
Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.
SÜMERLERİN YOK OLUŞU
SEMUD KAVMİ NASIL HELAK OLDULAR
Sümerlerin kuranda geçen semud kavmi olduğunun bir delili de ikisininde aynı şekilde yok olmuş olmasıdır.
kuranda semud kavminin kısa bir süre içerisinde helak edilerek tamamen yok olduğu anlatılır.
sümer uygarlığı da aynı semud kavmi gibi tamamıyla yok olmuş, toprak altında kalmışlardır. Sümerlerin bir anda nereye kayboldukları, nasıl yok oldukları tarihçiler için bir muammadır. Bu yok oluş savaş ve soykırım ile açıklanamaz, çünkü hiçbir millet soykırımla yok olmamıştır. Bir milletin nüfusu soykırım ile büyük oranda azalsa bile soykırımdan sonra tekrar sayıları artar ve milletleri var olmaya devam eder.
Yani sümerler bir savaş ile yıkıldıktan sonra başka bir ülke kurmamışlardır, bir anda tarih sahnesinden silinmişlerdir.
sümerlerin tamamen yok olduklarının en önemli delili, dillerinin de evrimleşmemiş ve kaybolmuş olmasıdır. sümerlerden asırlar sonra gelen babil, hitit, urartu, asur gibi uygarlıklarında sümerce konuşuyor olmasının ne kadar enteresan olduğunu, çünkü arada fiziksel bir bağ olmadığını az önce anlatmıştık. sümercenin alakasız yerlerde; rusya ve amerika topraklarında bile karşımıza çıkması ayrı bir konu. Fakat tarihsel olarak geçmişte veya bugün sümercenin diğer diller gibi bir dile evrildiği görülmemektedir. Ve zaten önceki bölümden hatırlayacağınız üzere Sümerce her zaman Yönetici azınlığın dili olmuştur, halkın dili olmamıştır. Sadece rahipler ve yöneticiler Sümerce konuşmuş, Ülke genel olarak akadcanın türevini konuşmuştur. Fakat akadca dahil tüm yazılar Sümer alfabesi ile yazılmıştı yani varolan tüm eserler Sümerce idi.
Sümerler öyle yok olmuştu ki 1850’ye kadar haklarında hiç bir şey bilinmiyordu. Hatta bir Sümer halkının ve dilinin var olabileceği bile akla gelmiyordu. Asurlar hakkında araştırma yaparken sümerler şans eseri bulunmuştu. Yani binlerce yıldan beri Sümer ismi insanların zihninden silinmişti. Sümerce metinlerin Çözümleri bile ancak bulunduktan 20 yıl sonra 1870 yılında gerçekleşmiştir. Bu gerçek Sümerlerin tamamının yok olduğunu kanıtlamakla birlikte kuranı kerim in sümer dininiden alıntı olduğu yalanını da yok eder. Çünkü kuran geldiğinde Sümerler ile ilgili tüm yazılı eserler toprak altında idi ve kimsenin ne sümerlerden ne de sümerce den haberi yoktu. İşte bu yok oluşun sebebi Arkeologlara göre helak olur derecesinde doğal bir afetti. hatta bu doğal afetten sonra sümer ülkesinde büyük bir kuraklık baş göstermişti.
zaten sümer tufan tabletinin bile başka bir tek tanrılı dinin tabletinden çalıntı olduğunu anlatmıştık.
İşte İşin daha ilginç yanı hem semud kavminin hemde sümerlerin aynı şekilde yok olmuş olmalarıdır. şimdi bu ilginç benzerliği iyi dinleyin.
Kuran’da semud kavminin sarsıntı, gök gürlemesi, ses ve yıldırımla yok olduğu anlatılmaktadır. bu felaketlerden sonra semud kavminin kısa sürede tarihe karıştığı herkesin öldüğü belirtilmektedir.
İşte şimdi göreceğiniz semud kavminin yok oluşunu anlatan ayetler ile Sümer antik metinlerindeki yok oluşu anlatan bilgilerin benzerliği büyük bir Kuran mucizesini daha meydana çıkarmıştır.
hud-67-Zulmedenleri o korkunç çığlık yakalayıverdi de, hiçbir kurtuluş zaman ve imkânı bulamadan oldukları yerde yüzüstü yığılıp kaldılar.
zariyat-43-44- Bunun üzerine dehşet içinde bakınıp dururlarken korkunç bir yıldırım onları çarpı verdi. Artık bir daha ne ayağa kalkabildiler, ne de kimseden yardım alabildiler!
araf-78-Nihâyet o dehşetli sarsıntı onları(semud kavmini) kıskıvrak yakalayıverdi de oldukları yerde yüz üstü serilip kaldılar.
Görüldüğü üzere Semûd kavminin helâk ediliş biçimiyle ilgili olarak Kur’an’da, Sâlih peygamber ve ona tâbi olan küçük bir grup hariç onların şiddetli sarsıntı (recfe) (el-A‘râf 7/78), korkunç bir ses, gök gürlemesi (sayha) (Hûd 11/67; el-Hicr 15/83; el-Kamer 54/31) ve yıldırımla (sâika) (Fussılet 41/17; ez-Zâriyât 51/44) cezalandırıldıkları belirtilmektedir.
Aynı şekilde sümerlerin meşhur ur ağıtında sümerin çöküşü uzun uzun anlatılmıştır.
Sümerler yok olurken yaşadıkları büyük felaketi yazıya dökme şansı yakalamışlar. Herşeyi yazıya döken Sümerler tıpkı intihar ederken hissettiklerini yazan bir yazar gibi yok olurken yaşadıkları felaketi yazmışlardır. ve tabletlerden anlaşıldığına göre felaket devam ederken yazı kesilmiştir yani felaket sona ermeden Sümerler yok olmuştur.
sümerlerin ur ağıtında yazanlara göre daha önce kimsenin duymadığı ve ne olduğunu anlamadığı bir fırtına, yıldırımlar ve sarsıntı silsilesi ülkenin tüm şehirlerini yok etmiş, ve bir çok insanı öldürmüştür. Ur ağıtında bu olay şöyle anlatılmıştır;
79-92-…O kanlı günde ağızlar ezildi, başlar ezildi. Fırtına yukarıdan gelen tırmıktı, şehre çapa çarptı.) O gün gök gürledi, yer titredi, fırtına ara vermeden çalıştı. …
Hakka suresi -5-Semûd kavmi o korkunç, haddi aşkın ses ve sarsıntıyla yok olup gitti.
58-68 Sümer’in evlerini korkuttu , halk korktu. Enlil kötü bir fırtına estirdi, şehrin üzerine sessizlik çöktü. Nintud, Ülke’deki depoların kapısını sürgüledi. Enki Dicle ve Fırat nehirlerindeki suyu kapattı. Utu eşitlik ve adalet sözünü ortadan kaldırdı. İnana çekişme ve savaşta zaferi asi bir ülkeye devretti. Ninjirsu Sümer’i süt gibi köpeklere döktü. Ülkeye kargaşa çöktü; kimsenin bilmediği, görülmeyen, adı olmayan, kavranamayan bir şey. Topraklar korkudan şaşkına döndü. Şehrin tanrısı yüz çevirdi, çobanı ortadan kayboldu.
104-111-… Yıkıcı sel her şeyi yerle bir ediyordu. Büyük bir fırtına gibi kükredi dünyanın üzerinde; ondan kim kaçabilirdi ki? …
420-434 …Bütün diyarları dolduran bir fırtına gibi, göklerde alacakaranlık gibi kurulmuş orada;
Sümerde yaşanan garip ve yok edici bu felaketin anlatıldığı Ur Ağıtında bu sarsıntı-gök gürlemesi-yıldırımlar şeklinde cereyan eden felaketler bütünü daha çok fırtına kelimesi ile tasvir edilmeye çalışılmış ve fırtına kelimesi defalarca tekrarlanarak, sık sık bu yok edici fırtına vurgulanmıştır.
113 – Fırtınalar sel gibi saldırmak üzere toplanıyor
206-213 Ninazu silahını E-gida’nın bir köşesine bıraktı. E-nutura’da kötü bir fırtına Ninhursaja’yı kasıp kavurdu.
214-220 O gün fırtına insanları karanlıkta yaşamaya zorladı. Kuara’yı yok etmek için insanları karanlıkta yaşamaya zorladı.
225-233 “Ben, fırtınanın yok etmediği bir genç, ……. Ben, fırtınanın yok etmediği, çekiciliğim sona ermemiş…
234-242 “…… Eridug’dan kovulduk. ……’den sorumlu olan bizler, gündüzleri gölgeler (?) gölgesinde kalıyoruz. Biz …’den sorumlu olanlar … … gece boyunca …… fırtınayla…
155-162 Şiddetli bir fırtına dağların ortasındaki tuğlalardan oluşan Umma’nın üzerinde esti…. Kahramanların şehri Jirsu , yıldırım fırtınasına maruz kaldı.
fussilet-17-Semûd’a gelince; onlara da doğru yolu gösterdik, fakat onlar o apaydınlık yolu izlemek yerine cehâlet karanlıkları içinde kör olarak yaşamayı tercih ettiler. Bunun üzerine, yaptıkları günahlar yüzünden, alçaltıcı bir yıldırım azabı onları çarpıp yok etti!
-Gerçi ur ağıtında anlatılan bu fırtına Sümerlerin beraber yaşadığı akadları yok eden fırtına da olabilir. önceki bölümde akadların büyük bir fırtına ile yok olduğunu, bu fırtına yüzünden o dönemde oluşan tozların izlerinin mağara sarkıtlarında bulunduğunu anlatmıştık. Aynı şekilde kur’an’da ad kavminin fırtına ile yok edildiği anlatmaktadır.
ahkaf 24-25-…”Hûd: “Hayır, dedi, bu, sizin gelmesi için acele edip durduğunuz şeydir, yani can yakıcı azap taşıyan bir rüzgârdır! Rabbinin izniyle her şeyi devirip yerle bir eden bir kasırgadır.
hakka 6-7- …Âd ise azgın bir kasırga ile imha edildi. Allah o kasırgayı üzerlerine yedi gece, sekiz gün kesintisiz olarak salıverdi. Öyle ki sen, o halkı içi boş hurma kütükleri gibi yerlere serilmiş görürdün.
Ne yazık ki, fırtına üstüne fırtına Ülkeyi kasıp kavurdu: cennetin büyük fırtınası, sürekli kükreyen fırtına, Ülkeyi kasıp kavuran kötü niyetli fırtına, şehirleri yok eden fırtına, evleri yok eden fırtına, ağılları yok eden fırtına , ağılları yakan, kutsal ayinlere el koyan, önemli öğütleri kirleten, Ülkedeki tüm iyi şeyleri kesen fırtına. [13]
Nitekim Kuran’da ad ve semud un genellikle birlikte anıldığı gibi helak oluşları da birlikte anlatılmıştır. o sebeple ad ve semud un aynı azaba farklı zamanlarda uğradıkları sonucu çıkarılabilir.
fussilet-13- Hâlâ gerçeği kabulden yüz çeviriyorlarsa, onlara de ki: “Ben sizi Âd ve Semûd kavimlerini yıldırım gibi çarpan korkunç azabın sizi de çarpabileceği gerçeğine karşı uyarıyorum!”
*Ağıt boyunca bu ne olduğu anlaşılamayan fırtına yüzünden her şeyin yıkıldığı, şehirlerin ıssız kaldığı, tepeden tırnağa herşeyin kötüleştiği ayrıntılarıyla anlatılır.
3-11 (ve 55) An , Enlil , Enki ve Ninhursaja ( 2 ms. onun yerine: Ninmah ) kaderine karar verdiler: Sümer’in ilahi güçlerini devirmek , elverişli saltanatı kendi evine kilitlemek, şehri yok etmek, evi yıkmak, ağılı yok etmek, ağılı dümdüz etmek; sığırların ağılda durmaması, koyunların ağıllarda çoğalmaması, derelerin acı su taşıması, verimli tarlalarda yabani otların yetişmesi, açık arazide matem bitkilerinin yetişmesi,
Tanrıların neden her şeyi kötüye çevirdiği, tüm bu kötülükleri sümerlere nasıl yaptığı, neden şehirleri korumadıkları sorgulanır ve tanrılara bol bol sitem edilir.
340-349 Suen, babası Enlil’e ağladı : “Ey beni evlat edinen baba, neden senin için inşa edilen (?) şehrimden yüz çevirdin? Ey Enlil , neden benim inşa edilen Urim’imden yüz çevirdin…Enlil’in dinlenme yeri olan Ki-ur , hayaletli bir tapınağa dönüştü, Ey Enlil , şehrine bak, boş bir çorak arazi…
56-57 Kaderi değiştirilemez. Bunu kim tersine çevirebilir? Bu An ve Enlil’in emridir. Buna kim karşı çıkabilir?
174-184 …Enlil şehri fırtınaya teslim etti. Şehirleri yok eden fırtınaya teslim etti. evleri yıkan fırtınaya.
115-122-…”Ah, yıkılan şehir, yıkılan evim” diye acı acı ağladı…
bu cümle ur ağıtında bir nakarat gibi defalarca tekrarlanır. bu yok edici fırtınanın evleri yıkıp şehirleri yok ettiği gibi insanları da topluca ve anormal şekilde yok ettiği anlatılır;
69-78 Halk korkudan nefes almakta güçlük çekiyordu. Fırtına onları hareketsiz bıraktı, fırtına geri dönmelerine izin vermedi.
93-103- …Fırat’ta cesetler yüzüyordu, yollarda eşkiyalar dolaşıyordu….
251-259 Urim’de kimse yiyecek, kimse su almaya gitmedi . Yiyecek almaya gidenler yiyecekten uzaklaştılar ve geri dönmeyecekler. Su almaya gidenler sudan uzaklaştılar ve geri dönmeyecekler. …… Yüksek arazilerde, rüzgârda savrulan saman çöpleri gibi, ……
kamer-28- … Üzerlerine korkunç bir çığlık gönderdik de, davar ağılındaki kuru otlar ve çalı çırpı gibi kırılıp dökülüverdiler.
Philip S. Alexander efsanenin on yedinci ve on sekizinci satırlarını Ağıtlar 2:17 ile karşılaştırır : “Rab amacına ulaştı, tehdidini yerine getirdi; uzun zaman önce buyurduğu gibi, acımadan yıktı” ve şunu öne sürüyor
“(Bütün bunlar) An’ın tüm topraklara kaşlarını çatmasından sonra, Enlil (dostça) yüzünü düşman toprağa diktikten sonra, Nintu kendi yaratıklarını yere serdikten sonra, Enki Dicle’yi (ve) altüst ettikten sonra (ve) Fırat, Utu’nun yolları (ve) şehirler arası yolları lanetlemesinden sonra,” satır 22-24 (Pritchard).
Bu fırtına devam ederken aynı zamanda çökmüş sümer ülkesinde son olarak kıtlık baş göstermiş, düşmanları hücum etmiş, ve sonuç olarak tüm herkes bu felaket yüzünden ölmüştür. Çünkü ağıtın sonu mutlu bitmemiştir. Son paragraflarda dahi yok edici fırtınanın devam ettiği anlaşılmaktadır. Belki de bu ağıtı yazan kişide dahil hepsi helak olup gitmişlerdir.
378-388 …… Urim’e yaklaştı . Urim’in ağaçları hastaydı, kamışları hastaydı. Ağıtlar tüm şehir duvarı boyunca duyuldu. Ondan önce her gün katliam oluyordu. Urim’in önünde büyük baltalar keskinleştirildi. Mızraklar, yani savaşın silahları hazırlandı. Büyük yaylar, cirit ve kalkan saldırmak için bir araya geldi. Dikenli oklar dış tarafını yağmur bulutu gibi kaplıyordu. Büyük taşlar birbiri ardına büyük bir gümbürtüyle düştü. ( 1 ms. şunu ekler: Her gün şehre kötü rüzgar geri dönüyordu.) Kendi gücüne güvenen Urim , katillere karşı hazırdı. Düşmanın zulmüne uğrayan halkı, onların silahlarına dayanamadı.
389-402-…Bu felaketin bizi bitirmesine ne kadar kaldı? Urim’in içinde ölüm var, dışında orada.” İçeride kıtlık bizi bitirecek. Dışarıda Elam silahları bizi bitirecek. Urim’de düşman bizi eziyor, ah, işimiz bitti.”…
360-367-…Ah Nanna , asil evlat …… , neden ağlamakla ilgileniyorsun? An ve Enlil’in sözleri tersine çevrilemez. Urim’e gerçekten de krallık verildi ama ona çok eski zamanlardan beri sonsuz bir saltanat verilmedi. kuruldu, insanlar çoğalıncaya kadar, sonsuza dek sürecek bir krallık saltanatı gördün mü?…
483-492 Ey şiddetli fırtına, çekil ey fırtına, fırtına evine dön. Ey şehirleri yıkan fırtına, çekil ey fırtına, fırtına evine dön. Ey evleri yıkan fırtına, çekil ey fırtına, fırtına evine dön. Nitekim Sümer’de esen fırtına, yabancı topraklarda da esti. Gerçekten karada esen fırtına, yabancı topraklarda da esti. Tidnum’a uçtu, yabancı topraklara uçtu. Gutium’a uçtu , yabancı topraklara uçtu. Ancan’a esti, gurbet topraklarına esti. Ancan’ı kötü bir rüzgar gibi estirdi. Kıtlık, kötülük yapanı bunalttı; bu insanlar teslim olmak zorunda kalacak.
Neml-51- İşte bak, onların tuzaklarının âkıbeti nasıl oldu? Onları da, onları destekleyen topluluklarını da, geriye bir tek kişi bırakmadan helâk ettik. İşte zulümleri sebebiyle yıkılıp gitmiş, ıssız harâbeye dönmüş evleri! Şüphesiz bunda gerçeği öğrenmek isteyen insanlar için büyük bir ibret vardır.
hud-68-Sanki bir zaman bolluk içinde orada hiç yaşamamışlardı. Haberiniz olsun ki, Semûd kavmi Rablerini tanımayıp inkâr yolunu tuttu. Neticede Semûd kavmi yok olup gitti.
Bu felaketten sonra sümer ülkesi harabeye dönmüş, çoraklaşmış ve zamanla tüm diğer helak olan kavimler gibi kumlar altında kalmış yani çölleşmiştir. Bu kuraklık durumunu farkeden jeologlarda sümerlerin kuraklıkla yok olmuş olabileceğini öne sürmüşlerdir.
jeologlar, tahminen 4200 yıl önceki 200 yıllık bir kuraklığın antik Sümer dilini öldürmüş olabileceğini söylüyor. Hiçbir yazılı anlatım, Sümer ölümünün nedeni olarak kuraklıktan açıkça bahsetmediğinden, sonuçlar dolaylı ipuçlarına dayanmaktadır.
Tarihçiler ur ağıtında anlatılan 200 ila 300 yıllık kargaşadan sonra, Sümer kültürünün yaklaşık 4.000 yıl önce ortadan kaybolduğuna ve bundan kısa bir süre sonra Sümer dilinin de yok olduğuna inanıyor. fakat Böylesine güçlü bir bilim kültür ve dünyanın yöneticisi olan dilin tamamen yok olup kullanılmaz hale gelmesi 200 yıllık bir süreç içerisinde olsaydı sümer halkı başka yerlere göç eder olanları anlatır ve dillerini, kültürlerini, milletlerini bir nebze de olsa dünyanın başka yerlerinde yaşatırlardı. o yüzden böyle bir uygarlığın böylesine yok olması ve tamamen unutularak tarihin derinliklerine gömülmesi çok daha kısa sürede gerçekleşmiş olmalıdır. İnsanlar kurtulmaya vakit ve imkan bulamamıştır.
Jeologlara göre bu felaketlerden sonra Kızıldeniz ve Ölü Deniz’de buharlaşma artmıştı; Türkiye’de Van Gölü’ndeki su seviyelerinin düşmesi ve o dönemdeki deniz çökeltilerinden alınan çekirdekler, çevredeki tozun arttığını gösteriyor. Tozun artması sümerlerin maruz kaldığı fırtına afetinden ve ardından baş gösteren çoraklaşmadan da olabilir.
Kuzeydeki tarım arazilerindeki akad şehirlerinin kalıntılarındaki toprak neminin mikroskobik analizi, kuraklığın başlangıcının hızlı olduğunu ve sonuçlarının M.Ö. 2200’lerden itibaren ciddi olduğunu ortaya çıkardı.
Yale Üniversitesi arkeologlarından ve Amerikan-Fransız araştırma ekibinin lideri Dr. Harvey Weiss, “İlk kez ani bir iklim değişikliğinin gelişen bir medeniyetin çöküşüyle doğrudan bağlantılı olduğu görülüyor” dedi.
Tarihçilerin tahminine göre Büyük kuraklık sırasında iki yağmacı göçebe dalgası bölgeye akın ederek başkent Ur’u yağmaladı. Daha sonra bölgedeki liderlik amoritlerin eline geçti.
Ancak MÖ 1900 civarında kuraklık nihayet sona erdiğinde, bölgedeki liderlik Akkad’dan Ur’a yani sümer e, ardından da Babil kentinde yoğunlaşan Amoritlere geçmişti. MÖ 1800’de Babil’in büyük hükümdarı Hammurabi, Amoritlerin soyundan geliyordu.
Science dergisinde rapora eşlik eden bir makalede Dr. Robert McC. Smithsonian Enstitüsü sekreteri ve Mezopotamya konusunda uzman antropolog Adams, Dr. Weiss ve meslektaşlarının iklim ile imparatorluğun çöküşü arasındaki bağlantıyı tam olarak kuramadıkları konusunda uyardı.
zaten bu yok oluşun bir afetle ve kısa bir sürede gerçekleştiğinin kanıtları tüm sümer şehirlerinde görülmektedir. Arkeolojik kazılarda görülmüştür ki Tüm sümer şehirleri yıkıma uğramış ve toprak altında kalmıştır.
En açıklayıcı kanıt, Dr. Weiss’in 14 yıldır kazı yaptığı ve yaklaşık 8.000 yıl öncesine ait art arda harabe katmanları bulduğu Sümer şehri Tell Leilan’dan gelmiştir.
Suriye’deki Tell Leilan adlı arkeolojik alanda 2006 yılında yapılan bir araştırmaya göre, aynı dönemde antik Mezopotamya yerleşimlerinin yüzde 74’ü terk edildi. Nüfusun da yüzde 93 oranında azaldığını söyledi.
Başka iyi bilinen yer, Suriye’de nehrin sağ kıyısında müstahkem bir liman olan Habuba Kabira‘dır. Sümer kolonisidir. Alan MÖ 4. bin yılın sonunda, görünüşe göre şiddet kullanılmadan terk edilmiştir. İnsanlar niye bir şehri tamamen terk eder. Bu helak olmanın dışında mümkün değildir.
ne hikmetse aynı durum petra ve madain salih içinde geçerlidir. petra ve madain salih şehirlerinin kayaya oyulmuş mimari yapıları birbirine benzediği kadar şehirlerin son halleri de yani yaşadıkları akıbette birbirine bir o kadar benzemektedir. buradan iki şehrinde benzer bir kadere maruz kaldıkları sonucu çıkmaktadır.
sümerlere ait olduğunu ispat ettiğimiz petra ve madain salih şehirlerindeki Arkeolojik araştırmalarda şehir kalıntıları bir anda kesildiği için uzmanlar, sitenin çölleşme süreci nedeniyle tüm kentsel işlevlerini kaybettiğini varsaydılar.
Daha da kafa karıştırıcı olan şey, Mada’in Salih’in oyulmuş mezar kümelerinin ortasındaki açık çöl ovasında herhangi bir binanın görünür tek bir izinin bile olmamasıdır. Cevaplar yani şehrin büyük bir kısmı, taş ocaklarının ve kumtaşı çıkıntılarının yakınında ve yeraltında, yüzyıllar boyunca rüzgar ve su tarafından taşınan tortu katmanlarının altında gömülü olarak bize görünmeden yatıyor. Mada’in Salih te Geniş bir alan, insan yerleşiminin açık işaretlerini gösteren taş, çanak çömlek ve diğer kalıntılarla dolu. El hicr yerleşim alanının gömülü kalıntıları Korunan ve çitlerle çevrili ana alan içerisinde bulunmaktadır. Tenis kortu büyüklüğünde bu alan kısmen kazılmış olup, bu bölgede konutların ve diğer binaların temelleri ve alt taş kısımlarının yanı sıra duvar kalıntıları ortaya çıkarılmıştır.
Şimdi uluslararası bir arkeolog ekibi, petrada yaklaşık olarak MÖ 3. yüzyıldan MS 2. yüzyıla kadar uzanan Nebati imparatorluğunda ve Roma ve Bizans imparatorluklarında M.Ö. altıncı yüzyılın sonunda sanal olarak terk edilmesi. 1990 yılında keşfedilen bir Bizans kilisesi üzerinde çalışmalara başlandı, ancak şehrin geri kalanı hala kum tepelerinin altında.
Yani petra ve madain salih in meşhur köşklerinin yanında toprağa gömülü halde bulunan normal evler ve yapılardan oluşmuş büyük bir şehirde vardır. Yani petra ve madain salih’in terk edilmesinin, ve buralarda yeni binalar yapılmamasının ve buraların sonradan ancak mezar olarak kullanılabilmesinin sebebi buranın helak olmuş olmasındandır. Yani yaratıcı tarafından lanetlenmiştir. Negatif kuantum etkilerine açık hale gelmiş bir bölgedir.
Bunun yanında helak edildiği için petra ve madain salihte de yarım kalmış ve harabeye dönmüş eserlerle doludur. ilk olarak hatırlarsanız Önceki bölümde tufan veya başka bir helak olma sebebiyle yarım kalmış bir çok antik megalitik yapı göstermiştik. Arkeolog James churcward bu yarım yapılar hakkında bunları yapan uygarlıkların bir anda yok olduklarını yazmıştı. Aynı şekilde petra ve madain salih’i yapan sümerlerde helak edildiği için petra ve madain salih’te yarım bırakılmış eserler vardır. Bu açıdan petra ve madain salih’i kısa sürede fırtına ile yok olmuş Sümerler, yani helak olmuş semud kavminden başkası yapmış olamaz. günümüzdeki modern binalar belli bir süre sonra kendiliğinden harap olur, modern dünyanın binalarının yıpranma yaşı yaklaşık yüzyıldır. yani bugünkü teknoloji ile yapılan bir bina 100 yıl sonra harabe olur veya atıl duruma düşer. Ama antik megalitik teknolojinin yapıları zamandan en az zarar gören yapılardır. bu yapıların zarar görmesi için doğal bir afet lazımdır.
aynı şekilde Sümer şehirlerinden birinde bulunan elam tapınağıda yarım kalmıştır.
zaten petra ve madain salih’i nebatilerin yapmadığına bir delil de bu şehirdeki yapıların helak olduğu belli olmasına rağmen nebatilerin böyle bir afet başlarına ne gelmiş ne de duyulmuştur.
ve gene nebatiler depremler dolayısıyla petrayı terk etmiş oradan taşınmış olsalardı, taşındıkları başka şehirlerde petra gibi görkemli eserler yaparlardı fakat yapmadılar. çünkü hem petrayı inşa edenler onlar olmadığı gibi hem de Burayı inşa eden Sümerler yok olmuştu.
Bununla birlikte helak edildiği için bir önceki bölümde de anlattığımız üzere bu bölgeler lanetlenmiş ve Peygamberimiz bu bölgeden geçerken buranın suyunun bile kullanılmaması gerektiğini söylemiştir. işte bu sebepten dolayı burayı sonradan gelip kullanmak isteyen nebati ve Roma gibi uygarlıklar bile Sümerler e ait özellikle bu yerleşim yerlerinde uzun süre duramamışlar ve en fazla mezarlık olarak kullanabilmişlerdir. o sebeple ana akım bilim adamlarına göre MS sekizinci yüzyılın başlarında Petra gibi şehirler nedeni bilinmeyen sebeplerle terk edilmişti ve artık ticaret, siyaset veya kültür merkezi olarak hizmet vermiyordu; bu da araştırmacıların çözemediği bir gizemdi. Bilim adamları Petra ve madain Salih gibi antik bölgelerin neden durduk yere terk edildiğini anlamıyorlardı.
Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı
