
Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.
Dev İnsanlara Ait Deliller Yok mu Edildi?
Peki neden devlerle ilgili bu sansasyonel bulgular gündem olmuyor diye düşünebilirsiniz. Bunun cevabını ve devlerle ilgili onlarca delili yok ettiği anlaşılan smithsonian enstitüsünde aramak gerekiyor. rockefeller desteğiyle kurulan ve tarih kurumlarını tekeli altına almış olan smithsonian enstitüsü, aynı zamanda okullarda tarih kitaplarında ne yazacağını da belirleyen kurumdur.
Evrim yanlısı olan enstitünün yaratılış teorisini savunan çalışanlarına baskı yaptığı için Amerika’da enstitüye karşı açılmış adli davalar vardır. bir çok güvenilir araştırmacının ispat ettiğine göre smithsonian Enstitüsü devlerle ilgili fosilleri toplamış yok etmiş veya saklamıştır. zaten simithsonian enstitüsünün bu ilk örtbas olayı değildir Evrim yanlısı araştırmaları ile bilinen enstitü 1909’da bulduğu kambriyen patlaması ile ilgili fosilleri Evrim teorisine zarar vereceği için 70 yıl boyunca saklamış ve bu bilgileri deposunda gizli tutmuştur. smithsonian Enstitüsünün farklı bölgelerde bulunan birçok dev fosilini örtbas etmesi ile alakalı araştırmacı Richard dewhurst bir kitap yazmıştır.
Devler konusunda önemli delilleri kapsayan Richard dewhurst un kitabı; dünya üzerinde bir dönem yaşamış ve hatta ülkelerin krallığını yapmış olan devlerin varlığını ispatlamaktadır.
Sadece içindeki resimlerle bile dünyanın bir çok yerinde devlerin yaşamış olduğunu ispatlayan Kitabın açığa çıkardığı önemli konular şunlardır.
Kitap öncelikle Kuzey Amerika’daki eski bir dev ırkına ve bu dev ırkının delillerinin 150 yıl boyunca Smithsonian Enstitüsü tarafından örtbas edilmesine ilişkin önemli kanıtlar ileri sürer.
Özellikle Mississippi Vadisi’nde bir çok dev iskeletinin ve devlerin kalıntılarının nasıl bulunduğunu göstermektedir.
Kitap; Gazete makaleleri, birinci şahıs beyanları, devlet tarihi kayıtları ve resimli saha raporları dahil olmak üzere 400 yıllık dev buluntularının raporlarını içerir.
1920’lerde Catalina Adası’ndaki en az 6000 yıl öncesine tarihlenen megalitik mezar kompleksindeki, 9 metreden uzun krallar da dahil olmak üzere 4.000’den fazla dev iskeletinin varlığını ispatlar.
100’den fazla nadir fotoğrafın yanında, kayıp kanıtlarında tanıkların ağzından çizimlerini içerir.
Amerika Kıtasındaki Mound Builder sitelerinde binlerce dev iskeletinin nasıl ortaya çıkarıldığını, ancak tarihsel kayıtlardan kaybolduğunu gösteriyor. Nevada’daki Spirit Cave’de bulunan, ince kumaşlara sarılmış ve MÖ 8000’e tarihlenen dev mumyalar gibi diğer gizli dev insan keşifleri de kitapta incelenmektedir. Florida’nın batı kıyısındaki düden de bulunan ve MÖ 7500 yılına tarihlenen yüzlerce kızıl saçlı dev bataklık mumyası; ve Arizona, Oklahoma’da nüfusu 100.000’i aşan devlerin şehirlerinin kalıntıları bulunmaktadır.
Dewhurst, bu gerçekleri bastırma olayının nasıl İç Savaş’tan kısa bir süre sonra başladığını ve 1879’da Binbaşı John Wesley Powell’ın; Smithsonian direktörü olarak atanmasıyla katı bir evrim yanlısı olan, Manifest Destiny gündemini başlattığı zaman bu girişimin nasıl delilleri tamamen yok etmeye dönüştüğünü göstermektedir.
Yani kitap özellikle smithsonian Enstitüsünün devlerin fosillerini defalarca kez nasıl yok ettiğini kanıtlamaktadır.
Bu yazı richard dewhurst un kitabına itiraz olarak yazılmış. Kitaptaki Bir kaç ufak hatayı ele alarak kitabın tamamen yalan olduğu söylenmiştir. Fakat sadece amerika da 1800 lerden beri bulunan devlere ait onlarca eser, görgü şahiti, gazete haberlerinin hepsinin yalan olduğunu kimse iddia edemez. Gene bir çok yerde bulunan ve resimleri göz önünde olan devlerin varlığı ile bu devlerin kaybolmuş olması dewhurst un kitabını doğrulamaktadır. Daha önce evrim adına örtbas olayına dahil olan smithsonian enstitüsünün devleri de ört bas etmesi şaşılacak bir durum değildir. Zaten örtbas olayı ile alakalı da bir çok şahit vardır. Ve Yine amerikan başkanlarının bile derin devletten izin alarak girebildiği 51. Bölge gibi süper gizli kapaklı devlet kurumları amerikan devletinin örtbas konusundaki tutumunu gözler önüne sermektedir.
Bunun yanında Jim Vieira ve hugh newman ın “giants on record” kitabı da aynı konudan bahsetmektedir. kitap Amerika da bulunan devlerin kanıtlarını ve 1800 den beri smithsonian enstitüsünün devlerin delillerini yok ettiğini ispatlamaktadır.
Yine 2014 yılında çekimine başlanan bu belgesel serisinde “search for the lost giants” hala daha bulunan 3 metreye yakın dev kemikleri anlatılmaktadır.
Smithsonian enstitüsünün kendi bilimsel yıllık raporlarında da 7-8 metrelik devlerin 17 hesabı vardır.
Enstitü komik bir şekilde Bugünlerde kendi sitesinde de devlerle ilgili haberler paylaşmaktadır. fakat hala daha ders kitaplarında Evrim basamağında devleri gösteren bir şema ya da evrim teorisini çökerten kambriyen patlaması gibi konular geçmemektedir.
devler bilim adamları tarafından da kabul edilmiştir. Homo Meganthropus diye adlandırılan insan türünün boyu normal insanlardan çok uzun olarak biliniyordu, ama tam uzunluğu hesaplanamayan bir tür olarak bilim literatürüne geçmiştir.
işin ilginç yanı ilk zamanlar bilim camiası tarafından kabul edilen devler daha sonra evrim teorisine uygun düşmediği için bilimsel literatürden silinmek istenmiştir. örneğin; 1868 de keşfedilen cro magnon adamı olarak bilinen insan türü bildiğiniz dev boyutundaydı ve bilim adamları tarafından boylarının 2 metre 15 cm den uzun olduğu biliniyordu. bu dev insan türü evrim şemasına bir ara tür olarak konulamadı ve nasıl oluştuklarına dair herhangi bir teori sunulamadı. cro magonlar bilim adamlarına göre son buzul çağı dönemlerinde yani nuh tufanının olduğu dönemde yaşamıştı. binlerce yıl önce yok olan cro magnonların genlerinde bir mutasyon tespit edilmişti. insanlardan farklı şekilde cro magnonların kafatası şekli biraz daha değişikti ve dikdörtgen gözleri vardı.
(Eski çağlardan kalma iki tane Magnon’un Mitokondiriyal DNA araştırma ekibi tarafından bedenleri incelendi. David Caramelli’nin tespiti sonucunda mutasyona uğramış asıl adı Haplotypest olan ama bilim dilindeki adı Haplogroup A olan tek nükleotid poliformizim (SNP) genetiğine rastlandı.- ve akad imparatorluğunun yani kuranda geçen Ad kavminin olduğu bölgeden tüm dünyaya yayıldıkları bilinmektedir.)
fakat ne gariptir ki bugün bilim adamları cro magnonu evrime uymadığı için ismini ve cismini değiştirmişlerdir. ismi erken modern insan olmuş boyu da normal insan boyu ile aynı hale gelmiştir. bilim adamları bu değişikliği de evrime daha uygun olduğu için yaptıklarını söylemektedirler. Ne olmuştur ve ne değişmiştir de 7 fitten uzun olan cro magnonun yeni bilimde hem boyu kısalmış hem de ismi değişmiştir.
tüm dünyada bilim adamlarının evrime bağlı olma zorunluluğu vardır. materyalist apriori denen bu olgu bir inancı ön kabul etme ve bu ön kabule göre araştırmalarını bina etme durumunu ifade eder.
Fakat zannedilenin aksine a-priori nin manası gerçek bilgiyi temel almak değildir. tam tersi bir inancı gerçekmiş gibi var saymaktır. a-priori Bilim dışı şekilde bir inanca bağlılıktır. Yani a-priori yüzünden kanıtlanmış olmayı bırakın çürütüldüğü gizlenen evrim teorisi bir inanç olarak benimsenerek bağnazca bu inancına uygun şekilde bilimsel veriler bina edilmektedir. yani bilim dışı şekilde Evrim inancına uyabilecek bilgiler araştırılmakta, Evrim inancına uymayan bilgiler ise Görmezden gelinmekte ya da saklanmaktadır. Halbuki bilim ne derse gerçek odur ve inanç bilime göre şekillenir. evrimcilerin yaptığı gibi inanca göre bilimi şekillendirmek mantık ve bilim dışıdır. bilim camiasında materyalist a-priori ye yani evrim inancına bağlı olmak zorunda olunduğunu itiraf eden birçok bilim adamı vardır.
yani tüm dünyada smithsonian gibi evrimi ön kabul etmiş bilim kurumları söz sahibi olduğu için çalışanlarına ve bilim camiasına evrimi kabul şartı koymuşlardır. kendilerine karşı gelen yani gerçeği söyleyen bilim adamlarınıda önce uyarır sonra uslanmazsa afaroz ederler. sonra da basın açıklamalarında tüm bilim adamları evrimi kabul ediyor derler. gördüğünüz gibi deccal sisteminin bir elinde cennet diğer elinde cehennem vardır. evrimcilerin bir çok gerçeği nasıl ört bas ettiğini, evrimin bilim değil de çok tanrılı dinlerin kabul ettiği bir inanç olduğunu, evrim teorisini makaleleriyle çökerten bilim adamlarının delillerini evrim ile ilgili bölümde göstereceğimiz için şimdi geçiyoruz.
Amerikalı bir araştırmacı ve paleontolog Michael Cremo “İnsanlığın Bilinmeyen Tarihi” kitabında, genel olarak kabul edilen insani gelişme teorisiyle; yani bize tarih kitaplarında anlatılan okullarda öğretilen tarihle; ciddi şekilde çelişen birçok kanıt gösterir. ve Bu kanıtların genellikle üstünün kapatılıp, söz edilmediğinden bahseder.
smithsonian enstitüsü tarih KOLEKSİYONLARININ YALNIZCA YÜZDE BİRİNİ GÖSTERmektedir. Yani buldukları tarihi eserlerin yüzde 99 unu depolarında gizli tutmaktadır.
500 binden fazla antik döneme ait papirüs ingiltere nin birleşik krallık keşif topluluğuna aittir ve oxford üniversitesinde araştırılıyor denilerek kilitli tutulmaktadır. bunların çok ama çok azı insanlarla paylaşılmıştır.
Tüm bu gizlilik ve örtbas Olayı, tarihi gerçekleri insanlardan saklama çabası nedendir?
Tüm bu gerçekler; kendi menfaatleri için insanları gerçeklerden uzak tutan gerçeğin üstünü örten kafirlerin Yaratıcı tarafından neden tehdit edildiğini göstermektedir.
Kafir kelimesinin İslam dinindeki anlamı gerçeğin üstünü örten gerçeği saklayan demektir. Deccal kelimesinin manası ise çok büyük yalancı, yani gerçeği yalan gösteren yalanı ise gerçek gösteren demektir. kendi saltanatları yıkılmasın yani Semavi dinleri doğrulayan Deliller bulunmasın; sekülerizm ve evrim inancı zarar görmesin diye gerçekleri saklamaktadırlar. Aynı şekilde iyi insanları ve toplulukları kötü göstermek, kötü insan ve toplulukları ise iyiymiş gibi göstermeye çalışmak bu belgesel serisinde çokça ispatını göreceğiniz masonik faaliyetlerdendir.
Yine Dr. Gültekin Caymaz devlerle alakalı asıl bulguların 1950 li yıllarda askeriye tarafından el konulup götürüldüğünü söylemiştir. Prof caymaz bir şöförün 1950 yılında türkiyedeki askeri kazılarda çıkarılan dev insan iskeletlerinin kendisine tsk tarafından taşıtıldığını ve bir askeri depoya götürüldüğünü anlatır. : “Polatlı’da yaşayan ve otobüsçülük yapan Yılmaz isimli biri bana ilginç bir olay anlattı. 1950-1951 yıllarında iken kendisi at arabasıyla askeri bir kazadan çıkarılan dev insan iskeletlerinin kemiklerini taşımış. Kemiklerin çok büyük olduklarını söylüyor ve bir askeri depoya istiflendiklerini ekliyordu. 11.6.1983’te Milliyet gazetesinde böyle bir haber çıktı. Adapazan ¬Kaynarca yolu üzerindeki bir yatır mezarının 9,5 m boyunda olduğu yazılıydı. Van ve Sinop dolaylarında da dev mezarlar bulunuyor. Ankara’nın çok yakınında bir dev mezarı inceledim. Köylüler, beni sıkı sıkı uyardılar, sakın bir şey alıp gitme, yoksa felaketler olur dediler. Bu uyarıya saygıyla uydum.”
Masonların tüm dünya ülkelerinde gladio, Ergenekon, illuminati tarzı derin devlet örgütleri ile gerçekleri örtüp kendi saltanatlarını sürdürdüklerine; kozmik odalarda devletin değil kendi çıkarları için bilgileri sakladıklarına ileriki bölümlerde çok güzel değineceğiz.
http://www.6000years.org/giant_reports.html >
devlere dair bilgilerin arşivlendiği bu sitede bugüne kadar haberlere yansımış ve raporlara geçmiş tüm dünyada bulunan dev insan kalıntılarının bilgilerini görebilirsiniz.
geçmiş dönemlerde sürekli dev insan iskeletleri bulunduğu gibi bugün de hala Bu iskeletlerden Dünyanın farklı yerlerinde bulunmaktadır. redhead adlı video serisini izlediğinizde yeni bulunan dev kemiklerinin bazı kanıtlarını görebilirsiniz.
Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı
