrılı dinlerde sirius için göklerin kapısı, tanrıların beklediği sınır denmesinin sebebi de gene zülkarneyn peygamberin bu yıldızı sette dayanak yapmış olmasındandır. Set yüzünden şeytan tanrılar siriusun ötesine kolay kolay etki edemez olmuşlardır.

 

Buna bir delil de Kurân da Zülkarneyn’e ‘sebep’ verildiği söylenmesidir. ‘sebep’ kelimesi Kurân da sadece 8 yerde geçer. Bunların 4’ü Zülkarneyn ayetlerinde. Diğerleri de göğe çıkmaya yarayan vasıta anlamında kullanılmıştır.’ Buradan da anlaşılmaktadır ki Zülkarneyn peygamber gökle irtibatlı hatta göğe hükmeden bir peygamber olma olasılığı yüksektir. 

 

Yeri gelmişken şunu da belirtelim ki Tevrat’ta ad ve Semud kavimlerinden yalnızca bir kez bahsedildiği gibi zülkarneyn peygamber den de sadece 1 yerde bahsedilmiştir. 

Yahudiler sınava tabi tutmak amacıyla peygamberimize gidip şöyle dediler; bir peygamber var ki Tevrat’ta bir yerden başka zikredilmemiş bize ondan haber ver. Onların bu sorularına cevaben zülkarneyn peygamber ile ilgili ayetler nazil olmuştur. Yani kuran da ahir zamana etki edecek ve ahir zaman için önemli olan ad, semud ile yecüc mecüc gibi kavimlerin bilgisi özellikle verilmiştir.

 

Araştırmacı Murry Hope ve ezoterik alanda çalışmakta olan diğer pek çok araştırmacı, çok tanrılı dinlerdeki Güneş sembolünün Güneş sistemimizdeki Güneşi değil, spiritüel güneşin tezahürü olan Sirius çift yıldızını temsil ettiğini düşünmektedir. 

 

piramit tapınaklar

 

Tüm bu yıldızlar çok tanrılı dinlerin mabetleri olan piramitlerin yönünü ve konumunu belirlemiştir. bildiğiniz üzere Çok tanrılı dinlerin ortak özelliklerinden biride piramit tapınaklardır. 

 

dünyanın her yerinde bulunan bu piramitlerin ortak özellikleri şunlardır: 

hemen hemen tüm dünyada piramitler güneş dininin ibadethaneleridir ve tanrılara adanmış yani onlara kuantumsal-düşünsel güç kazandırmak için yapılmışlardır. bugün bilim adamları piramitlerin kesinlikle anıt mezar olarak değil başka amaçlarla yapıldıklarını belirtmektedirler. Bunun delillerini özellikle 6. Bölümde göstermiş hatta benzer piramitlerin su altında da bulunduğunu anlatmıştık.

 insanların bugün yapamadığı türde olan piramitlerin hepsi dünya dışı varlıkların yardımıyla ve onların verdiği teknoloji ile yapılmıştır. Farklı bölgelerdeki antik kayıtların hepsinde böyle yazmaktadır. Çok eski olan piramitlerin hepsi tonlarca ağırlıkta bloklardan eşi görülmemiş bir işçilik ve mühendislikle inşa edilmiştir. tabi daha yakın dönemlerde yapılmış olan basit türde piramitlerde mevcuttur.

teknolojisi anlaşılamayan piramitlerin hepsi 6. Bölümde ispatladığımız üzere binlerce yıl öncesine dayanmakta ve hemen hemen aynı antik döneme denk gelmektedir, yani aynı zaman diliminde yapılmışlardır.  

Senyor Garcia y Cubas’a göre Teotihuacan piramitleri Mısır’dakilerle aynı amaca yönelik inşa edilmiş olup, bu benzerlik on bir madde halinde özetlenebilir:1- Seçilen inşaat mahalleri özdeştir,2- Yapılar pek az bir farklılıkla yönlendirilmişlerdir,3- Yapılarından merkezinden geçen hat astronomik meridyen üzerindedir,4- Kademeler ve basamaklar halindeki inşaat tarzı aynıdır,5- Her iki yerde de en büyük piramit Güneşe ithaf edilmiştir,6- Nil’de bir ölüler vadisi ve Teotihuacan’da da bir ölüler sokağı vardır,7- Her iki yerde de bazı abideler tahkimat mahiyetindedir,8- Daha küçük höyüklerin mahiyetleri ve amaçları aynıdır. 9- Her iki piramidin yüzeylerinden birine ufak bir höyük iliştirilmiştir. 10- Ay piramidinde keşfedilen giriş yerlerine bazı Mısır piramitlerinde de rastlanır. 11- Piramitlerin iç düzeni benzerlik gösterir.

bu piramitlerin hepsi başta güneş olmak üzere ay, venüs ve çeşitli takımyıldızları gibi diğer gök cisimlerine göre konumlandırılmıştır.

Mısır’daki Giza Piramitleri’nden üç tanesi, Orion takımyıldızının kemerindeki Alnilam, Alnitak ve Mintaka adlı üç yıldızla hizalanmıştır. meksika ve çindeki piramitlerinde sıralanış düzeni aynıdır. bu gerçek tek başına antik dönemde tek dünya devletinin kurulmuş olabileceğinin ve bu satanist düzenin nuh tufanı ile yıkıldığının kanıtıdır. 

 

giza piramidinin Giriş geçitlerinin gökkutbuna baktığı parlak yıldızın ise Alpha Draconis yani Ejderha Takımyıldızı olduğu hususunda hem astronomlar hem de okült kaynaklar hemfikirdirler. 

 

giza piramitlerininde sadece 4 havalandırma vardır ve bunlar kuzeydeki 2 ve güneydeki 2 önemli takım yıldızlarına bakmaktadır. konum ve açı olarak hedefi 12 den vurmaktadır. 

meksikadaki en eski piramit Tiahuanaco nun taşları granitten tonlarca ağırlıkta ve yekparedir. Bulunduğu şehirde Güneş dinine inanıldığı için Güneş kapısı bulunmakta ve Bu şehirdeki takvim venüs yılına göredir. Bu piramitlerin en büyük iki tanesi güneşe ve Aya ithaf edilmiştir. Kukulkan yani tüylü yılan baş tanrı ile özdeşleştirilen gezegen Venüs tür.

 Yine meksikadaki cholula piramidi yazıtlarında belirttiklerine göre dünya dışı varlıklar tarafından yapılmıştır. bu piramitte tanrılara ibadet için kullanılmakta ve insan kurban edilmekteydi. chalula piramidi venüs gezegeni ile tanımlanmaktaydı.

nabta playa da stonhage tarzı, binlerce yıl öncesine tarihlenen yapı vardır. bu yapı yıldızların durumuna göre sıralanmıştı.

 

yıldızların hareketleri ve onları gözlemlemekte çok tanrılı kavimler için gayet önemli idi, örneğin; Milattan önce 2.400 yıllarında Sümer kentleri tanrılar adına Ziggurat olarak anılan büyük basamaklı kuleleri inşa etti.  Babylon’da olan büyük ziggurat astronomik gözlemler  için  de kullanılıyordu.  irandaki antik ziguratta bu açıdan bir piramittir. 

 

 Piramitler zannedilenin aksine dünyanın bir çok yerinde vardır ve hepsi de kökenleri bilinemeyecek kadar eskidir. piramitlerin hemen hepsinin çok tanrılı dinlerin mabedleri olduğuna dair kesin kanıtlar vardır. bu açıdan piramitlerde çok tanrılı dinlerin en önemli ortak özelliklerindendir. 

Avusturalya daki gimpe piramitlerinin  Mısır ile bağlantısı olduğu düşünülmektedir. Çünkü Avustralya’da çeşitli bölgelerde Mısır hiyerogliflerinin benzeri bulunmuştur. Gimpe Piramidi yapılan son araştırmalara göre en az Milattan önce 5000 yıllarında inşa edildiği düşünülmektedir.

çindeki Uygur piramitleri, mısır daki en büyük piramitten daha büyüktür. Çin in yasaklaması sebebiyle piramitlerin olduğu bu bölgede fazla araştırma yapılamamaktadır. çinde Uygur piramitleri hariç 400 e yakın piramit bulunmakta ve en az 10 bin yıllık oldukları tahmin edilmektedir. 

Volkanik kayalardan yapıldığı anlaşılan italya piramitlerinin Etrüskler tarafından yapıldığı düşünülmektedir ki, Etrüsklerin bu tip binalar yapmayı nereden öğrendikleri bilinmemektedir. 

Ancak antik Etrüsk diliyle yazıldığı anlaşılan bir yazı parçası, İskenderiye’de bir mumyanın sargıları üstünde görülmüştür. Bu da Etrüskler’in İtalya topraklarına gelmeden önce ilk yola çıktıkları yer Anadolu olmasına karşın, Mısır’a da gittikleri yönündeki iddiaları güçlendirmektedir.

Kanarya Adaları’nda yer alan piramitler açık bir şekilde Orta ve Güney Amerika’da bulunan piramitlerle aynı mimariye sahiptir!

Devasa megalitik taşlardan inşa edilmiş piramitlere ev sahipliği yapan Mauritius adasının keşfedilen bu piramitlerle ilişkilendirilebilen bir tarih yok. Ancak yapılan araştırmalar bu yapıların M.Ö. 2000 ila 6000 yıl arası bir dönemde inşa edildiğine dair bulgular sunuyor!

Maldiv Adalarında Mercan Piramidi keşfedilmiştir. Ünlü Norveçli gezgin thor heyerdahl 1977de ve daha sonraki yıllarda kamıştan yapılma kayığı ile birkaç kez Hint Okyanusunda dolaşmıştır. Bu gezileri sırasında kaçınılmaz olarak Hindistan’ın güneybatısındaki Maldiv Takımadaların da uğramış ve orada mercan piramidine rast gelmiştir. Okyanus üzerinde 750km.lik bir hat boyunca bir dizi mercan adası halinde güneye doğru uzanan bu takımadalar 1402 adadan oluşmaktadır. Maldiv cumhuriyetinin 1500 kişiyi geçmeyen ve Müslüman olan nüfus sadece 202 ada üzerinde yaşamakta olup öteki adaların çoğu henüz keşfedilmeyi beklemektedir.

Büyük ihtimalle tufan sebebiyle toprak altında kalmış Bosna piramidininde günümüzde bilinen tarihten çok daha eski olduğu anlaşılmış ve bölgede bulunan birden fazla piramit Güneş ay ve Venüs şeklinde nitelendirilmiştir. 

kamboçyadaki prang tapınağı görünüş itibariyle antik bir piramittir. 

ingiltere de ve irlanda da piramite benzeyen antik yapılar bulunmaktadır. 

Kadim dünyanın en büyük harikası Himalayalardaki gözden ırak bir vadide saklı olan dev bir piramit olabilir. Nitekim 2. Dünya savaşına pilot olarak katılan New Orlianslı James Gaussman, himalayalrın üzerinden uçarken böyle bir piramit gördüğünü ileri sürmüştür. 

kutuplarda bile piramitlerin olduğu iddia edilmektedir. bu gayet mümkündür çünkü eskiden kutupların normal iklime sahip olduğu bugün yapılan araştırmalardan ve antik haritalardan bilinmektedir. 

Endonezya’da Solo bölgesindeki bir dağın üzerinde Maya piramitlerine son derece benzeyen yani üstü düz ve basamaklı biçimde olan bir mabet yükselir.

Bu piramitlerin ortak özelliklerinden biri de; ileri teknolojiye sahip olan piramitlerin tufandan önce yapılmış olmasıdır. Çünkü hem bu piramitlerin tarihi tespit edilemeyecek kadar eskidir, hem bunları yapan medeniyetler kaybolmuştur, hem bu teknoloji bugün bilinmemektedir ve yoktur, hem de bunların tufana maruz kaldığının delilleri gözler önündedir. 

bilim adamları evrimsel şemayı bozmamak için piramitlerin yapımı hakkında çok eski tarihler vermeye korkmaktadırlar. fakat bazı daha kesin tahminlere göre yapım tarihleri çok daha eskidir.

zaten ileri teknolojiye sahip olan yani nasıl yapıldıkları bugün bile hala tartışma konusu olan piramitlerin tufan’dan önce yapılmış olduğunun delillerini 6. bölümde göstermiştik. Örneğin giza piramitinin giriş kısmının deniz tuzu ile kaplı olması, piramitin altında bulunan deniz suyu, sfenks’deki çok aşırı Yağmur izleri , piramitin kumlarla kaplı olması, etrafında bulunan deniz canlılarına ait fosiller, aslan takım yıldızının sfenks in baktığı yönde milattan önce 10.000’li yıllarda yani tufan’ın yaşandığı son buzul çağı döneminde olması, giza piramidinin tufan’dan önce inşa edildiğinin ve tufana maruz kaldığının göstergeleri idi. 

M.Ö. 10.500 civarında, ilkbahar ekinoksunda güneş Aslan Takımyıldızı’nda doğuyordu. (şimdi Balık takımyıldızında).

Her ne kadar günümüz ana akım tarihçileri gizanın khufu tarafından yapıldığını söylesede bunun tek delili Albay Howard Vyse ın piramit içinde bulduğunu iddia ettiği khufunun çetesi yazısıdır. fakat bu yazının sahte veya yanlış olduğu da iddia edilmektedir. önceki bölümlerden bildiğiniz üzere antik eserler üzerine yapılmış grafitiler genelde daha sonradan yapılmıştı. çünkü bu kadar muhteşem yapıları yapanlar bu yapıların üzerine grafiti çizmez istediklerini kazıyabilirlerdi. bunun yanında zaten tüm çok tanrılı dine mensup toplumların antik metinlerinde gökten gelen tanrıların insanlara bilgi ve teknoloji verdiği yazmaktadır.  

piramitlerin tufandan önce yapıldığını; ibni abd hükm, ibni batuta gibi eski meşhur tarihçiler de  belirtmiştir. 

Benzer şekilde ileri teknoloji ile yapılmış dünyanın diğer yerlerindeki piramitler ve megalitlerde tufan’a maruz kalmıştır. Japonya kıyısındaki yonaguni piramidi, Okyanus altında birçok farklı kaşif tarafından bulunan diğer piramitler, adalardaki yarısı denizin içinde kalmış megalitik yapılar, Amerika kıtası’ndaki birçok megalitik yapının sel dan dolayı Toprak ve orman altında kalması , bu yapıların Tufana maruz kaldığını gösteriyor. ve ardından bu yapıların benzerlerinin yapılmamış ve bu teknolojinin kaybolmuş olmasıda; tufan’dan önce tanrıların bu yapıların yapımında yardım ettiklerini göstermektedir. Çünkü tufan’dan sonra bir daha böyle teknolojik yapılar yapılmamıştır.  

 

Kur’an’da da cinlerin inşaat konusunda insanlara yardım ettikleri anlatılmıştır. 

 

Sad Suresi, 37-38. ayet: Her binâ yapan ve dalgıçlık eden şeytanları (cinleri) de ve (zarar vermemeleri için) zincirlerle birbirlerine bağlı olan diğerlerini de (ona boyun eğdirdik)

 

Özetle tüm dünyadaki çok tanrılı dinlerin ortak özelliklerinden biri de tanrıların tufandan önce insanlara bilgi ve teknoloji vererek bu piramitlerin inşa edilmesini sağlamış olmalarıdır. her yerde ortak bir anlatımla zaten bu durum anlatılmış ve tanrıların somut bir şekilde antik dönemde resmedilmiş olması onların tufandan önce bizim boyutumuza bir şekilde geçmiş olduğunun kanıtlarından biridir. 

 

tufandan önceki piramitler çok üstün bir teknoloji ile yapıldığı belli olan piramitlerdir. tufandan sonra yani nuh, ad ve semud kavimleri temizlendikten sonraki dönemlerde yapılan piramitler ve yapılar ise çok daha basit yapılı ,  insanlar tarafından yapıldığı belli olan, sadece taklit amaçlı yapılmış piramitlerdir.

 Fakat yakın zamanda yapılmış olmasına rağmen bu piramitlerin bazılarında ileri bir teknoloji görülebilir. örneğin; 

yapımı çok eskiye değil 11. Yüzyıla dayandığı tahmin edilen kamboçyadaki ankor tapınakları; sıra dışı ve heybetli mimarisiyle piramitlere benzemektedir, duvarlara heykellere işlenmiş hindu- firavun dinlerininkine benzeri figürlerden şeytanla bağlantılı bir medeniyet olduğu anlaşılıyor. bu bölgedeki yazılan çizilenlere göre cin tanrılar ve yılanlar önemli yerlere sahipti. Zaten tapınak hint tanrısı vişnuya adanmıştı. ankor tapınakları resmi tarihe göre çok eski bir tarihte yapılmamıştı. fakat bazı tarihçilere göre tapınak duvarlarına işlenmiş 4 dişli filler, binlerce yıl önce yaşamıştı. yine tapınaktaki yıkıntılardan, üzerini kaplayan ağaç ve bitkilerden, buranın da bir felakete, belki tufana maruz kaldığı anlaşılıyor. ama en nihayetinde yakın bir zamanda yapılmış bile olsa  bilim adamlarının görüşüne göre o dönemin insanları ve teknolojisi ile böyle karmaşık bir tapınak inşa edilemezdi, ancak bilinmeyen bir teknoloji ile inşa edilebilirdi. 

İster ileri teknoloji ile yapılmış olsun ister basit yapılı olsun tüm piramitlerin yapılış amacı gene büyüsel yollarla şeytanlara enerji kazandırmaktır. Tanrıların yani cinlerin diğer boyutta yaşadığını, diğer boyutların kuantum fiziği ile açıklandığını, tanrılarla iletişim yöntemi olan büyünün kuantum fiziği ile ilgili olduğunu ve cinlerin sembollerinin hepsinin büyüsel özellik taşıdığından bahsetmiştik. Yani zaten cinlerin isteğiyle yapılan tüm bu sembollerin amacı büyüsel, kuantumsal etkilerle (yani düşünce- çekim-algı gücü vs.) diğer boyuttaki cinleri güçlendirmek, dünya ve insanlar üzerinde etki alanlarını arttırmak içindir. piramitlerin ve piramit benzeri sivri yapıların insanlara ait enerjileri toplayıp gökyüzüne ilettiği ile ilgili teori vardır. kubbe şeklindeki yapılar ise insana ait kuantumsal enerjileri toplayıp içerisindeki insanların bu enerjiden toplu halde faydalanmasını sağlar, büyük kubbeli yapılara girdiğinizde manevi bir atmosfer hissetmenizin nedeni budur. piramitlerin sahip olduğu iletken ve yalıtkan kaplamalar özellikleri yüzünden bilim adamları piramitlerin bir tür elektriksel ya da manyetik enerji iletmek amaçlı yapıldığını düşünmektedirler. çünkü granit ve eskiden piramitin tepesinde bulunan altın en iyi iletken maddelerdir ve piramidin altında su hareketi ile oluşturulan bir elektrik enerjisi mevcuttur. 

Bu yapıların teknolojik boyutuna kesinlikle mezar olmadığına bir sonraki antik teknolojiler bölümünde değineceğiz. 

 sonuç olarak piramitler ve sivri mimari tarzı şeytanın sembolüdür ve şeytanların işine yaramaktadır, Avrupa’daki sivri mimari tarzı olan gotik mimarinin de aynı şekilde masonlar tarafından yapıldığına ileriki bölümlerde değineceğiz.  kabedeki şeytan taşlama anıtında şeytanı simgelemek için piramitin dikilitaş şeklinde olmasının nedeni budur. bugüne kadar şeytan taşlama bölgesinde duran bu dikilkitaş son dönem suudi kralları tarafından ne hikmetse kaldırılmış değiştirilmiştir.    

 

Maide suresi -90- Ey iman edenler! (Aklı örten) içki (ve benzeri şeyler), kumar, dikili taşlar (putlar, obeliskler) ve fal okları ancak, şeytan işi birer pisliktir. Onlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz.

 

 piramitlerin çok tanrılı dinler ile bağlantısı da çok fazladır. zaten bu inşaat teknolojisi anlaşılamayan piramitlerin yapım bilgisinin; tanrılar tarafından verildiği, tüm antik kaynaklarda ya direk anlatılmakta ya da ima edilmektedir. ikincisi bu piramitler hep çok tanrılı dinlerin döneminde yapılmıştır ve bir çoğunun içinde direk tanrıların resimleri ve putları bulunmaktadır. piramitlerin boyut varlıkları ile bağlantısını gösteren deliller de çok fazladır. piramitlerde bulunan veya firavun dönemine ait eserlerdeki tuhaf anomalileri, paranormal olayları ve lanetleri anlatan belgeseller, bir çok kişinin piramitte tuhaf sesler duymaları, napolyon bonapartın bile piramit içinde hayalet gördüğünü iddia etmesi; piramitler ile cinlerin bağlantısını göstermektedir.   

 

günümüzün okültizm uzmanlarıda piramitlerin şeytanların ve kadim tanrıların tapınağı olduğunu söylemektedirler.  

 

özetle bu bölümde güneş dininin tek kaynaktan geldiğinin delillerini gördük. tanrıların; yıldızlar, güneş ve piramitler ile bağlantısına değindik. bir sonraki bölümde tanrıların bu piramitleri, diğer megalitleri ve astrolojiyi; büyüsel amaçla nasıl kullandıklarının delillerini göstereceğiz. yani bir sonraki bölümde göreceğiniz delillerde yine güneş dininin ortak özellikleri ve ortak sembollerinin devamı olacak. bir sonraki bölümde daha fazla gerçeklerle buluşmak ümidiyle… gerçeklerle kalın… mutlu ve güçlü kalın.   

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top