YouTube player

 

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

 

 

 

 

PETRAYI SÜMERLER YAPTI

 

Şimdi göstereceğimiz deliller ise petra ve madain salihi nebatilerin yapmadıklarını ispatlamakla birlikte  buraları Sümerlerin yapmış olabileceğini ispatlayacaktır.

 

Petra ve madain salih’in nebatilere ait olmadığına ve Sümerlere ait olabileceğine bir kanıtta petranın nebatilerden çok daha önce bir şehir olarak kullanılmasıdır. Tarihçilere göre Petra çevresinde yerleşim yeri MÖ 7000 gibi erken bir tarihte olmuştur. fakat Nebatiler en fazla MÖ 4. yüzyılda buraya yerleşmiş olabilirler. Arkeolojik çalışmalar, petrada yalnızca, MÖ 2. yüzyıla dayanan Nebati varlığının kanıtlarını keşfetti. yani binlerce yıllık petra şehrinin yanında nebatiler yalnızca mö 2. Yüzyıl civarında yaşamıştı.

Ana akım tarafından Ürdünün bazı kısımlarının Sümerlerin beraber yaşadığı akadlar tarafından iskan edildiği zaten kabul edilmektedir.

Ana Akım bilimine göre bile öncelikle Petra antik kenti ve Ürdün’deki antik bölgeler 10.000 yıl önce yani nebatilerden çok daha önce vardı ve yerleşim yeriydi. Örneğin Ürdün’deki Petra ve Eriha bölgesi 10 bin yıllık bir tarihe sahiptir. 

Petra bölgesinde insan yerleşimine dair kanıtlar Geç Paleolitik döneme ve Neolitik dönemin sonuna kadar uzanmaktadır (Kafafi, 2019). Bu yerleşimlerin en eskisi, Petra’nın güneyindeki, Geç Paleolitik döneme (38-18 bin yıl öncesine) tarihlenen ve uzun bir süre boyunca insan yerleşimine uygun görünen Wadi Sabra’daydı (Bertrams vd., 2012).

Ürdün deki Umm el-Biyara gibi Nebati öncesi yerleşim yerleri hala tam olarak açıklanmayı bekliyor.

https://www.sciencedirect.com/science/article/abs/pii/S0031018220303497

Bunun yanında Petranın tufan öncesinde yapılmış olduğunun delilleride vardır. tarihçiler petradaki yapılarda büyük bir sel izine rastlamışlarıdır. 

Gene çok şaşırtıcı bir gerçek te de hem madain salih’te hem de petra’da büyük tufana ait delillerin bulunmasıdır.  

Madain salih’te çok şiddetli bir sel ile oluşabilecek erozyon izleri petrada ise yalnızca Denizde var olan beyaz kum parçalarının bütün petra’da bulunmuş olması bu bölgelerin büyük tufana maruz kaldığını göstermektedir. 

Bu durum hem nuh tufanının bir delilini daha oluşturmakta hem petra ve made in salih’in nebatiler’den binlerce yıl önce var olduğunu göstermekte hem de Bu yapıların Sümerler tarafından yapılmış olma ihtimalinin yüksek olduğunu göstermekte hem de Bir önceki bölümde anlattığımız gibi sümerlerin Büyük tufanı yok olmayacak şekilde yaşamış olduklarını göstermektedir.

Yatağın kalınlığına rağmen, Mezopotamya’daki diğer sellerin tamamen yerel bir olay olduğu anlaşılıyor. Sadece yedi mil uzaklıktaki Eridu’da, özenle aranmasına rağmen Ur seli ile ilgili hiçbir iz yoktu. Ur’la hemen hemen aynı veya biraz daha alçak bir rakımda bulunan Eridu, Ur’dan yalnızca çok alçak bir sırtla ayrılır. Eridu’daki eşdeğer katmanlar, höyük üzerinde Ur’dakinden daha yüksek bir konuma sahiptir, ancak tufanın hiçbir izine rastlanmamıştır (Mallowan, 1964, s. 75-77).

Bu bilgi az önce anlattığımız Sümerlerin de tufana maruz kaldığı bilgisiyle örtüşmektedir. Demek Petra Nuh tufanı ve ardından gelen Sümerler döneminde vardı. Zaten gördüğümüz ve göreceğimiz delillerde Petra nın teknolojisi ile Tufan dönemi yapılarının teknolojisinin aynı olduğunu ispatlayacaktır.

Gene madain salih te bulunan bazı yazıtlarda MÖ 1. binyıla tarihlendirilmiştir. bu tarih nebatilerden çok daha öncesine aittir. demek ki zaten nebatilerden önce madain salihte de birileri yaşamış ve oraya yazılar yazmış, eserler bırakmışlardı.

Örneğin bu madain salih’te bulunan asurlulara ait olduğu iddia edilen Sümer Güneş kadranı her ne kadar asurlulara ait olsa da bu bölgede Sümer etkisinin var olduğunu ve de nebatilerden çok daha önce bu bölgenin kullanıldığını göstermektedir.

Bu bilgiler bize Petra ve madain salih’in nebatilerden çok daha önce var olduğunu yani Sümerlerin zamanında yapılmış olabileceğini kanıtlamaktadır.

gene petra ve madain salihteki eserlerin dünyanın bir çok yerinde aynı şekilde kayaya oyulmuş antik yapılara benzemesi bu yapıların akad ve Sümerler tarafından yapıldığını ispatlamaktadır. Çünkü hatırlayın bir önceki bölümde  dünyanın hemen her yerinde bulunan bu kayaya oyulmuş eserlerin hemen hepsinin yaşının mö 3000 den eskiye dayandığını, devlerle bağlantılı olduğunu yani Sümerlerle iç içe yaşayan akadlar tarafından yapıldığını göstermiştik. sonuç olarak petra ve madain salihte benzer tarzda yapılan eserlerde akadların mirasçısı Sümerler tarafından yapılmış olmalıdır. Çünkü önceki bölümde ayrıntılarıyla anlattığımız üzere nasıl yapıldığı anlaşılamayan bu eserler sadece bir dönem yapılmış ve bir furya gibi tüm dünyaya yayılmış fakat sonrasında bir daha bu eserlerden yapılmamış ve yapanlarda sırra kadem basıp yok olmuşlardır. 

Sonuç olarak dünyanın her yerinde benzer teknoloji ile, benzer sanatsal özelliklerde ve benzer zaman diliminde yani nuh tufanı döneminde yapıldığını 9. bölümde ispatladığımız bu kayalara oyulmuş yapıların varlığı, tıpatıp benzer özelliklere sahip olan Petra ve madain salih yapılarının da aynı kişiler tarafından yapıldığını gösterir. Bu kişilerde akad ve Sümerler den başkası olamaz. 

Çünkü hem akad ve sümerlerin çok gelişmiş bir inşaat teknolojisine sahip oldukları bilinmektedir hem böyle büyük bir güç ve teknoloji sadece Akad ve sümerlerde vardı hem miras aldıkları bu teknolojinin kendilerinden hemen önce yaşamış ve dünyayı kolonileştirmiş mu ya ait olduğunun delilleri su altındaki, adalardaki ve Tufan öncesi yapılardan bilinmektedir hemde mu nun varisi olduğunu iddia eden ve aynı ideoloji ve teknoloji ile dünyaya hükmetmeye çalışan akad ve Sümerlerin de tüm dünyada birbirine ve Tufan öncesine benzer tarzda yaptıkları megalitik eserler gözler önündedir. 

  -üzerinde hiç yazı olmayan giza piramiti gibi aynı teknoloji ürünüydü.. Diğer sonradan yapılma dandik piramitlerde yazılar vardır. Fakat tufandan önce yapıldığını 6. Bölümde ispatladığımız giza piramitinde 1 sembol dışında hiç yazı resim yoktur. O bir tane sembolde tahmin edeceğiniz üzere yılandır. 

Kuran Ayetlerinde de zaten bu toplumların yani Nuh ad ve semud un hep beraber anıldığını Daha önce göstermiştik. işte bazen bunlara mısır da eklenmektedir. örneğin buruc suresinde mısır ve semud aynı ayette geçmektedir ki Mısır daki teknolojinin benzerliği de gözler önündedir.

 

Buruc suresi- 17, 18. Nitekim o orduların, Firavun ve Semûd milletlerinin başlarına gelenleri mutlaka öğrenmişsindir. 

 

yani Bir çok ortak inanç ve özelliklerini bu belgesel serisinde gösterdiğimiz mu-akad-sümer-mısır toplumlarının Kuranda da aynı şekilde bağlantılı olduğu görülmektedir.

bilim adamları da petra da bulunan diğer yapıların bile nebati öncesi antik dönem özellikleri taşıdığını söylemişlerdir. 

örneğin; Dr. Fiema petrada yakındaki bir tepenin kenarını işaret ederek, şöyle diyor; “Bizden sadece yüz metre ötede devasa bir taş yığını ve yerden çıkıntı yapan bir granit sütun var,” “Ürdün’de granit yok. Mısır’dan gelmiş olmalı. Sık sık bakıyorum ve yerin altında hangi yapının yattığını merak ediyorum.” diyor. Bildiğiniz üzere granit antik dönem megalitik yapılarının vazgeçilmezidir. Ve tüm antik megalitlerin ortak özelliklerinden biri de granit yapıların olduğu bölgede aslında granit kaynağı ocağının bulunmamasıdır. Yani granit eser granit kaynağından çok uzakta inşa edilmiştir. granit çok ağır bir taş çeşidi olduğu için antik dönemde nasıl üst üste konularak şekil verildiği zaten bir muamma olmasının yanı sıra nerelerden, ne kadar uzaktan ve nasıl getirildiği de apayrı bir gizemdir. 

(Petra’nın kırmızı yüzlü anıtlarını oluşturan kumtaşı, gnays ve şist içeren Kambriyen öncesi granit ile altta yatan bir dizi kumtaşı oluşumunun en eskisidir.)

gene petra konusunda uzman Arkeolog ve epigraf Laïla Nehmé madain salihte ki enteresan taş ocakları ile ilgili şöyle diyor: madain salih  ile ilgili Bu kesinlikle eksik bir halka, çözmemiz gereken bir bulmaca… ve şu ana kadar taş ocaklarını doğru bir şekilde tarihlendirebilecek hiçbir yazıt veya kanıt bulunamadığından bulmaca daha karmaşık hale geliyor.” 

-madain salih te Uzun süredir terk edilmiş olan bu taş ocakları, Romalılar tarafından fethedilmeden yaklaşık dört yüzyıl önce kuzey Arabistan ve güney Levant’ı yöneten Nebatilerin tarzıyla açıkça çelişiyor. 

gördüğünüz üzere bu yapıların tarzı nebatilerin tarzı ile çelişmekle birlikte mu dönemi antik yapı tarzına uymaktadır. bunun yanında yapıların güneş ile uyumu da güneş dininin yaygın olduğu Tufan dönemine ait olduğunun kanıtıdır. 

Belmonte ve meslektaşları petra antik kentindeki büyük anıtların, tapınakların ve kutsal mezarların mekansal yönelimlerini ölçtüler ve ölçümleri yapıların güneşin ufuktaki konumuyla nasıl hizalandığını karşılaştırdılar. 

-Arkeoastronomlar yakın zamanda Ürdün’ün Petra kentindeki anıtların göksel hizalamasını ölçtüler ve gündönümleri ve ekinokslar sırasında güneşin batışıyla birçok bağlantı buldular

Kanarya Adaları Astrofizik Enstitüsü’nde (IAC) petradaki çalışmanın lideri olan Juan Antonio Belmonte, Petradaki bir yapı ile alakalı “Böyle bir hizalanma ile, bu yapının kesinlikle astral dini karaktere sahip bir tapınak olduğu artık açıkça görülüyor” demektedir.

bildiğiniz üzere mu-akad-sümer dinleri genel olarak güneş dini olarak adlandırılmaktadır ve antik dönem megalitik yapılarının hemen hepsi göksel cisimlere göre hizalanmıştır. işte petradaki antik yapılarda göksel cisimlere göre hizalandığına göre bu yapılar mu dönemi yapılarıdır.

Gene petra ve madain salih yapılarının antik dönem yapılarına bir benzerliği de inşaat teknolojisinin yanı sıra hidrolik teknolojisinin de çok ileri düzeyde olmasıdır. yani petra ve madain salih yapılarının nasıl yapıldığı anlaşılamamakla birlikte şehrin su depolama ve iletim sisteminin de nasıl yapıldığı anlaşılmamaktadır. 

petrada yağmur suyunu depolayacak sistemler bile vardı. Suyun akacağı yerlerde kırık pişmiş toprak borularla ilgili Dr. Paradise şunları kaydetti: “Bunlar, iki bin yıl sonra gezegende kullandığımız tam olarak aynı pişmiş toprak borulara çok benziyor. Sistem o kadar verimliydi ki, kraliyet bahçelerinde 140 metrelik halka açık bir yüzme havuzu için bile yeterli su vardı… Bu çölün ortasında eşsiz bir lüks…” 

Petra, burada yaşamın ve tarımın gelişmesine izin veren çok önemli su toplama ve iletim sistemleriyle doludur.

Al-Hicr yani madain salih Arkeolojik Alanı da aynı şekilde ustalarının mimari başarısının ve hidrolik uzmanlığının olağanüstü bir örneğidir. 

Petra ve madain salihi yapanlar uzman hidrolik mühendisleriydi. kuyular, sarnıçlar, kanallar ve su kemerleri inşa etmedeki becerileri, ileri düzeyde tarım geliştirmelerine olanak sağladı. Ancak Petra’da Nebati kuyuları yok: Kaynaklardan ve kanallardan gelen sular 200’den fazla kayaya oyulmuş sarnıcı besliyordu. Aynı şekilde Mada’in Salih’te  de yüzey su kaynaklarına dair yani nebati su sistemine dair hiçbir kanıt yoktur; Nebatiler burada 130’dan fazla kuyuya bağımlıydı ve ara sıra yağan yağmurları kumtaşına oyulmuş sarnıçlara kanalize ediyorlardı.

Yani petra ve madain salih in hidrolik teknolojisi nebatilerin kullandığı sulama sistemi ile alakasızdı.

-bununla birlikte önceki bölümden hatırlayacağınız üzere sümerlerde güçlü bir sulama sistemine sahipti. sümerler zamanının çok ilerisinde bir sulama ve hidrolik teknolojisi kullanıyordu. yani petra ve madain salih şehirlerindeki sulama sistemini yapabilecek tek antik uygarlık sümerlilerdi. 

 

şuara suresi-146-150 Salih dedi ki; “Siz (semud kavmi) burada hep güven içinde kendi hâlinize bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?” “Bağların, bahçelerin içinde, akan pınarların başında.” “Ekili tarlaların ve meyveleri olgunlaşmış, yüklü salkımlarıyla dalları kırılacak derecede sarkmış gönül alıcı hurmalıklar arasında.” “Böyle sandığınız için mi, şımarık kimseler olarak dağlardan büyük bir ustalıkla görkemli evler yontuyorsunuz?” 

 

Petra ve madain salih in Sümerler tarafından yapılmış olduğunun bir delilide buralardaki eserlerin üzerinde bulunan tanrıların Sümer tanrıları ile aynı olmasıdır. Bu yapıların üzerine oyulmuş tanrı sembolleri mu-akad-sümer tanrılarının sembolleridir. Tarihçilere göre petra da hem antik yunan, roma, sümer, hem de antik mısıra ait eserler vardır. zaten bu sayılan antik uygarlıkların hepsi bu belgesel serisinde bir çok delilini gördüğünüz üzere mu nun kolonisiydi ve aynı çok tanrılı dine mensuptu. Çok tanrılı dinlerin dünyanın farklı yerlerinde bile birbirinin kopyası olduğunu ve tüm bu benzer kültürlerin Mu nun kolonileri olduğunu önceki bölümlerimizde anlatmıştık. 

Daha önce mu kıtası ile ilgili bölümde mu’nun tanrılarının, -gri uzaylı ve yılanımsı uzaylı olduklarını bu yüzden dünyanın bir çok yerindeki antik sembollerde gri uzaylı ve yılan sembollerinin görüldüğünü göstermiştik. bu tanrı sembolleri ile birlikte tüm dünyada genel olarak güneş dininin sembolleri olan güneş, ay, yıldız, piramit, sfenks, üçgen, göz, sütun sembolleri ve güneş dininin ideolojisini oluşturan aslan, boğa, kartal, insan sembolleri yaygındır. bu 4 canlı sembolünün yaygınlığına da önceki bölümlerde değinmiştik. bu 4 büyük canlı sembolünü ilk kulanan medeniyetlerden biri de sümerlerdir. bu dört büyük sembolün yıldız sistemlerini, bu yıldızlarla ilişkilendirilen tanrıların güçlerini sembolize ettikleri düşünülmektedir. bununla birlikte bu 4 büyük sembölün birleşimi zaten ejderha diye anılan reptilian baş tanrının özelliklerini gösterir. reptilianın boğa gibi boynuzları, aslan gibi pençeleri, kartal gibi kanatları ve insan gibi beyni vardır. -bu 4 büyük canlı sembolünü ilk kullanan medeniyetlerden biri de sümerler olduğu için sümerlerde bu sembollerin ne kadar yaygın şekilde kullanıldığını önceki bölümümüzde farketmişsinizdir. Işte petra ve madain salihteki eserlerin üzerlerinde gri uzaylı, reptilian uzaylı, güneş ay yıldız ve piramitlere benzeyen semboller yanı sıra bu 4 büyük canlı sembolü sıkça kullanılmıştır. petra ve madain salihte çokça aslan, kartal, insan sembolleri görülmektedir.  zaten bu sembollerde daha önceki bölümlerimizi izleyenlerin bileceği üzere çok tanrılı dinlerin klasik sembolleridir.

 işte bu durum Petra ve made in salih’i inşa edenlerin direkt mu ile bağlantısını göstermektedir. gene bu 4 tanrı sembolünün Kur’an incil ve tevrat ta da geçtiğini, bu tanrıların Nuh kavmine ait olduğunu; mu kıtası Nuh tufanı ile battıktan sonra ise bu tanrıların gene bir şekilde insanlar içinde tekrar yayıldığını göstermiştik.  

nebatiler de sembolünü her yerde gördükleri bu tanrılara tapıyorlardı. Hemen her konuda cahil ve başkalarının kültürü ile teknolojisine bağımlı olarak yaşayan nebatilerin din konusundaki tutumlarıda aynıydı. Kendilerinden gelişmiş olarak gördükleri toplumların tanrılarına tapıyorlardı, hatta hepsinden numune tanrılara taparak toplama bir din oluşturmuşlardı.   

Medeniyetten ne kadar uzak ve cahil bir kavim olduklarını gösterdiğimiz nebatilerin kendi kurdukları hiçbir sistem yoktu. Din konusunda da bulundukları yerde eskiden yaşamış toplumların tanrılarını kullanmışlar ve kendilerine toplama bir din oluşturmuşlardı.

-bilimsel görüş şu şekildedir; Nebatilerin başlıca tanrıları Dushara, Al-Uzza ve Allat idi. Dushara adı, Petra’nın kuzey sınırındaki Sharra Dağları’na atıfta bulunarak ‘o Shara’nın’ anlamına gelir. İbrani tanrısı Yehova gibi, Dushara da bir dikilitaş veya ayakta duran bir taş blokla sembolize edildi (ve bu, arkaik Sümer, Mısır ve megalitik kültürler) ve onun sembolik hayvanı boğaydı. 

Tapınaklarda tapınılan tanrılar ve tanrılaştırılmış hükümdarlar da Nebatiler üzerindeki etkilerini göstermektedir. 

Nebatilerin başlıca tanrıları Dushara al-uzza ve Allat idi. Dushara ve Allat ‘ın yanı sıra; Edomite tanrısı Qos , Mısır tanrıçası İsis, Suriye tanrısı Baal ve Atargartis ve bir dizi Arap alt tanrısının tümüne nebatiler tarafından ibadet edilirdi. 

Tepegöz motifleri (Şek. 2, 3) muhtemelen Nebatiler’in en eski mimari özelliğiydi (Wenning, 2003;Schmid, 2001) ve Nebatiler muhtemelen bu temel fikri de Mezopotamya’dan miras aldılar.

 Yani nebatiler bile Sümerlerin tanrılarına da tapıyordu. -bu farklı farklı tanrıların reptilian tanrıların yani şeytanların akrabaları olduğunu önceki bölümlerimizi izleyenler biliyorlardır. Petradaki tanrıların heykellerini gören nebatiler kendilerinden önce yaşamış bu güçlü uygarlığa benzemek için onları örnek aldılar ve dinlerini benimsediler. Cin yani uzaylı olan bu tanrılardan büyü vasıtasıyla yardım almak için büyü de yaptılar. Bu sebeple nebatilerde bu tanrılar için insan kurban etti.  

Nebatilerde tanrılar için Hayvanların kurban edilmesi yaygındı. Bunun yanında antik eserler (Porphyry’nin De Abstenentia’sı, Dumat Al- Jandal’da) her yıl bir erkek çocuğunun kurban edildiğini ve bir sunağın altına gömüldüğünü bildiriyor. Bazı bilim adamları, bu uygulamayı Nebatilerin geri kalanı için tahmin ettiler.

En üstte, Nebati tanrılarını temsil eden süslenmemiş taş sütunlar olan sözde ‘Tanrı Blokları’ ve ayrıca kurbanlık adakların kanını toplamak için çok sayıda sunak ve leğen göreceksiniz. 

Öncelikle Petra ve Madain salih’te ki eserlerin üzerindeki sembollerden bu eserleri sümerlerin yaptığı direk anlaşılmaktadır. Çünkü Daha önce sayısız delilini gösterdiğimiz üzere Mu akad ve sümer uygarlıkları megalitik eserlerine neredeyse hiç yazı yazmazlardı. hep sembol koyarlardı. Aynı şekilde sümerler de aynı megalitik teknolojinin ürünü olan petra ve madain salihteki eserlerine sadece semboller işlediler. Ve bu sembollerde direk kendi sembolleriydi. 

Madain Salih ve Petra daki ana sembol olan 6 köşeli yıldız veya çiçeğin tarihçiler tarafından tam manası bilinmemekle birlikte güneşi ve diğer yıldızlarla benzer şeyleri simgelediği tahmin edilmektedir. 

Petra ve madain salihte varolan 6 köşeli çiçeğe benzeyen sembolün direk olarak sümerlerin yıldız ve çiçeklerine benzediği görülmektedir. Sümerlerde 6 köşeli yıldıza çok fazla rastlanmasa da 8, 9 veya 10 köşeli yıldızlar sümerlerin ana sembollerindendir.

Yıldızın veya çiçeğin köşe sayısı sümerlerde de çok değişken olabildiğine göre aynı şekilde petra ve madain salihteki yıldızın veya çiçeğinde sümer kökenli olduğu aşikardır.

Gene sümerlerin başlıca sembolü olan 8 köşeli yıldız veya çiçek hem madain salih te hem petrada açıkça görülmektedir. Hatta önceki bölümde 8 köşeli yıldızın sümerlerde tanrıların ve herşeyin yaratıcısı olan Anu ya ait olduğunu daha sonra baştanrı enki ve diğer tanrılar tarafından da kullanıldığını anlatmıştık. -gene nebatilere atfedilen ürdündeki avdat antik kentinde  ki bu anunun sembolü direk taşa işlenmiştir. Bu sembol nebatilerin ki gibi sonradan yapılmamıştır. Profesyonel şekilde yapıldığından bu sembolü binayı ilk inşa edenler tarafından yapıldığını anlıyoruz. 

Gene tüm çok tanrılı dinlerde baş tanrı yı, tüm semavi dinlerde ise şeytanın sembolü olan yılan ın Sümerler de ne kadar çok kullanıldığını göstermiştik. Aynı şekilde Petra ve Madain salih’te  Her yerde yılan sembolü işlenmiştir. Bu yılan sembolleri de buraları ilk inşa edenler tarafından yapıldığı belli olan sembollerdir. 

Aynı şekilde Sümer tanrıları ndan Iştar ve  isis Tanrı heykelleri Petra ve Madain salih’in orijinal halinde mevcuttur.

Sümerler de ve önceki mu kıtasında varolduğunu gösterdiğimiz Aslan, kartal, boğa ve insan suretinde Tanrı heykelleri de aynı şekilde Petra ve Madain salih’te ki yapıların duvarlarını süslemektedir. 

Petra ve Madain salih’te sürekli göze çarpan kanatlı varlıklar da ne tesadüftür ki Sümer resim ve heykellerinde de bolca bulunmaktadır. Hatta bu kanatların şekilleri bile aynıdır. 

Gene Petra yı yapan Duvar işçilerinin işaretleri olduğu söylenen sembollerde açık bir şekilde sümerceye benzemektedir

Petra ve Madain salih’teki nebatilere ait tanrı sembolleri ise bu binalara işlenmemiştir ve ayrı bağımsız parçalar olarak bulunmuştur ama görüldüğü üzere sümerlere ait semboller duvarlara ve binalara işlenmiş heykel olarak yapılmıştır. Eğer burayı nebatiler yaptıysa neden kendi tanrılarını işlemediler de Sümerlerin tanrılarını işlediler.

sonuç olarak yapıların yapılış zamanı, bölgedeki yapılarda Tufan izine rastlanması, yapıların mu-akad-sümer tarzında megalitik olması, yapılarda kullanılan granitler, yapıların güneşe göre hizalanması, yapıların mu-akad-sümer teknolojisine sahip olması, yapıların mu-akad-sümer tarzında yazısız şekilde sadece sembollerle olması, yapılarda mu-akad-sümer tanrılarının sembollerinin bulunması, bizzat sümerlere ait sembol ve bir kısım yazıların o bölgelerde bulunması, mu-akad-sümerlerin aniden yok olmasına uygun şekilde eserlerin yarım kalmış, harabeye dönmüş ve terkedilmiş olması,   ve ileride bulunacak nice deliller petra ve madain salihi nebatilerin yapmadığını, o bölgede yaşamış Sümerlerin yaptığını göstermektedir. 

özetle nasıl ki tufandan önce yapılmış bir çok yapı gibi özellikle piramitlerin son dönem firavunlarının zannedilmiş olması gibi, petra da sonradan oraya gelen nebatilerin zannedilmiştir. olay bundan ibarettir.  

Sonuç olarak Petra ve madain salih’teki kayalara oyularak yapılmış olan Antik yapıların tüm dünyadaki diğer antik yapılar gibi

1-yazısız inşa edilmiş olması

2-benzer zamanda yapılmış olması.

3-granit gibi sert ve ağır kayalardan yapılmış olması.

4-nasıl bir teknoloji ile yapıldıklarının anlaşılamıyor olması.

5-bu yapılarda mu tanrılarının sembollerinin bulunması

6-güneşe göre hizalanmış olmaları

7-bu yapılarda tufan izine rastlanması

8-harabeye dönmüş yarım kalmış eserlerin bulunması 

bu yapıların hepsinin aynı kişiler tarafından yapıldığını gösterir. önceki bölümlerimizde bunları yapanların Mu-Akad ülkeleri olduğunu ispatlamıştık. Yani petra ve madain salihi ya mu ya akad ya da onların komşusu sümerler yapmış olabilirdi. 

 

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top