YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

Çok tanrılı dinlerin gökten gelen tanrıları

 

bir önceki bölümde Atlantis ve mu kıtalarının varlıklarına ve bu kıtaların tufanla battıklarına dair delilleri göstermiştik. Yani Atlantis ve mu kıtaları kesin şekilde vardı ve kesin şekilde tufanla batmıştı. (yeni bulunan delilleri sitemize sürekli ekleyeceğiz) peki mu ve atlantiste neler yaşanmıştı, bu iki batık kıtanın boyut varlıkları ile bağlantısı neydi?

Öncelikle Antik kayıtlarda yazanlara göre tufandan önce dünyanın her yerindeki ülkelerin krallığını boyut varlıkları yapmaktaydı. Zaten dünyanın her yerindeki antik dönemden kalma uzaylı ve reptilian şeklinde antik heykeller ve putların varlığı da bunu açıkça gösteriyor. 

 

Hatırlayın 3. ve 4. bölümlerde; hem cinler hem uzaylıların özelliklerinin aynı olduğunu; Boyut varlıkları olduklarını, bizim boyutumuzda uzaylı ve reptilian tarzında göründüklerini, insanlarla büyü vasıtasıyla iletişim kurduklarını, insanlardan uzun yaşadıklarını, uzayda yaşayabildiklerini, insanlara yaratıcı ile aralarında aracı olduklarını söylediklerini, insan kadınları ile ilişkiye girebildiklerini bizim boyutumuzda aslen uzaylı ve reptilian tarzında göründüklerini ama farklı kılıklara da girebildiklerini yani kılık değiştirebildiklerini (ki tüm dünyadaki shapeshifter fenomeni buradan gelmektedir) büyü vasıtasıyla insanlarla alışveriş yaptıklarını, insanlar tarafından duygu düşünceler sonucu üretilen atom altı enerjilerden beslendiklerini ve daha bir çok özelliklerini delilleriyle açıklamıştık. Şimdi bu bilgiler ışığında tüm antik kayıtlarda gökten indiği belirtilen bu tanrı-kralların; hep bu saydığımız özelliklere sahip olduklarını yani hepsinin cinler olduğunu göreceksiniz. yani cinler uzaylılar ve tanrılar aynı varlıklar olduğunun sayısız delilini belgesel serimizde bulacaksınız.   

 

Gökten gelen tanrılar (Uzaylı-Cin krallar) 

 

 

Önceki bölümde anlatmıştık; mezapotamya da Layard ve Wooley’nin bulduğu sümer kral listeleri diye adlandırılan kil tabletlerde; listenin en üst sırasında, yani “normal krallar”dan önce, her biri neredeyse 10.000 yıl, 15.000 yıl yaşayan yöneticiler vardır. tabletlerde yazdığına göre Bunların, “Tufan’dan önce” uzun süre ülkeyi yönetip, sonra insanlara devrettikleri yazmaktadır. aynısı mısır tabletlerinde de vardır; mısır kral listesinin en üstünde insani özellikler taşımayan, daha önce de anlattığımız cin ve uzaylıların özelliklerini taşıyan krallar vardır.

Ra, isis, horus, osiris gibi ilk dönem mısır kralları bu kategoriye girmekte ve hepimizin bildiği üzere bu tanrı krallar insani özellikler taşımamaktadır. 

 

benzer şekilde Babil metinleri bu olayı “Krallık gökten indiğinde” gibi bir deyişle açıklıyor. 

 

mısır yazıtlarına göre piramitlerden önce tep zepi adında herşeyin başlangıcı olan dönemde yıldızlardan uçan araçları ile gelen göktanrılar çamur ile sudan medeniyet kurdular. onlardan sonraki tanrılar ise o ilk gelen gök tanrıların çocuklarıydı Der.

 

15.000 yıl öncesine ait hint efsaneleri naga adında gökten gelen ve insanlara bilgi getiren sürüngenimsi bir ırktan sıkça söz eder. Nagalar insanlarla birleşerek soylu ırkın oluşmasını sağlamışlardır.

 

antik Amerika yerlilerinden; jaguar rahiplerinin kutsal kitabı olan “chilam balam” kitabında “yıldızların yolu açıldı ve gökyüzünden 13 ve 9 tanrılar indi” der. Yani antik Amerika yerlileri de gökten gelen ve insan olmayan varlıklar tarafından yönetilmekteydiler.

Yılan insan ırkına bir çok tarihi kayıtta farklı versiyonlarda rastlamakta mümkün. Mesela

hopi kızılderelileri antik dönemde bir savaş zamanında yılan insanlar tarafından bir yeraltı mağarasına saklandıklarına ve bu yılan insanlar sayesinde kurtulduklarına inanırlar. Tabi bu istisnai bir örnek. Belgeselimizi takip ederseniz yılan insanların çoğunlukla; insanlara kötülükler yaptıklarına, kendilerini tanrı diye kabul ettirip insan kurban ettirdiklerini bolca göreceksiniz. Büyü olayında olduğu gibi; yılanların İlk başlarda insanlara yaptıkları iyilikleri çıkar amaçlı yaptıkları muhakkaktır. 

Yine bunun gibi arkeolog Augustus le plongeon; Amerika kıtasında, yukatan daki anıt mezarda 12 başlı yılan oyması buldu. Daha sonra plongeon; bu yılan sembolünün can hanedanından önce 18 bin yıl boyunca hüküm sürmüş 12 maya hanedanının sembolü olduğunu anlatan bir kitabe buldu. Bu aynı bilgi çin kitabı “tchi” tarafından da doğrulandı. Japonyada da 12 kral hanedanının 18 bin yıl boyunca hüküm sürmüş olduğuna dair belgeler var. Aynı bilgi antik bir hint el yazmasında da geçiyor.

 

yunan tarihçisi heredot eserinde anlattıklarına göre mısırdaki teb mabedinde 343 adet ağaçtan yapılmış dev heykel görmüştü. Bu heykeller yönetici insanlara aitti. Fakat aralarında insan krallardan önce gökten inmiş ve insanları yönetmiş, insan olmayan tanrılara ait heykellerde bulunmaktaydı.

Benimde bir zamanlar atlantisle ilgili okuduğum eski bir kitapta yazar eski kaynaklara dayanarak atlantisin kralının resmini çizip kitabına koymuştu. Resmin insan dışı bir varlığa ait olduğu kesindi ve aynı reptilian tarzı bir yaratığa benziyordu. Fakat kitabı ve resmi internette ne kadar aradıysam daha sonra bulamadım.   

kalde kayıtlarına göre mö.16.000 lerde “Tolantu-Atlantis konfederasyonu”, Ortadoğu ve Afrika da en parlak devrini yaşıyordu ve bu konfederasyonun yönetimi Venüs ten gelmiş bilge kralların elinde bulunuyordu.

sümer tabletlerinde en güçlü tanrıların uçabilen Anunaki’ler oldukları; onların altında uçamayan tanrılarında olduğunu, bu tanrıların insansı oldukları ama esasında bir şekillerinin olmayıp her kılığa girebildikleri belirtilmiştir. (hc. belgesel ancient aliens sezon 6.3. bölüm)

ufo paranormal uzmanı, yazar john a. Keel de; uzaydan gelmiş olan sürüngen ırkın geçmiş topluluklarda tanrı rolü oynadıklarını ve insan kurban edilmesinin onların işi olduğunu belirtmiştir.

 

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

 

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top