
Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.
Boyut varlıkları Cinlerin Yani Uzaylıların somut delilleri
Çok eski dönemlerden beri insanlar başka boyutlardaki varlıkların gerçek olduğuna inanmışlardır. Hatta bu varlıkların özelliklerini kitaplarda ayrıntılarıyla yazmışlardır. Herkesin göz ardı ettiği nokta ise; bu görünmez varlıkların, dünyanın farklı bölgelerinde dahi aynı özelliklere sahip olmasıdır. Bu görünmeyen varlıklara kimileri ruh demiştir, kimileri hayalet, kimisi peri, gulyabani, karabasan veya başka bir şey. Günümüz modern dünyasında ise bu boyut canlılarına herkes uzaylı demektedir. Fakat aslında tüm bu canlılar aynı canlılardır çünkü birazdan göreceğimiz üzere hepsinin özellikleri aynıdır. Kuranı kerim de insanlardan bir üst boyutta insanlar gibi yaşantıya sahip canlılar olarak sadece cinlerden bahsedilir. kuran da; İnsanlar gibi Dünyada yaşayan tek zeki canlı türü olarak cinler anlatır.
Hikayeyi anlayabilmek için önce kuranı kerimde insan ile cinlerin tarih içerisinde ilişkisini özetleyelim. Çünkü tüm bu belgesel serisinde göreceğiniz üzere elimizdeki tüm somut bilgiler kuranı kerimde anlatılan tarih bilgisi ile büyük bir uyum içerisindedir. Göreceksiniz ki; kuran da anlatılan cinlerin yani uzaylıların insanlarla ilişkilerinin tarihi; dünyanın farklı yerlerinden topladığımız ortak bilgiler, beyanlar ve deliller ile desteklenmektedir. Bugüne kadar yazılmış kitaplar içerisinde bu tarihi Konuyu tüm yönleriyle en iyi kuranı kerim özetlemektedir.
Yani Yaratıcı kuran ı kerim ile insanları son kez uyarmak ve tarihten dersler çıkarmamız için insan ile cinler arasındaki ilişkiyi şöyle özetlemiştir.
Cinler yani uzaylılar, insanlardan önce yaratılmıştı. insanlar yaratıldıktan sonra ise cinler diğer boyuta gönderilmişlerdir. Bu sebeple cinlerin bir bölümü; Dünyadaki saltanatlarını yok eden insanlara düşman olmuş ve şeytan olarak adlandırılmışlardır. Ve bu şeytanlar dünyadaki insanlar için yaratılmış olan düzeni ellerinden geldiğince bozmaya çalışmaktadırlar. ..Bu özeti ileriki bölümlerde daha da açacak, tarihsel gerçeklerle açıklayacağız.
Bunun yanında Bu bölüm, cinlerin yani uzaylıların Geçmiş dönemde çok tanrılı dinleri nasıl oluşturduklarını ve günümüzde masonlar ile ne işler çevirdiklerini daha iyi anlamamızı sağlayacak.
İleride yeni dünya düzenini kuranların; büyü vasıtasıyla şeytandan yardım ve emirler alıp insanlara karşı ne tuzaklar kurduklarını, insanlık üzerinde nasıl komploları olduğunu daha iyi anlayıp tedbir almanızı sağlayacak bu bölümümüze hoş geldiniz diyor ve heyecanla hazır olduğunuzu umarak yeni bölümümüze geçiyorum.
Bir önceki bölümde metafizik canlıların varolduğunu ve bu canlıların bilim adamlarının ağzından; 4. Boyut gibi farklı bir boyutta olabileceklerini anlattık. Bu bölümde uzaylılar ile cinlerin aynı varlıklar olduğuna dair somut deliller ile birlikte bu somut deliller ışığında metafizik canlılar nedirler nasıldırlar ne yaparlar nasıl yaparlar neden yaparlar insanlar ve dünya ile ilişkileri nasıldır, dünyayı ve insanları nasıl yönetirler gibi soruların cevaplarını vermiş olacağız.
Öncelikle dünyanın her yerinde cinlere olan inançtan bahsedelim. Tarihi kaynaklarda bugüne kadar ki hemen hemen tüm Kültürlerde cin inancının olduğunu belirtmektedir. kimi kültürlerde cinlerin tanrılarla aynı olduğu biliniyordu, kimi kültürlerde cinlerin tanrılardan daha alt sınıfta olduğu sanılıyordu, ama en nihayetinde tüm kültürlerde cin inancı vardı;İslamdan önceki Cahiliye Arapları, cinlerin de kabile ve gruplar halinde yaşadıklarına, birbirleriyle savaştıklarına, fırtına ve benzeri tabiî olayların cinlerin işi olduğuna inanıyorlardı. Yunan mitolojisinde insan üstü varlıklar için cin kelimesine benzer ifadeler ve Daimon, kelimesi kullanılırdı. Eski Roma’da “genius” kelimesi bazen ruhu bazen de ölüleri ifade ediyordu. Sonraları ev ya da benzer bir mekanı koruduğuna inanılan bir kavram olarak kullanıldı. Çinlilerde daha geniş bir anlamda “kuei: cinler” ve “shen: ruhlar” anlayışı, bütün görünmezler alemini kapsardı. Hintlilerde ise “Bhutalar”, genellikle ölülerin yakıldığı yerlerde bulunduğuna inanılan cinler ve hortlaklardır. Zerdüşt de, İran’ın “Deva” denilen ilahlarını cin saymıştı. Mezopotamyalılara göre tabiat, ruhlarla, cinler ve şeytanlarla doludur. Her evin koruyucu bir cin (ruhu) olduğuna inanılmıştır. Babilliler tarafından cinler; tarla cinleri, mezarlık cinleri olarak gruplandırılmıştır. Mısırlılar ise kötü ruhlara/cinlere özel isimler vermemiş ve onları genel olarak tanrı kimliğiyle kabul etmişlerdir. Yunanlılar Helenistik dönemde ve Roma döneminde cinlerin bazılarının kötü olabileceklerine inanmaya başlamışlardır. Afrika kıtasında da pek farklı inanışlar yoktur.
Eski türklerdeyeraltı dünyasının prensi olan Erlik’in emrinde de, Uygurcada şeytan manasına gelen kara “neme”ler veya “yek”ler denilen kötü ruhlar bulunmakta ve bunlar, insanlara her türlü kötülüğü yapıp, hem insanlara, hem hayvanlara hastalıklar göndermekteydiler.
Yine Germen kültüründe Elf, Slav kültüründe Rusalkas, Hinduizm de Narakalar, Buduizm inancında Mara,, eski Japonya’da Oni ile Tengu isimleri ile cinler birçok eski din ve inanışta yer edinmişlerdir.
Yahudilerde Bâbil sürgünü sonrası dinî literatüründe cinlerle ilgili anlatımların çoğaldığı görülmektedir. Sonraki kutsal metinlerde, apokrif eserlerde ve halk menkıbelerinde, özellikle kabala denilen mistik gelenekte şekilsiz ve gölge gibi cinler, adları, özel görevleri bulunan birçok önde gelen cinlerle birlikte tasvir edilmekte; yarı melek, yarı insan olarak ıssız yerlerde yaşayan, geceleri hünerlerini gösteren varlıklar kabul edilmekteydi.
İslamdaki cin inancıyla hıristiyanlıktaki cin inancı neredeyse birebir aynıdır. hıristiyanlıktada cinlerin kafirleri şeytana hizmet eden kötü yaratıklardır; duyularımıza genelde hayvan görünümünde algılanabilen, esasları buhar ya da alevden ibaret olan ruhlardı. İnsanları etkileyebiliyorlardı ve zararlarından korunmak için çeşitli tedbirler alınıyordu.
Yine Eski devir büyücüleri de; büyü formüllerinde bugünküler gibi cin isimleri olduğu düşünülen, anlamsız sözler, kelimeler kullanmışlardır. Onlar aynen bugünkü gibi belirli isimlerle ve belirli özdeşleştirmelerle söylenilmiştir.
Görüldüğü gibi tüm kültürlerde metafizik varlıklardan yani cinlerden bahsedilmektedir. “Hadi canım başka varlıklardan bahsediyorlardır, hepsinde bizim bildiğimiz cin kavramından bahsedildiğini nereden biliyorsun” diyebilirsiniz. Tüm kültürlerde ve mitolojilerde cin denen aynı varlıktan bahsedildiğini şu ortak noktalardan anlıyoruz. 1- çoğu kültürde; cin kelimesine benzer bir kelime kullanılmıştır.
2- tüm inançlarda cinlerin yiyip içebilen insan gibi yaşantısı olan ama farklı boyutta yaşayan ve ancak büyü gibi diğer boyutta etki oluşturacak bir durum olursa bizim boyutumuza geçebilen ve gözle görülüp bize etki edebilen canlılar olduğundan bahsedilir.
3-tüm kültürlerde aynı şeylerden hoşlanıp aynı yerlerde yaşadıklarından ve Çeşitli hayvan ya da insanların kılığına girebildikleri söylenir. 4- Yine tüm inançlarda cinlerle aynı büyü metodlarıyla iletişim kurulabilir ve davet edilebilir, istekte bulunulabilir. 5- tüm inançlarda cin olarak tasvir edilen resimler, putlar ve semboller birbirine benzemektedir. Bunun delillerini ilerleyen bölümlerde çok tanrılı dinlerin tanrılarını araştırırken göreceksiniz. 6- Yine ilerleyen bölümlerde açıklayacağımız üzere cinlerin tanrı olarak adlandırıldıkları yerlerde, insanlardan istedikleri, yaptırdıkları ve insanlara tavırları aynıdır. O halde tüm kültürlerde “cin” denilen varlıkların aynı varlıklar olduğunu anlıyoruz.
Cinler = Uzaylılar
Cinlerin özelliklerini ve neye benzediğini anlatırken mecburen açıklık getirmemiz gereken nokta cinlerin aslında uzaylılar olduğudur. Çünkü cinleri ve uzaylıları tasvir eden bütün özellikler aynıdır, bu nedenle ikisi için göstereceğimiz somut delillerde ortaktır. Bu aşamadan sonra uzaylı dediğimiz zamanda cinleri kastettiğimizi belirtelim.
Zaten İslam dinine göre şeytanlarında cin olduğu belirtilmiştir. Şeytan yılan kılığındadır ve cinlerin bir türüdür. konuyla ilgili somut delillerin yanında tanık beyanlarınıda vereceğiz çünkü delilleri destekleyen tanık beyanları da yardımcı delil niteliğindedirler.
Ufoloji ve uzayla ilgilenen araştırmacılara göre uzaylılar genel olarak iki cinse ayrılır, reptilian ya da drakolar ve griler. semavi dinlere göre cinlerin liderleri iblis şeklen yılansıdır, (şeytanların yılanlara benzediği ile ilgili dini yazıları ileride inceleyeceğiz) iblis soyundan olmayan normal cinler ise griler olarak adlandırılan bizim uzaylılar olarak bildiğimiz varlıklardır. drako ya da reptilian denilen kanatlı boynuzlu yılanımsı türün çok tanrılı dinlerin genelinde baştanrı olarak tasvir edilirken, griler denen türün daha pasif düzeyde daha çok yardımcı figüran olarak resmedildiğini görürüz. bu iki türün altlarında da birçok türevleri vardır. nitekim bir rus ajanının olduğu iddia edilen bir kitapta birçok uzaylı türevinden resimleriyle bahsedilmiş, bunların hangi gezegenlerde yaşayıp dünya üzerinde ne emelleri olduğu anlatılmıştır. hatta bu kitapta bile uzaylılardan bazılarının islam inancındaki cin ile aynı olduğu yazmaktadır. fakat yazının devamında cin denen bu ırkın bir daha dünyaya uğramadığı yazmaktadır. Bu tarz kitapların yazılması için bilgi veren şeytanlar her zamanki gibi iki doğru içine bir yanlış karıştırmışlar.
Şimdi sırasıyla uzaylılar ve cinlerin aynı varlıklar olduğuna dair elimizdeki maddi delilleri verelim;
Birtakım paranormal olaylarla ilgili araştırmalar, çeşitli bilimsel metotlarla araştırma merkezlerince ele alınmaya çalışılmaktadır. Uzaylı diye kendini tanıtan görüntülerin fotoğrafları alınabilmektedir. Aynı şekilde spiritüalistlerin masasına gelen ve kendisini ‘ruh’ olarak tanıtan vizyonların da. Bu görüntülerin bazı spektroskopik incelemeleri de yapılabilmiştir. İlginç olan ise, her iki türün spektral analizlerinin aynı sonucu vermeleridir. Spiritüalistlerin masasına gelen ‘sözde ruh’larla, sözde uzaylıların polaroid filmleri, kırmızı ötesi (infrared) ve normal ışınlara dayalı spektral analizlerinin birbirinin tamamen aynı olduğu bildirilmektedir. Kendisini ‘ruh’ olarak tanıtanlarla ‘uzaylılar olarak tanıtanların bizzat cinler tarafından tezgahlandığı bu şekilde iyice anlaşılmış bulunuyor.
Kişi bilmediğine karşı tedbir alamaz Cinler Bu yüzden bilinmek istemez, inkılap yayınevinin kurucusu Garbiz fikrinin belirttiği gibi cinlerle görüşmek değişerek, ruhlarla en son uzaylılarla görüşme diye yansıtılmış. Cinleri çok tanrılı dinlerdeki gibi dost ve tanrı olarak gösterip yakın zamanda gerçekleşecek olan; cinlerin insanların boyutuna geçişine ve cin istilasına insanları hazırlamak için takipçileri tarafından uzaylılarca yazdırıldığı söylenen; altın çağ bilgi kitabı 1986- 5. ay fasikül 17 sayfa 151 de şöyle deniyor: “İslam’da cin kötüdür ama sizi Cinler kurtaracaktır” sayfa 152 de “Cinler tanrının elçileridir, her bakımdan çok güçlüdürler siz onlara uzaylı diyorsunuz” denmektedir.
Üzerinde durulması gereken çok önemli bir konu da şudur ki: semavi dinlerin öğretilerine göre şeytanların (yani kafir cinlerin) tüm amacı insanları kandırmak üzerinedir. tüm dinlerde bilindiği üzere şeytan haset ve nefreti yüzünden, elindeki her şeyi insan yüzünden kaybettiğinden dolayı ilk olarak adem ve havvayı kandırmış ve devamında da kendini bu işe adamıştır. Şeytanların Neden kendilerini uzaylı diye tanıtırlar sorusunun cevabını da bu amaçta aramak gerek? çünkü böyle tanınmak cinlerin işine gelmektedir. Kendini cin ve şeytan olarak tanıtmaktansa güçlü ve yardımsever uzaylılar olarak tanıtmak cinler için daha mantıklıdır. insanları bu şekilde çok daha güzel kandırabilirler. bununla beraber şeytanların uzaylı yalanı üzerinden yürüttükleri daha büyük planları vardır ki bunu ilerleyen bölümlerde açıklayacağız. Şimdi ileriki bölümlerde göstereceğimiz üzere geçmiş dönemlerde insanlara büyük tuzaklar kurup büyük zararlar vermiş olan uzaylılar ve cinleri tanıyıp tehlikelerinden korunmak için; uzaylılar ve cinlerin ortak özellikleri ile devam edelim.
1-Hem uzaylılar hem de cinler insanlardan bir üst boyuttadırlar
Cinleri tanıyıp tehlikelerinden korunmak için; uzaylılar ve cinlerin aynı varlıklar olduğunun delillerine devam edecek olursak Yine bir benzerlik Hem uzaylıların hem de cinlerin insanlardan bir üst boyutta olduğudur.
Bir önceki bölümde zaten bilim adamlarının ağzından 4.boyutta yaşayan canlılar olabileceğini bunun mümkün olduğunu anlatmıştık. yani cinlerin 4.boyutta olması ve gözle görünmemesi kuantum fiziğine uygun bir durumdur.
İleriki bölümlerde daha ayrıntılı göreceğiniz üzere Dini ve tarihi kayıtlarda; cinlerin büyük tufandan yani hz. nuh döneminden sonra insanların boyutundan ayrılarak başka bir boyuta gönderildikleri ama hala bu dünyada var oldukları; hz. Nuh döneminden sonra cinlerin etkilerinin nispeten hissedilir ama gözle görünmez oldukları, kendi boyutlarından insanları görebildikleri söylenir. Bu tabirler Günümüzün bilimsel anlatımına yani kuantum fiziğine göre üst boyuta taşınmak demektir. Konuyla ilgilenen metafizik, okültizm uzmanlarıda bu yaklaşımları doğrulamaktadır.
Cinlerin Hz nuh dönemine kadar insanlarla aynı boyutta yaşadığını ve bu cinlerin üst boyuta taşınmasıyla ilgili tarihi kayıtları ve delilleri mu kıtası ile ilgili bölümde açıklayacağız.
(Cin Suresi. Ayet: 16) “Ve eğer onlar, o tarik (yol) üzerinde dosdoğru gitse idiler, elbette kendilerine bol bol su içirirdik.”
Bu ayet cinlerin bir zamanlar insanlar gibi biyolojik varlıklar gibi yaşadıklarını ve suya muhtaç olduklarını göstermektedir.
Rahman suresi 56- O cennetlerde gözleri eşlerinden başkasını görmeyen, tatlı bakışlı öyle güzeller vardır ki, daha önce cin ve insanlardan hiç kimse kendilerine dokunmamıştır.
Bu ayette bekarlığın bozulması manasına gelen “tams” kelimesi kullanılmıştır. Yani bu ayete göre cinlerin bir şekilde insanların boyutuna geçip insan kadınları ile cinsel ilişkiye girebildikleri yani şartlar oluştuğunda bizim boyutumuzda aynı bizim gibi yaşayabildikleri açıkça anlaşılmaktadır. Bunun diğer delillerini uzaylılar tarafından kaçırılan sayısız kadının beyanında göreceksiniz.
Bu hadisi şerifte cinlerin bizim boyutumuza geçtiğinde aynı bir insan gibi madde olduğu ve bağlanabildiği belirtilmiştir.
“Cinlerden bir ifrit namazımı bozdurmak için dün akşam anîden bana bir oyun oynamağa kalkıştı. Ama Allah beni ona kaptırmadı. Ben de onu boğdum. Vallahi onu şu mescidin direklerinden birinin yanı başına bağlamayı çok isterdim. Bu suretle sabahladığınızda sîzlerde toptan (yahut hepiniz) onu görürdünüz; fakat sonradan kardeşim Süleyman’ın şu sözünü hatırladım: “Yâ Râbbî beni affet; ve bana öyle bîr mülk ver ki benden sonra hiçbir kimseye lâyık olmasın!” demişti. Allah da onu köpek kovar gibi kovdu.” buyurdular. (bk. Müslim, Mesacid, 39-ayrc bknz. Müslim, Mesacid, 40; Nesai, Sehv 19)
Araf-27-… çünkü o da, askerleri de sizin kendilerini göremeyeceğiniz yerlerden sizi görürler. Doğrusu Biz şeytanları iman etmeyenlerin dostları yapmışızdır.”
Bu ayette de cinlerin bizden farklı bir boyutta oldukları biz onları göremesekte onların bizi gördüğü ve dostluk benzeri insanlarla ilişki kurdukları açıkça anlatılmıştır.
hicr- 27 –Cinleri insan vücudunun gözeneklerinden geçebilen güçlü bir ateşten yarattık
Bu ayette ise cinlerin bulundukları boyuttan gereken şartlar oluştuğunda insanların bünyelerine nüfuz edebildikleri anlaşılmaktadır.
Atomaltı parçalardan oluşan cinlerin biz içi boş olan atomlardan oluşan insanların eğer tedbir alınmazsa boşluklarına rahatlıkla girip çıkabileceğini daha önce anlatmıştık. kuantum fiziği ile uyumlu olan bu gerçeğin açıklamasını 2. Bölümde bulabilirsiniz.
Evre adlı kişisel gelişim belgeselinde bir çok tanık astral seyahatte uzaylıları gördüğünü anlatmış, yani uzaylıların bizim dünyamızda ama farklı bir boyutta olduğunu görmüşlerdir. Aynı şeykilde astral seyahatte cinler ile karşılaşılacağını müslüman hocalarda söylemiştir.
Aslında hepimiz her gün 4. boyuttan geçmekteyiz. hepimizin ruhu uyku uyanıklık arası halden geçmektedir. uyku uyanıklık arasında ruhumuzun geçtiği bu aleme yakaza alemi denmektedir. başımıza gelen paranormal olaylarda çoğunlukla bu uyku uyanıklık arası halde gelmektedir. Örneğin tüm dünyada bilinen ve yaşanan karabasan olayı tam bu uyku uyanıklık arası halde gerçekleşmektedir. işte hem uzaylılar tarafından kaçırılmalar hem de cinler tarafından kaçırılmalar ve karabasan saldırıları bu yakaza halinde gerçekleşmektedir. bu benzerlikte cinlerin uzaylılar ile aynı olduğunun bir delilidir.
3.boyuta (insanların boyutuna) geçebilen cinler/uzaylılar
Cinlerle ilgili en önemli soru onların bizim boyutumuza nasıl geçtiği ve geçiyorsa bunun delillerinin neler olduğudur.
Cinler; kendi boyutlarındayken bizim boyutumuzda enerji şeklinde insanların ruh ve düşünce dünyasına büyü yoluyla manyetik açıklar bulduğunda etki edebildikleri gibi, gereken şartları oluşturduğunuzda fiziksel olarak ta etki edebiliyorlar.
Cinlerin manyetik etkilerine en büyük örneklerden biri de bir sürü garip paranormal olayların sürekli yaşandığı ve bu yüzden meşhur olan ve hayaletli kabul edilen bölgelerdir. Öyle ki hayaletler yüzünden insanlar bu bölgelere girmeye bile korkmaktadır. Hayalet kılığında gelenlerin de zaten cinler olduğunu anlatmıştık. dünyanın bir çok yerinde kameralara yansıyan bu görüntülerin laboratuvar incelemelerinde fake olmadığı anlaşılmış ama bilim çevrelerince bir açıklama getirilememiştir. Şimdi anlatacağımız cinlerin boyut değiştirme konusunu tam anlamak için, daha önce anlattığımız kuantum fiziği ile boyutların bilimsel açıklamasını hatırlayınız. Cinlerin yeri geldiğinde boyut değiştirebiliyor olmaları bilimsel gerçeklere yani kuantum fiziğine uygun bir durumdur.
Her kültürde uzaylı ve reptilian olarak görüp bildiğimiz bu Grilerin ve reptilianların görüntüleri cinlerin kendi orijinal görüntüleridir. cinler bizim boyutumuza yavaşlayarak geçtiklerinde bu orjinal şekillerinde görünürler. cinlerin bizim boyutumuza geçmeleri için ya bizim alemimizde manyetik bir hadise vuku bulmalıdır. yani bir büyü veya manyetik etki oluşturan herhangi bir şey buna vesile olmalıdır. bu etkiler sonucu manyetik açıklık gerçekleştiğinde cinlerin bizim boyutumuza geçmeleri için yavaşlamaları yeterlidir, yavaşlayıp bizim boyutumuza aynı bizim gibi biyolojik bir varlık olarak geçebilirler, fakat bizim boyutumuzda öldüklerinde cesetleri ateş yapıtaşından yaratıldıkları için kül olup yok olmaktadır, öldüklerinde de kükürt kokusu arız olur. Bizim boyutumuza biyolojik bir varlık olarak geçmeleri çok zor olmasa da biyolojik olarak bizim boyutumuza kolay kolay geçmek istemezler çünkü biyolojik olarak geçtiklerinde bizim boyutumuzda ölmeleri çok kolaydır ve sıvı kayıpları fazla olduğundan kendi boyutlarındaki gibi rahat ve güçlü davranamazlar, geçseler bile daha çok ıssız yerlerde rastlanırlar. nasıl ki biz uzaya gidiyor ama rahat hareket edemiyor güçlük çekiyor ve geri dünyaya evimize dönmek istiyorsak ve hatta astral seyahat yoluyla üst boyuta geçmeyi başaran insanlar bile sürekli orada kalamıyor ve geri yerine yurduna dönme isteği duyuyorsa aynı şekilde cinlerde bizim boyutumuzda fazla kalamaz ve kalmak ta istemez.
Çeşit çeşit insan, hayvan ve Hayalet kılığına giren ve bu şekilde insanlara görünmeyi başaran cinler ise hadisi şeriflere göre cinlerin sihirbazlarıdır. bunların görüntüsü biyolojik yani gerçek bir görüntü mü yoksa hologram şeklinde aldatıcı bir görüntü mü olduğu hocalar tarafından bile tartışmalıdır. fakat gerçek olan; bu şekilde göründüklerinde maneviyatı iyi olan insanlar tarafından kolay öldürülebilir olduklarıdır. eğer maneviyatı kötü yani negatif vücut aurasına sahipseniz ve bu nedenlede çakralarınız manyetik saldırılara karşı savunmasız ise cin size karşı güçlü olur ve siz ona karşı zayıf kalırsınız. Yine bu tarz farklı görüntülere büründüklerinde sizin manevi durumunuza göre size korkunç ya da korkmayacağınız şekilde görünür. mesela günahlarla kalp akıl ve ruhlarını kirletmiş insanlar ile kötülük işlemeyen insanlara aynı anda görünen bir cin, maneviyatı kirli insanlara ejderha olarak görünür iken maneviyatı güçlü insana küçük bir yılan olarak görünür ve korkutamaz. bu durumda Yine anlaşılacağı üzere kuantumla ilgilidir ve kuantum alemindeki durumunuza göre cinler ya size musallat olarak sizden beslenir ya da enerjinizden korkarak size yaklaşmaz ve yaklaşamazlar.
Hem cinler hem uzaylılar ikisininde lideri yılan ırkındandır
Vereceğimiz bir benzerlikte hem cinler hem de uzaylıların ikisininde liderlerinin yılan ırkından olmasıdır.
Öncelikle yılan kılığındaki uzaylılar hakkında gösterebileceğimiz bilimsel delil büyüdür. Çünkü 1.si antik çağlardan beri dünyanın her yerinde büyücü rahipler yılan tanrılarla görüşmüştür. Yani Büyü aracılığıyla yılan tanrılarla görüşülmesi, tüm dünyadaki tüm çok tanrılı dinlerde anlatılan tarihsel bir gerçektir. 2. Olarak; büyününde kuantum fiziği ile ilişkisi bilim adamları tarafından bugün konuşulmaktadır. Bunun yanında “dünyanın kara kutusu” 5. Bölümde; tarihte büyü vasıtasıyla 4.boyut varlıklarının insanlar ile nasıl iletişim kurduklarını ve yardım aldıklarını ayrıntılı şekilde anlatacağız. Antik dönemlerdeki çok tanrılı dinlerin rahiplerinin ve günümüzdeki büyücü şamanların trans esnasında gördükleri yılan kılığında 4. Boyut varlıklarını da ileriki bölümlerde göstereceğiz. Yine Yılan tanrıların bütün antik çok tanrılı dinlerde görüldüğünü “dünyanın kara kutusu” 7. Bölümde göstereceğiz.
uzaylıların yönetici tayfasının yılanımsı bir tür olan drakolardan oluştuğunu gördük;
Yılan drako ejderha-sürüngen ırk- tarihte ve mitolojide aynı manalara gelmektedir. Bu kelimelerin hepsi Aynı şeyi anlatmak için kullanılır. ejderha ile ilgili dünyanın her yerinde her kültürde sayısız efsane ve mitoloji vardır, bu efsanalerin arkasında gerçekten var olan bu uzaylıların olduğunu ispatlayan tarihi kayıtları ilerleyen bölümlerde size sunacağız.
En basitinden herkesin bildiği bir örnek vermek gerekirse amerika kıtasında yüzyıllardan beri reptilian denen sürüngenimsi yaratığı tüm dünya bilmekte, kıtada bulunan bir çok insan yüzlerce yıldır bu yaratığı gördüğünü söylemektedir.
Günümüzdeki uzaylılar tarafından kaçırılan sayısız insan vardır ve bu insanların sayısız beyanı kitaplara filmlere internet sitelerine yansımıştır, bu kişiler yalan makinasına bağlandığında yalan söylemedikleri anlaşılmış ve kaçırılan tüm herkes aynı şeyleri anlatmıştır; kaçırıldıklarında grilerin olduğu ve başlarında onlara emir veren sürüngenimsi daha iri bir uzaylı olduğunu, hatta bazıları bunların yanında üniformalı şekilde bu varlıklara hizmet eden insanlarında olduğunu belirtmişlerdir.
Masonların icraatlerini yavaş yavaş görüyorsunuz.
Şimdi gelelim Semavi Dinlerin şeytanları nasıl tasvir ettiğine. Semavi dinlerin hepsi şeytanların Yılana benzediğini söylemektedir. zaten Çok tanrılı dinlerde kendi tanrılarının yılana benzediğini söyler ki buna ilerleyen bölümlerde değineceğiz.
kutsal kitaplarda ki kıssaların genelinde adem ve havanın cennetten kovulmasını sağlayan şeytan iki ayağı üzerinde yürüyen bir yılandır.
Yahudiler için Şeytan’ın en çok kılığına girdiği hayvan da yılandır. *tevratta adem ve Havva’yı kandırıp cennetten kovduran yılandır. (Yaratılış 3 / 3,24)
Rab tanrı kadına (Havva’ya) “nedir bu yaptığın” diye sordu: Kadın tanrıya; “yılan beni aldattı o yüzden yedim” diye karşılık verdi. Bunun üzerine Rab tanrı yılana: “bu yaptığından ötürü bütün evcil ve yabanıl hayvanların en lanetlisi sen olacaksın” dedi “karnın üzerinde sürünecek, yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.” (Tevrat- Yaratılış 3/ 13-14)
Tevrat’ın içinde adı geçse de kendisi ortada olmayan kayıp kitaplardan Yaşer’in Kitabı’nda; Masonik dinin kurucusu sayılan Nemrut’tan ve insanlığın yaratımında söz sahibi olan bir yılan-ırkından söz edildiği iddia edilir.
Yine Hıristiyanlığı yaymak için yola çıkan ilk öncüler yılan sembolleri ile dolu olan İzmir /bergamayı şeytana tapınmanın merkezi olarak adlandırırlar.
İncile göre şeytan yılan şeklindedir.
İncil: Büyük ejderha, İblis ya da şeytan diye isimlendirilen ve tüm dünyayı saptıran o eski yılan… (İncil-Vahiy 12 / 9)
İncil: Ejderhanın ağzından, canavarın ağzından ve sahte peygamberin ağzından kurbağaya benzer üç kötü ruhun çıktığını gördüm. Bunlar olağanüstü belirtiler gerçekleştiren cinlerin ruhlarıdır.(İncil-Vahiy 16/13-14)
Hz Muhammed sav de cinlerin yılana benzediğini hadisi şeriflerinde belirtmiştir:
Bir sözünde hz. Muhammed peygamber cinlerin bir türünün yılana ve akrebe benzediğini söyler.
Hadîsde anlatıldığına göre Cinler üç sınıfa ayrılır : — Yılan kılığında olan cinler, — Siyah köpek şeklinde olan cinler, — Uçan rüzgâr şeklinde olan cinler.. Galiba yemeyen ve içmeyen olan Cin sınıfı bu üçüncü sınıftır. Şayet yemedikleri ve içmedikleri doğru ise. (Ebul-Kasım Es-Süheylî rivayet etmiştir)
Allahın Resûlü (S.A.V.) şöyle buyurmuşlardır : «Allahü Teâlâ Cinleri üç sınıf olarak yaratmıştır: Birinci sınıf, yılan ve akrep şeklindedir, ikinci sınıf havadaki rüzgâr gibidir, üçüncü sınıf ise hesap ve ikaba maruz olacak olan sınıftır..» (İbni Ebid – Dünya, (Mekayiduş – Şeytan) adlı eserinde : Ebu Seleme bin Abdurrahman, Ebud – Derdâ’dan (R.A.) rivayet etmiştir)
Başka bir sözünde hz. Muhammed peygamber evde görülen yılanların cinler olabileceğini söylemiştir.
Hadisi şerif: …”Medine’de musluman olan cinler var. Onlardan birini gorurseniz, kendisine uc gun ihtarda bulunun. Eger bundan sonra yine de gorunurse onu oldurun. Cunku o bir seytandir.” Muslim, Selam 139, (2236); Muvatta, Isti’zan 33, (2, 976, 977); Ebu Davud, Edeb 174, (5256, 5257); Tirmizi, Ahkam 2, (1484); (Bazi Tirmizi nushalarinda Sayd bolumunde (17. bab’ta) gelmistir.) Ebu Davud, C.16, Hno: 5256, s.616-617.
Ibnu Ebi Leyla babasından anlatıyor: “Resulullah aleyhissalatu vesselam’a ev yılanlarından sorulmuştu. Şu cevabı verdi: “Evlerinizde onlardan birini görecek olursanız, ona: “Size Hz. Nuh’un (gemiye sokarken) aldığı söz hakkı için ve de Hz. Süleyman ibnu Davud’un sizden aldığı söz hakkı için bize zarar vermemenizi ve bize görünmemenizi talep ediyorum” deyin. Eğer tekrar dönerlerse öldürün.” (Tirmizi, Ahkam 2, (1485); Ebu Davud, Edeb 174, (5260).
Yine Hz. Muhammed peygamberin kulağına; yolda gördüğü bir yılan bir şeyler fısıldamış ve hz. Muhammed peygamber arkadaşlarına konuştuğu yılanın bir cin olduğunu ve kendisinden bir şey istediğini söylemiştir.
Câbir bin Abdullah’dan (ra) rivâyet edildi ki: Resûlullah efendimiz (sav) ile birlikte yürüyorduk. Bir yılan gelip yanında durdu. Ağzını açarak yaklaştı. Sanki ona birşey fısıldıyordu. Peygamber efendimiz (sav); “Evet” buyurdu ve yılan ayrılıp gitti. Bu husûsta Peygamber efendimizden (sav) suâl edince, buyurdular ki: “O, cinlerden bir kimsedir, bana şöyle dedi: “Ümmetine emr et de tezek ve kemikle taharetlenmesinler. Çünkü Allahü teâlâ, bunları bize azık kıldı.”
Bir başka olayda hz. Muhammed peygamberin arkadaşları kavga eden iki yılan görmüş ve bu yılanların gerçekte cinler olduğunu öğrenmişlerdir.
İbn-i Ebi’d-Dünyâ naklediyor: “Ebû İshak’ın anlattığına göre Hazret-i Peygamber (sav), Ashâbından bir kısım insanlarla yolculuğa çıkmışlardı. Yolda giderlerken iki yılan çarpıştılar. Biri diğerini öldürdü. Ölen yılanın kokusu ve güzelliği dikkatleri çekti. Ashâb-ı kirâmdan birisi kalkıp onu bir hırkaya sararak defnetti. Bir de ne görsünler. Bir topluluk kendilerine; “Esselâmü aleyküm. Siz şu anda Ömer isminde birini defnettiniz. Müslüman cinlerle kâfir cinler arasında savaş çıktı. Şu anda defnettiğiniz müslüman öldürüldü. O. Peygamber’in (sav) huzûrunda müslüman olan cinlerdendir” diye seslendi.
“Yılanlar cinlerin şekil değiştirmiş olanlarıdır. “(Hadisi şerif-es-Sahiha 4/439)
Bir çok İslam alimi de başlarından geçen olaylardan dolayı cinlerin yılan kılığında olduğunu belirtmiştir. Bir olayda insanların içinde sürekli İslam dersleri dinlemeye gelen bir yılanın İslam bilgini bir cin olduğu anlatılır.
Rivayet edilir ki, fakîh Muhammed Hermel el-Fahri isminde bir zât, Ebû Muhammed el-Himyerî hazretlerinin bulunduğu beldeye geldi ve onun derslerine devam etmeye başladı. Bu fakîh de yüksek âlimlerden idi. Birbirlerinden ilim öğrenmeye, birbirlerinin ilimlerinden istifâde etmeye başladılar. Bir ara, fakîh İbn-i Hermel, beyân ilmi okumak istediğini bildirdi. Ebû Muhammed Himyerî de kabûl etti. İbn-i Hermel’e beyân dersi okutmaya başladı. Birgün ders esnâsında, başını yukarıya kaldırdığında, bir yılanın başını uzatmış dersi dinlemekte olduğunu gördü. Ders bittikten sonra, İbn-i Hermel’e bu gördüğü hâli bildirdi ve; “Bu gördüğün cin tâifesinden fıkıh âlimi bir kimsedir. Bizden “Tenbih” ve “Mühezzeb” kitaplarını okuyor. Senin okuduğun beyân derslerini de dinlemek istiyor” buyurdu. İbn-i Hermel ise, kendisinden ders okuduğu zâtın cinlere de ders vermekte olduğunu anlayıp, ona olan muhabbet ve bağlılığı daha çok arttı.
Yine eski eserlerden nakledildiğine göre; ormanda ejderha kılığında cine rastlayan askerler olmuştur.
hişam muhammed in hemedan dan malik b. nasr ed dalani den naklettiğine göre; ormanda ejderha kılığında cine rastlayan askerler olmuştur. (imam şibli cinlerin esrarı s.186)
Başka bir olayda bir kadına ejderha kılıklı bir şeytanın saldırmaya kalkışması bu saldırının kuran ile def edilmesi anlatılır.
el kureyşi nin “mekayiduş-şeytan” adlı eserinde hasan b. hasan dan naklettiği riveyete ve ebu cafer el kindi nin rivayetine göre bir kadına ejderha kılıklı bir şeytanın saldırmaya kalkışması bu saldırının kuran ile def edilmesi anlatılır. (imam şibli cinlerin esrarı s.117)
Bu rivayetlerden cinlerin bir türünün genel olarak yılana benzediği anlaşılmaktadır. Cinlerin bu türü; dünyada reptilian uzaylılar ya da sürüngenimsi uzaylılar olarak bilinmektedir. Bu 4. Boyut varlıklarının bizim boyutumuzda bazen küçük bir yılan bazen büyük bir ejderha olarak görünebilmesinin sebebi ise elbette kuantum fiziği ile ilgili bir durumdur.
Evet tüm dünyada benzer şekilde yaşanan bir çok gerçeği bilimsel ve dini yönüyle size anlattık. Bir sonraki bölümde gri uzaylılarla yani cinlerin diğer türü ile ilgili hayatımızı etkileyen gerçeklerle buluşmak üzere, gerçeklerle kalın.
KAYNAKLAR
http://www.astroset.com/bireysel_gelisim/sembol/s23.htm
https://anarkia333data.center/livre/parks-interview-et-forum
*http://www.uzaydahayatvarmi.com/
*www.spaceexplorer.tv/
*http://unexplained.co
* https://www.youtube.com/@livingselfsufficient/videos
* http://www.ufoloji.net/ufo-forum/1150/amerika-uzaylilarla-anlasma-yapti-mi
* http://www.zamandayolculuk.com/html-1/nazivrilteknolojisi.htm
*Lobsang Rampa’nın “3. Göz” kitabı
http://www.astrolojidergisi.com/giris_venus.htm
*http://kokler-ve-kanatlar.webnode.fr/products/nibiru-gezegeni-ve-goksel-varl%C4%B1k-annunaki%27ler-/
*http://toplumvetarih.blogcu.com/babil-ve-hitit-astronomi-ve-takvimleri-uzerine/12047932
*http://www.classicalastrologer.com
*https://indigodergisi.com/2013/04/tanrica-serisi-3-tanricanin-sembolleri/
*http://indigodergisi.com/2013/12/guney-amerikadaki-gizli-sehir/
*http://egipto.com/obeliscos/obeliskindexes.html
*https://anarkia333data.center/livre/parks-interview-et-forum
http://gizliilimler.tr.gg/UFO-h-lar-ve-Uzayl%26%23305%3Blar-Asl%26%23305%3Bnda-Cinler-mi-f-.htm
http://www.yaklasansaat.com/haberdosya/2008_haberleri/haziran/haziran3.asp
http://www.dunyavegercekler.com/haber/836-ufosemboller-ve-cinler.html
http://www.hayatinanlaminedir.com/uzaylilar-tanri-olabilirmi/cinler-ve-uzaylilar-aynidir/
1) Tefsîr-i Mazharî; cild-3, sh. 289, 435
2) Ebüssu’ûd Tefsîri; cild-1, sh. 449, 461, 474
3) Sahîh-i Buhârî muhtasarı; cild-9, sh. 60, 61, cild-2, sh. 402, cild-10, sh. 46
4) Sahîh-i Müslim Tercümesi; cild-9, sh. 691, Kitâb-üs-selâm hadîs:139
5) Râmûz-ül-ehâdis; sh. 20, 200, 278, 348, 376
6) Keşkül Risâlesi
7) Ravdat-üs-Safâ; sh. 72, 73, 74, 75
8) Meâric-ün-nübüvve Birinci kısım, sh. 9, 10, 11, 12 (Altıparmak Peygamberler Târihi)
9) Târihi Taberî; cild-1, sh. 41, 42, 43
10) Âkâm-ül-mercân (Kâdı Bedreddîn-i Şiblî)
11) Tam İlmihâl Seâdet-i Ebediyye; sh. 703
12) Mir’âtı Kâinat
13) İslâm Âlimleri Ansiklopedisi; cild-1, sh. 263, 294, cild-2, sh. 171 cild-3, sh. 227, cild-9, sh. 92, 167, cild-10, sh. 108, 272, 275, cild-13, sh. 194, 271, cild-14, sh. 15
14) Rehber Ansiklopedisi; cild-3, sh. 237
15) Künh-ül Ahbâr (Târih-i Âlî) sh. 268, 272
Diğer bir rivayete göre Resûl-i Ekrem geceleyin bir grup cinle bir arada bulunmuş, onlara Kur’an okumuş, sabah olunca da durumu ashabına anlatıp yaktıkları ateşin kalıntılarını kendilerine göstermiştir (Müsned, VI, 153, 168; Buhârî, “Menâḳıbü’l-enṣâr”, 132, “Ṣalât”, 75, “Eẕân”, 105, “Tefsîr”, 72/1-2, “Tevḥîd”, 7; Müslim, “Zühd”, 60, “Ṣalât”, 149, 150, 260, “Zikr”, 67, “Mesâcid”, 39; Tirmizî, “Tefsîr”, 47).
https://islamansiklopedisi.org.tr/cin
http://islamilimleri.com/Ktphn/Kitablar/19/006/01pta/6e.htm
Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı
