YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

Hz. Salih in Gerçek Mucize Devesi

Peki bu süreç içerisinde sümerlere peygamber olarak giden Hz. Salih neler yaşadı? Kuran dan bildiğimiz ve önceki bölümde açıkladığımız üzere semud kavmine Hz. salih peygamber olarak gönderilmiş ve semud halkına yaptıkları sistematik kötülüklerden vaz geçmelerini öğütlemiştir. Hz. Salih’ten sürekli bir mucize göstermesini isteyen semud halkına Allah kayaların içinden bir dişi deve göndermişti.

İşin garip yanı evcil develerin ortaya çıkış tarihleri ve yerleri Sümerlerin tarihine ve bölgesinde denk gelmektedir.

Bugün var olan develerin çoğu evcilleştirilmiş formlardır. Tek hörgüçlüler ilk kez Somali ve Güney Arabistan’da M.Ö. 3.000 civarında, Baktriya’da ise M.Ö. 2.500 civarında Orta Asya’da insanlar tarafından evcilleştirilmiş olabilir. Yeni deve türleri, Orta Paleolitik insan kalıntıları ve ilk insanların kullandığı taş aletlerle birlikte bulundu

Bilim adamlarına göre evcil develer Orta Doğu bölgesinde yalnızca 5.000-7.000 yıl önce ortaya çıktı. ondan önce Suriye devesi bu bölgedeki ilk yabani formdur ve en eski evcil türlerden çok çok daha eskidir. suriye devesi 100.000 yıl önce 4 metre boyundaydı. bugünkü evcil develer ise ortalama 1,8 metre boyunda. Bilim adamlarına göre Suriye devesi, modern evcil tek hörgüçlü devenin kökeni olabilir.

yani yabani develer çok uzun zamanlardan beri vardı ama insanların kullanabileceği şekilde evcilleşmesi ve şeklinin değişmesi ne hikmetse sümlerlerin yaşadığı döneme denk geliyordu. çift hörgüçlü Baktriya devesi yaklaşık MÖ 4.500 civarında evcilleştirilmiştir. bildiğimiz tek hörgüçlü deve ise Muhtemelen ilk olarak yaklaşık 4.000 yıl önce Arap Yarımadası’nda veya Laas Geel’de 5.000 ila 9.000 yıl önce olduğunu gösteren resimlerin bulunduğu Somali’de evcilleştirilmiştir. 

 

 büyük tufanın milattan önce 10 bin yılında gerçekleştiğini önceki bölümlerimizden biliyorsunuz. işte günümüz devesinin 9 bin ila 5 bin yaşında olması tufan sonrası kurulan sümerlerin döneminde ilk devenin yaşadığını gösteriyor. yani devenin varlık sahnesine çıkış tarihi sümerlerin varoluş tarihi ile aynı döneme denk geliyor.  

Arabistan Deserta’dan gelen göçebe kabileler, Arabistan Felix ve Mezopotamya gibi çevre ülkeleri sık sık istila etmiş, bazen de yerleşmeyi başarmışlardır. Akad dilinde bu insanlara Aribi deniyordu. M.Ö. 10. veya 9. yüzyılda deve binicisi oldukları kesin gibi görünse de, tarihi olmayan bu izole insanlar hakkında hemen hemen hiçbir şey bilinmiyor.

sümer metinlerinde de evcil develerin var olduğuna dair bir çok kanıt bulunmuştur. 

sümer metinlerinde deve sütü, deve yemi, ve evcil hayvanların listesinde develerin bulunduğu yazmaktadır. 

Nippur’da bulunan Eski Babil dönemine ait bir Sümer metni, yaklaşık M.Ö. MÖ 1950-1600, ‘devenin o dönemde evcilleştirildiğine dair açık kanıt veriyor, çünkü deve sütünü ima ediyor.’ 24 Başka bir metinde ‘Ugarit’ten alınan bir Sümer Sözcük Metninde Eski Babil döneminde (M.Ö. 1950-1600) evcilleştirilmiş hayvanlar listesinde yer alan bir Deve’den bahsedilmektedir. 25 Üçüncü metin, VII. Seviye Orta Tunç Çağı şehrinde Alalakh’ta bulunan çivi yazılı bir tayın listesinden gelmektedir. Bu özel Alalakh tabletinde (269:59) ‘1 SA.GAL ANSE.GAM.MAL, ‘bir (ölçü) yem-deve” yazıyor. 26

işte evcil devenin tarihi ile ilgili bu bilgilerden iki ihtimal çıkıyor; ya Allah semud kavmine dişi deve göndererek insanlar için evcilleştirilebilir ilk deveyi yaratmıştır ve Sümerler develerini bu mucize eseri gelen deve ile çoğaltmışlardır ya da onlar deveyi ilk evcilleştiren insanlar veya iyi deve yetiştiricileri oldukları için Allah en mükemmel deveyi onlara göndermiştir. nitekim bildiğiniz üzere Allah her kavime  dönemin en meşhur konusu ile alakalı mucizeler göstermiştir. firavuna hz.musa aracılığıyla büyü konusunda mucizeler gösterdiği gibi. 

Zaten hem sümerlerin yaşadığı bölgelerde hem de Petra ile Madain salih’te antik deve resim ve heykelleri dikkat çekmektedir. devenin antik dönemde bu kadar çok resminin ve heykelinin yapılması devenin ne kadar çok önemli olduğunu açıkça göstermektedir. 

 

isra suresi-59-Nitekim, bir zamanlar Semud halkına apaçık bir mûcize olarak yarılan bir kayadan çıkan o meşhur (dişi) deveyi vermiştik fakat ona azgınca saldırarak kendilerine zulmetmişlerdi! 

 

hud suresi-64-“Ey kavmim, işte bu, size bir ayet (mucize) olarak Allah’ın (kayadan çıkarıverdiği) dişi devesidir; onu serbest bırakın, (ki) Allah’ın arazisinde yesin (içsin dolaşsın).  Ona kötülük (vermek niyetiy)le sakın dokunmayın. Yoksa sizi yakın bir azap sarıp kuşatacaktır.”

 

çift hörgüçlü Baktriya devesi için Sümer dilinde kullanılan sözcük, kelimenin tam anlamıyla “yabancı dağlardan gelen yabani boğa” dır.

 

petradaki bu insan ve yanındaki deve heykeli acaba hz. salih ve mucize deveyi mi temsil ediyor diye beni düşündürtmektedir. çünkü hz. salih in ilk ilanından sonra semud kavmi iki gruba bölündüler.

 

Neml suresi-45- Andolsun ki, biz, “Yalnız Allah’a kulluk edin (ve O’nun belirlediği ilkeler doğrultusunda hayatınızı düzenleyin!” desin) diye Semûd kavmine, soydaşları Salih’i resul olarak göndermiştik. Birde baktı ki, onlar kısa sürede birbiriyle çekişen (inanan ve inanmayan) iki grup olmuşlar. Cemal Külünkoğlu Meali

 

 yani hz. salih e inanan insanlarda çoktu. bu deve mucizesinden sonra ise inkarcıların sesi kesilmiş ve hz. salih haklı çıkmıştı. kayaların arasından gelen dişi deve kamu malı olarak kullanılmış rivayetlere göre başka develerde doğurmuş ve herkes o deveden faydalanmıştı. yani hz. salihe inananlar tarafından bu insan ve deve heykeli hz.salih ve devesini temsilen yapılmış olabilir miydi?

 

Ayetlerin  orijinalinde  yer  alan   ve  dişi  deve  anlamında  olan  “ en  nakah “  çöl  iklimi  altında  göçebe  yaşayanlar ve  hayvancılıkla  geçinenler  için,  eti,  sütü  ve  gücü  itibariyle  çok  değerli  olan  ve  neredeyse  hayatın  vazgeçilemeyecek bir  parçası  olarak  görülen  5  yaşına  girmiş  dişi  develerdir. petradaki heykellerde de 5 deve olduğu söylenmektedir. 

 

Öncelikle otçuldurlar. Diken gibi keskin nesnelere dayanabilen sert ağızları sayesinde kuru, dikenli, tuzlu veya acı bitkileri yiyebilirler ve hemen hemen her türlü bitki örtüsünü sindirebilirler. Diğer besin kaynakları mevcut olmadığında bu develer leşlerle, kemikleri, derileri veya çeşitli farklı et türlerini kemirerek beslenebilir. Daha ekstrem koşullarda ise ip, sandalet ve hatta çadır dahil buldukları her türlü malzemeyi yiyebilirler. Çok çeşitli yiyeceklerle beslenebilme yetenekleri, bitki örtüsünün seyrek olduğu bölgelerde yaşamalarına olanak tanır.

Olayın gerisini kuran ı ayrıntılarıyla tefsir ettiğini düşündüğüm Mehmet çoban ve Mahmut kısa nın meallerinden dinleyelim. 

 

şems suresi-13-Allah’ın Elçisi onlara, “Allah size, bir mûcize ve imtihân olarak şu deveyi gönderdi. Bu sahipsiz deveye karşı tavrınız, kaba kuvvete baş vurarak zayıf ve çaresiz insanları ezme huyundan vazgeçip geçmediğinizi ortaya koyan bir ölçü olacaktır. Şöyle ki, şu pınardan bir gün onun, bir gün de sizin ve hayvanlarınızın su içme hakkınız olacak ve bu sıra hiç bozulmayacaktır. Öyleyse, Allah’ın sizi imtihân etmek üzere gönderdiği bu deveye ve onun su hakkına dokunmayın! Aksi hâlde, bunun cezasını en ağır biçimde ödersiniz!” demişti. (Mahmut Kısa meali)

 

Az önce de bahsettiğimiz üzere semud kavmi Allah inancına sahip olmasına rağmen Allah a sadece saygı duyduğunu iddia ediyor ama onun emirlerini yok sayıp büyü ile yardım aldıkları ve Tanrı olduğunu zannettikleri şeytanların emirlerine harfiyen uyuyor, onlara tapıyorlardı. Bu yaptıklarının da iyi olduğunu iddia ederek Hz. Salih e karşı çıkıyorlardı. İşte mealde anlattığına göre madem iyi olduğunuzu iddia ediyorsunuz, Allah ın gönderdiği deveye yani bu mucizeye saygı gösterin ve Allah’a olan saygınız gerçek mi görelim. yani madem bu mucizeyi çok istediniz, şartları bunlar. ve kendi istediğiniz bu sonuçlara uyacak mısınız? Eğer saygılı olur ve istediğiniz mucizenin sonucuna katlanırsanız istediğinizi yapın, hatta belki bu deve size daha fazla bereket ve bolluk getirecektir. 

 

Fakat elbette söyledikleri herşey yalan olduğu için bu hakkı gözetmediler ve deveyi öldürdüler. Bu şekilde sadece onları helak olmaktan kurtaran tek şey olan bir önceki bölümde anu olarak nitelendirdiklerini gösterdiğimiz Allah a olan saygılarının da aslında yalan olduğunu ispat etmiş olmayıp aynı zamanda bunu gaddarca ve kan dökerek yapmışlardı.

 

Şems suresi-14– Ama bu zâlimler, Sâlih’in uyarılarını hiçe sayarak onu yalanladılar ve Allah’a itaatin simgesi olan deveyi hunharca boğazladılar. Bunun üzerine Rab’leri, günahlarından dolayı azâbı başlarına geçirerek orayı yerle bir etti!(Mahmut Kısa meali)

 

Şimdi bu deveyi öldüren bir kaç kişi yüzünden niye diğer insanların cezalandırıldı diye düşünülebilirsiniz.  cevap birincisi zaten semud kavmi helak olmayı çoktan hak etmişti, deve sadece belki bir bahaneydi ve son şanslarıydı. Çünkü az önce çok tanrılı dine inanan Sümerlerin tanrıların emirleri doğrultusunda sistemli olarak nasıl kötülükler işlediklerini gösterdik. Sadece insan kurban etme ritüelleri bile tek başına bu tarz kavimlerin yok edilmesi için yeterli bir sebeptir. Topluca adaleti kaldırıp atmışlardır.

 

kamer suresi-27-Gerçek şu ki Biz, bir fitne (imtihan ve deneme konusu) olarak o dişi deveyi kendilerine göndereniz… “Ve onlara, (zaten kendilerine ancak yeten içilecek) suyun aralarında kesinlikle ve nöbetle pay edildiğini (ve artık mucize deveye de hisse verildiğini) haber ver… (denilmişti).

 

 İkinci olarak tüm ülke yok edilmiştir çünkü ülke içinde kimse kötülüğe karşı hiçbir şekilde bir tepki ortaya koymamamış ve iyilik adına bir adım atmamışlardır. Bu kaos sistemine karşı olanlar zaten Hz. Salih e tabi olmuş ve kurtulmuşlardır. Aynı durumun Lut kavminde de olduğunu biliyorsunuzdur. Lut kavminde namaz kılan insanların olduğu ama kötülüğe ses çıkarmadıkları, kaos sistemine göz yumdukları, hatta bu kötülük sisteminden faydalandıkları için onlarda helak edilmişlerdir. Aynı şekilde İsrail oğulları da Hz. Musa ya; “sen git Allah ile birlikte düşmanlarımızla savaş, biz burada bekleriz.” demişlerdi ve çarpılmışlardı. Gene Hz. Musa ya Mısırlılar gelip ey Musa sen haklısın ama firavun karnımızı doyuruyor demişlerdi. İşte onları da helak eden şey, iyilik adına hiç bir şey yapmamış olmaları, kötülük ile savaşmakta korkak ve pısırık olmaları, kendi zevkleri adına kötülük sistemine itaat etmeye devam etmeleri yani aslında gerçek iyi olmamaları, güya iyi gibi görünüp aslında dilsiz şeytan olmalarındandır. Bugün de kötülükle savaşmak adına sadece bir boykot yapacak kadar bile kendi zevklerinden vaz geçemeyenlerin kulakları çınlasın, utansın ve Dünya ve ahiretleri adına endişe etsinler.

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top