YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

SEMUD KAVMİ SÜMERLER MİYDİ?

 

Hep duyardık bilim ve kuran insanın iki kanadıdır. biri eksik olursa insan yükselemez diye. beraber uzun süren yolculuğumuzda bu kati gerçeğin hayatımıza yön veren tarih bilimi konusunda da aynı olduğunu gördük. her bölümde daha iyi anladık ki tarih bilmeden kuran anlaşılmaz, kuran bilmeden tarih anlaşılmaz. bu bölümde bir kez daha göreceğiniz üzere bilim adamları ne kadar bilimsel veri elde etse de geçmişte yaşanmış bir çok olaya mana veremiyor, neden öyle olduğunu anlamıyorlar. Hayattaki her şeye mana verdiği gibi tarihte olanlara da kuran mana veriyor. kuran geçmişte olanların nasıl ve niye olduğunu, nasıl tedbir almamız, ne yapmamız, aynı hatalara düşmemek için nasıl davranmamız ne ibret almamız gerektiğini açıklayarak bize berrak bir bakış açısı sunuyor. Bu şekilde tarih bilgimiz kuran suyu ve toprağı ile gerçek bir kök gibi güçlenip yaşam ağacımızı hem sağlamlaştırıyor hem de doğru tarafa doğru gelişmesini sağlıyor. kuran bilgiye verdiği bu mana hamuru ile ruhumuza bir idrak, geçmişi görüp geleceğe bilinçli bir bakış açısı, yaşamımıza kutsal bir gaye ve kötülüğe karşı bir organizasyon oluşturuyor. susadığınız gerçekler için sizi çok bekletmeden yeni bölümümüze geçelim.

önceki bölümde kuranda anlatılan ad kavmi ile tarihten bildiğimiz akad imparatorluğunun aynı ülkeler olduğunu ispatlamıştık. gösterdiğimiz en somut delillerden biri tüm dünyada bulunan antik menhirler, dolmenler ve taş çemberlerdi.

tüm dünyadaki dolmenler ve menhirler olarak bilinen megalitik anıtların devlerle ilgili efsanelerle birlikte anıldığını, hatta çoğu megalitte dev ayak izlerinin de bulunduğunu anlattık. aynı şekilde kuran da da dev olan Ad kavminin tepelik yerlere anıtlar yaptığını anlatan ayeti gösterdik. aynı cinsten bir anıt olan meşhur stonhage bile bir tepeliğe yapılmıştır. aynı şekilde hıristiyanlarda Orta Çağ boyunca, dikili taşların İncil’deki selden önce veya büyük tufana yakın dönemde yaşayan devler tarafından yapıldığına inanıyordu. 

yine daha önceki bölümde ispatladığımız üzere bu menhirler dolmenler ve taş çemberler bir otorite simgesi, ve cinlerin büyü vasıtasıyla kurduğu çok tanrılı dinlerin mabedi işlevlerini görüyorlardı. bu sebeple tufandan çok sonra bile büyü vasıtasıyla tanrı zannettikleri cinlerle iletişim kuran pagan büyücü druid rahipleri de bu megalitik dikilitaşları  insan kurban etmek için için kullandılar. bunların dibinde kurban kestiler. büyünün kuantum fiziği ile gerçekliğini ve boyut varlıkları olan cinlerle iletişim yolu olduğunu, en güçlü atom altı etkilerin insan kurban edilmesi ile oluşup negatif boyut varlıklarına enerji sağladığını, bu sebeple tüm çok tanrılı dinlerde insan kurban edildiğini önceki bölümlerimizde anlatmıştık.  hatırlarsanız 5.bölümde büyünün kuantum fiziği ile gerçeklere dayalı bir olgu olduğunu, büyü ile oluşan atomaltı parçaların negatif boyut varlıkları olan cinlere enerji sağladığını, en büyük enerjinin en büyük büyü olan kan büyüsü ile yapıldığını…  bu sebeple şeytanların mabedlerini yok etmek için  Megalitlerin çoğu, ilk Hıristiyanlar tarafından yok edildi veya tahrip edildi; Kuzey Avrupa’da bir zamanlar yaklaşık 50 bin megalitin bulunduğu ve şu anda yaklaşık 10 bin megalitin kaldığı tahmin ediliyor. 

 

gene mu kıtası battıktan yani nuh tufanının gerçekleştiği mö 10 bin yılları civarından sonra akad imparatorluğu ve devler güçlendiği  için bu antik dolmenlerin Çoğunun tarihi milattan önce 7000 lere ve daha eskilere kadar gider. büyük tufanın milattan önce 10 bin yıllarında gerçekleştiğine dair 6. bölümde gösterdiğimiz bir çok somut delilin yanı sıra her geçen gün yeni somut deliller ortaya çıkmaktadır. 1940 yılında ilk olarak hollanda da keşfedilen volkanik kül tabakasının bugün neredeyse tüm dünyada var olduğu anlaşıldı. usselo ufku olarak bilinen bu kül tabakası günümüzden 11 bin ila 13 bin yıl önce oluşmuştu ve bugün 10 ayrı ülkede keşfedildi. bu demek oluyor ki milatan önce 10 binli yıllarda tüm dünyayı kaplayacak ölçüde büyük bir yangın oluşmuştu. bu küllerin 6. bölümde bahsettiğimiz tufan dönemindeki kuyruklu yıldızlardan ve onların tetiklediği volkanik patlamalardan oluştuğu ve bu sayede buzulları eriterek büyük tufana sebep olduğu anlaşılmaktadır. 

 

devamında mu kıtası okyanusa battıktan sonra akad imparatorluğunun güçlendiğini ve dünyayı ele geçirip kontrol etmeye çalıştığını anlatmıştık. 

Akad İmparatorluğu’na ait bir kraliyet yazıtı, Kral Maniştuşu’nun seferlerini anlatıyor . Şöyle yazıyor: “Dünyanın kralı Maniştuşu, Anşan ve Şirihum’u fethettiğinde, gemileri Aşağı Deniz’den geçirdi.” şeklinde yazmaktadır. aynı şekilde kuran da da nuh kavminden sonra ad kavminin geldiği ve dünyaya yayılıp bozgunculuk yaptıkları anlatılır. 

 

hatta çok yerde anlattığımız üzere bir çok konuda hatalı sonuçlar veren karbon 14 tarihlemesi hiksoslar hakkında da hatalı sonuç vermiş ise mısır ı işgal etmiş devler olan hiksoslar bile akadlılar olabilir.

Hiksoslar milattan önce 1700 lerde de mısırı işgal etmiş sami ırkı idi. Kemikleri normal insanlardan daha iri idi. akadlar her zaman yaptıkları gibi mısırı da kolonileştirip çok tanrılı dine sevk etmiş ve piramitlerin yapılmasına ön ayak olmuş olabilirler. 

 

Yine tarihçilere göre akad ve Sümerler in Birleşik Devletler olduğunu, aynı şekilde kuran da ad ve semud kavimlerinin hep beraber aynı ayetlerde anıldığını göstermiştik. Ardından tarihçilere göre bilinmeyen bir şekilde bir anda tarih sahnesinden silinen akadların aynı şekilde kuran da bir anda helak edildiğinin yazdığını göstermiştik. işte Ad kavmi yani akad imparatorluğu yok olduktan sonra kuranda anlatılan semud kavmi yani bu bölümde aynı olduklarını ispatlayacağımız sümerler yeryüzünde kuvvet kazandılar ve onların yerine geçtiler. tarihçiler akadların birçok ulusu bünyesinde birleştiren bir ülke olduğunu anlatır. Aynı şekilde sümerlerde mu ve akad ülkelerinden miras kalan teknolojiye sahiplerdi ve tüm dünyayı ele geçirme amacını, yani bir çok ulusu bünyelerinde barındırma hedefini güdüyorlardı. Ve kısmen başarılı da oldular.

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi Akadlıların (Ad kavminin) yok olmasıyla öne çıkmışlardı.

Bir önceki bölümde gösterdiğimiz üzere bilim adamları akad imparatorluğunun kuraklık yüzünden neredeyse hiçbir iz bırakmadan yok olduğunu anlatmışlardı. Aynı şekilde kuran ı kerim de ad kavminin kavurucu bir kasırga ile yok olduğunu kuran ayetleri eşliğinde anlatmıştık. Bu bilimsel gelişmeden önce bilim adamları akad imparatorluğunun gutiler tarafından istila edilerek yok edildiğini düşünüyorlardı. Fakat son bulgulara göre akadların ani bir kuraklıkla yok olduğu kesinleşmişti ve bu durumda gutiler akatların boş kalan bazı bölgelerine gelip yerleşmişti. yağmacı gutiler sadece akadların helak oluşunu fırsat bilip değerlendirmiş ve boş mezara konmuşlardı. İşte akadların yok oluşundan sonra güçlenen sümerlerin kralı Ur-Nammu (MÖ 2112-2095), ilk iş olarak Gutileri Mezopotamya’dan temizledi. Tarihçilere göre Sümer kralı Ur-Nammu nun Başlıca başarısı Akad ve Guti egemenliğinin ardından yeni devlet inşasıydı. 

 

Yani Sümerler mezapotamyadaki otorite boşluğunu doldurdu, akadların boş kalan topraklarına yerleşti ve süper güç olan akadların varisi olarak dünya egemenliğini ele geçirmeye başladı. işte Kuranda da aynı şekilde ad kavminden sonra onların yerine geçen semud kavmine de dünyada güçlü bir saltanat ve iktidar verildiği anlatılmıştı.

 

Araf- 73- Semud kavmine de kardeşleri Salih’i peygamber olarak gönderdik… 74- Allah’ın sizi Ad kavminin yerine geçirdiğini (sizi halifeler kıldığını)… hatırlayınız. 

 

Bu bölümde gene Semud kavmi dediğimizde aynı zamanda Sümer medeniyetini de kastettiğimizi belirtelim. Çünkü bu bölümdeki deliller ışığında göreceğiniz üzere Sümerler ile semud kavminin tüm özellikleri ortaktır.  Bu konuda gösterebileceğimiz ilk benzerlik hem Sümerlerin hem de semud kavminin mu ve akad ülkesinden sonra gelmeleri ve akad ile ilk başta birleşik bir devlet olmalarıdır.  

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi Birleşik devletlerdi…

 

Bir önceki bölümde akatların Sümerler ile birleşik hatta iç içe yaşayan devletler olduklarını anlatmıştık. Akadlar ilk önce gelişip güçlenseler de aslında Sümerler akadlardan önce de vardı. yine Kur’an’da da Akadlar daha önce gelişip yok oldukları için ilk Akadlar anlatılır. Sümerler daha önceden de vardır ama akadlardan sonra ön plana çıkmışlardır.

 

 Tarihçiler akaddan önceki Sümerlerin kuruluşu olan dönemi; obeyd dönemi uruk dönemi geç uruk veya cemdet nasr dönemi gibi dönemlere ayırmışlardır. Bu dönemlerde de Sümer gene yayılmacı ve güçlüdür ama esasında devletin temelinin atıldığı ve yeni doğduğu dönemdir. Belki de bu dönemlerde Sümerler henüz mu ya bağlı bir koloniydi ,çünkü mu ile birlikte bir süre ortak bir zaman diliminde yaşadıkları kesindir. Bu gerçeği;  yani arkeolojik kazılara göre hem tufandan önce hem de tufandan sonra sümerlerin yaşadıklarını birazdan göreceğiz. 

 

Zaten Sümerler güneşin doğduğu ülke olan dilmun dan geldiklerini söylerler. mu ülkesi Güneş imparatorluğu olarak bilindiğinden dilmun’un mu ülkesi olma ihtimali yüksektir.

 

(Sümerler, Gılgamış Destanı’nda Dilmun’u bir cennet bahçesi olarak tanımlamışlardır. Bazen “güneşin doğduğu yer” ve “Yaşayanlar Ülkesi” olarak tanımlanan Dilmun, Sümer yaratılış mitinin çeşitli versiyonlarına sahne olur ve tanrılaştırılmış Sümer tufan kahramanı Utnapishtim Ziusudra’nın çekildiği yerdir. sonsuza dek yaşamak için tanrılar tarafından. Thorkild Jacobsen’in Eridu Genesis çevirisi, burayı “uzak, yarı efsanevi bir yer” olarak belirlediği “Dilmun Dağı” olarak adlandırır. Dilmun, Enki ve Ninhursag’ın destansı hikayesinde de Yaratılışın gerçekleştiği yer olarak anlatılır.)

 

milattan önce

6500-3800 obeyd,

4000-3100 uruk,

3100-2900 cemdet nasr,

2900-2335 erken hanedanlar,

2334-2193 akkad,

2112-2004 ııı. ur,

2004-1595 eski babil.

 

Kuran’da Ad ve Semud Kavimleri’nin hatta nuh kavminin isimleri daima birlikte anılır. Zaten tarihte de mu, akad ve Sümer devletlerinin art arda geldiğini ve birbiriyle bağlantılı ülkeler olduklarını birbirleri ile ortak inanç ve teknolojiye sahip olduklarını bir önceki bölümde anlatmıştık. 

 

Görüldüğü üzere mu akad Sümer uygarlıklarının ana özellikleri ve tarihsel sıralaması kuranda anlatılan nuh ad semud tarihsel sıralamayla uyum içerisindedir. Zaten kuranda nuh, ad ve semud kavimlerinin hep aynı ayette anlatılması bu kavimlerin birbirine yakın tarihte ve bu sıraya göre yaşadığını gösterir.

 

İbrahim -9 – Sizden öncekilerin; Nuh, Âd ve Semûd kavimlerinin ve onlardan sonra gelenlerin haberleri size gelmedi mi?

Hacc-42 –   (Ey Muhammed!) Eğer seni (müşrikler) yalanlıyorlarsa bil ki onlardan önce Nûh kavmi, Âd ve Semûd (kavimleri de kendi peygamberlerini) yalancı saydılar.

Mümin-31 –   “Nuh Kavmi’nin, Âd’ın, Semud’un ve daha sonrakilerin maceraları gibi (bir günün geleceğinden korkuyorum). Allah, kulları için bir zulüm istemez.”

 Hud-89 –   “Ey kavmim! Bana karşı gelmeniz sakın sizi, Nuh kavminin veya Hud kavminin veya Salih kavminin başlarına gelen musibetler gibi bir musibete uğratmasın.

Necm 45-54 arası- …Önceki Âd halkını yok eden de O’dur. Semud milletini yok edip geriye hiçbir şey bırakmayan da O’dur. Daha önce Nuh halkını yok eden de O. Çünkü bunlar çok zalim, çok azgındılar…

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi  TUFANI YAŞADILAR

Yine bir benzerlik hem Sümerlerin hem de semud kavminin büyük tufanı kısmen yaşamış olmalarıdır. 

Sümerlerin ağzından kalma antik yazıtlara ve arkeolojik araştırmalara göre Sümerler mu kıtasının yok olduğu büyük tufanı görmüşler ve kendileri de yok olmayacak ölçüde bu tufanı yaşamışlardır. Hatırlarsanız önceki bölümde tarihçilerin büyük tufana son buzul çağı dediğini ve buzların erimesiyle tufanların oluştuğuna inandıklarını, bununla birlikte akad ve Sümerlerin büyük tufanı yazıya döktüklerini anlatmıştık.

 

Bildiğiniz üzere Sümerlerin gılgamış destanında nuh tufanı ayrıntılarıyla 1. ağızdan anlatılmaktadır. Yani Sümerler tufanı yaşadıklarını itiraf etmektedirler. Fakat tufanla ilgili gerçekleri çarpıtmışlardır. 

 

Şeytanlar sadece bugün değil binlerce yıl önce de gerçeklerin üstünü örtmek veya bozmak için yoğun çaba sarf ediyordu. İşte büyünün şeytanlara indirildiği şehir olan babilde bulunan gılgamış destanında Utnapishtim adlı kahramanın gemi ile hayvanları kurtardığı bu yüzden tanrılar tarafından ona ölümsüzlük verildiği yalanı ile hazreti Nuh hakkında gerçeklerin içine yalan karıştırılmıştır. 

Hatta Tufandan Utnapishtim i uyaran ve gemi yapmasını tavsiye eden  güya bir yılandır…  hatırlarsanız önceki bölümlerde yılanın tek yaratıcılı dinlerde şeytanı çok tanrılı dinlerde ise tanrıları simgelediğini anlatmıştık. Bu bilgilerden bu yalanı da kimin uydurduğu çok rahat anlaşılıyor. 

 

Yine 1914 yılında Arno Reobel tarafından bulunan Eridu Genesis Tabletleri, Gılgamış Destanı Tabletlerinden daha eskidir. Eridu Genesis’i, Milattan Önce 21. yüzyılda yazılmış olup, Sümerlerin en eski yazılı metinlerinden biridir ve özellikle tufanla ilgili erken bir anlatıyı içerir. Gılgamış Destanı ise daha sonra, Milattan Önce 18. yüzyılda yazılmıştır. eridu genesisi ile gılgamış destanındaki tufan anlatımıyla ilgili olarak 6 önemli fark vardır. bu sebeple Tarihçiler Sümerlerin gılgamış destanının bu antik metnin çalıntısı veya çarpıtılmışı olduğunu düşündüler. Zaten her iki tablette çok tanrıcılığı esas almakta ve birazdan Allah ile aynı olduğunu göstereceğimiz tanrıların yaratıcısı Anu’nun tufanda hiçbir şey yapmadığını, tanrılar konseyinin tufana karar verdiğini ve baş tanrı enkinin yani şeytanın insanlığı kurtarmak için sevdiği insanlara tufanı haber vererek gemi yaparak kurtulmasını sağladığı yazmaktadır. 

enki ağzından yazılmış bu iki tabletin bile birbirinden önemli ölçüde farklı olması; şeytanların dinleri zamanla daha fazla bozduğunu içine daha fazla yalan karıştırdığını gözler önüne sermektedir. zaten her iki tablette babile yakın yerde yani kuranda büyünün indiği yer olarak anlatılan bölgede, yani şeytanların güçlü olduğu, yalanlarını yüksek sesle dile getirildiği bölgede bulunmuştur. 

Bunun yanında aklınıza şu soru da takılabilir. Madem akad ve Sümer tabletlerinde yalanlar var neden bunları bazen delil olarak bu belgesel serisinde kabul ediyoruz. evet Bazen doğru kabul ediyoruz çünkü şeytanı tanıdığınızda çok tanrılı dinin kaynaklarından hangileri doğru hangileri yalan bunu ayıklamak çok kolay. Şeytanları yani tanrıları öven ve yapılan iyi şeyleri bu tanrılara mal eden yazıların yalan ve çarpıtma olduğunu pekala anlayabiliyoruz. Aslında anlattıkları olaylar doğru ama bu olayları yorumlama şekilleri yanlış, mesela Sümerler tufanı kabul ediyorlar ama tanrıları yaptı diyorlar.  

 

Sümerlerde tufan

Sümerlerin tufanı her türlü kabul etmelerinin yanında Sümerlerin tufanı yaşadığına dair jeolojik delillerde bulunmuştur. 

İngiliz arkeolog Sir Leonard Wooley, 1922-1929 yılları arasında, Mezopotamya’nın antik şehirlerinden Ur’da yaptığı uzun kazılar sonucu o güne kadar efsane olarak bilinen tufandan önceki kralların listesini içeren tabletleri bulduğunda bu bulgular tarihi bir dönüm noktası oldu. Wooley kazılara devam ederek 12 metre daha derine inildiğinde izler tamamen kesilmişti. Tarihi hiç bir bulguya rastlanmıyordu. Bu arada toprağın yapısı incelendiğinde zeminin tamamen balçıkla kaplı olduğu anlaşıldı. Bu kadar saf balçığın ancak büyük bir sel yani tufanla oluşacağı konusunda tüm bilim adamları fikir birliğinde bulundular. Çünkü deniz ve nehir seviyesinden çok yüksek bir bölgede idiler. Wooley kazıya 3 metre daha devam ettiğinde ise gene normal toprak katmana ulaştı. yani tufan izleri bitmişti. Bu çukurdan 300 metre uzakta açılan ikinci çukurda da aynı sonuç elde edildi. Sonra başka bir çukur daha açıldı sonuç gene aynıydı. Tufanın oluşturduğu balçık katmanı üzerinde Sümerlerin ur medeniyeti bulunuyordu. Yani Sümerler tufan öncesinde de sonrasında da vardılar. Bu gerçekler sonucu wooley tufanla ilgili rapor hazırladı ve tüm dünyada bu gerçek paylaşıldı.   

 

Günümüzde Tel El-Fara olarak adlandırılan Güney Mezopotamya’daki Şuruppak kenti de Tufan’ın açık izlerini taşımaktadır. Bu kentteki arkeolojik çalışmalar 1920-1930 yılları arasında Pennsylvania Üniversitesi’nden Erich Schmidt tarafından yürütüldü. Schmidt’in çalışmalarını anlatan Mallowan şöyle demektedir: “Schmidt 4-5 metre derinlikte kil ve kum karışımı sarı topraktan bir tabakaya erişti (bu tabaka selle beraber oluşmuştu)… Cemdet Nasr dönemini Eski Krallık döneminden ayıran kil ve kum karışımı tabakayı Schmidt “tamamen nehir kökenli bir kum” olarak tanımlayarak Nuh Tufanı ile ilişkilendirdi.” (Max Mallowan, Early Dynastic Period in Mesapotamia, Cambridge Ancient History 1-2, Cambridge, 1971, s. 238 )

 

Sümerler krallarını bile tufan’dan önceki ve tufan’dan sonraki krallar diye ikiye ayırmıştı.

Arkeoloji literatürüne göre tufandan önceki Sümer krallarına “Er sülaleler 1” denilmektedir ki Tufan’a kadar 10 hükümdarın ismini içerir. 1932 yılında Irak’ın Horsabad şehri civarında, arkeologların WB-444 adını verdikleri bir tablet daha bulunmuştur. Bu tablete göre Tufan’dan önce tam 10 kral yönetici olmuştur. Bu krallardan 7. sinin adı Enok olarak verilmiştir ki, kayıtlardan enok un İdris peygamber olduğu tahmin edilmektedir. Bir hadîs-i şerîfte bunu teyid eden bir ifade vardır. Efendimiz, Eshab-ı kiramdan gelen bir soru üzerine; “Âdem aleyhisselam ile Hazret-i Nuh arasında 10 karn (kuşak, asır veya dönem…) geçmiştir” buyurmuşlardır. Bu gerçek te toprak altında daha yeni bulunmuş bilgilerin ancak yaratıcı tarafından peygamberimize bildirilmiş olabileceğini ispatlamaktadır. 

 

Tufan’ın izlerini taşıyan bir diğer Mezopotamya kenti, bugünkü Tall Al-Uhaimer olan “Sümerlerin Kish’i”dir. Antik Sümer kayıtları, bu şehri “tufan sonrası ilk hanedanın oturduğu yer” olarak tanımlar.

 

Yine birazdan Sümerlere ait petradaki yapılarda tarihçilerin büyük bir sel izine rastladığını göstereceğiz. Bu yapıların belli kısımları sel yüzünden aşınmıştı. Ancak çok büyük bir Selin sebep olabileceği bu aşınmalar bir çok antik yapıda net şekilde görülebilmektedir.

 

Hamitik Sümerler, tufandan önceki Sümer’in son kralı olarak Shuruppak’lı Ziusudra dan söz ediyorlardı. Sümer kral listesi diye bilinen WB-62 tabletinde Ziusudra’yı takip eden satır şöyledir: “Sonra sel gelip geçti… Tufan gelip geçtikten sonra krallık gökten tekrar indi; krallık Kiş’teydi.” Kiş (KUSH) şehri , Shuruppak’ta (modern Tell Fara, Irak) ve diğer çeşitli Sümer şehirlerinde arkeolojik olarak kanıtlanmış bir nehir taşkınından hemen sonra Erken Hanedanlık dönemine geçildi.

Araştırmacı Juris Zarins de, Sümerlerin, son Buz Devri’nin sonunda yani tufanda sular altında kalmadan önce Basra Körfezi bölgesinde yaşayan insanlar olabileceğine inanıyor.

tufanı kabul etmeyen yorumcular ise Uruk döneminin sonunu, Holosen dönemi iklim tarihinde ani bir soğuma ve yağışlı dönem olan Piora Salınımı ile bağlantılı iklim değişiklikleriyle ilişkilendirdi.

 

Görüldüğü gibi Sümerlerin yaşadığı coğrafya ve dönemde tufana ait deliller çok fazladır ve Sümerlerin tufandan sonra yazdığı tabletler ve arkeolojik bulgular Sümerlerin tufanı yaşadıklarını göstermektedir. Yani tufan Sümerleri yok etmese de krallığı bozup tekrar gökten inmesini sağlayacak kadar etkilemişti. Fakat tabii oldukları mu ülkesinin başına gelen felaketten ders almamışlardı. Tufanı hala tanrıların yani cinlerin yaptığına inanıyorlardı. Tanrıların en çok sevdiği ülke olan mu yu yine tanrılarının yok ettiklerine inanacak kadar kördüler.  

 

Tüm bunların yanında zaten mezapotamyada ilk kalıcı yapıların mö 10 binli yıllara dayandığı da bildirilmektedir. bu durumda mezapotamyada kurulan ilk devlet sümerler ise mö 10 bin yılında yani tufan döneminde sümerler vardırlar. tüm bu deliller ışığında sümerlerin mu ülkesi ile ortak bir zaman geçirdiği ve tufanı yaşadıkları anlaşılmaktadır. 

 

bu arada tufan milattan önce 10 bin yıllarında oldu fakat en erken sümer dönemi olan ubeyd dönemi milattan önce 6 binli yıllarda yaşandı. arada binlerce yıl fark olmasına rağmen nasıl mu ile sümerler birbirini yakinen tanıyabiliyor diyebilirsiniz. bu tarihsel karışıklığa sebep olan en önemli etmenlerden ilki radyokarbon tarihlemesinin kesin tarihsel sonuçlar vermiyor olmasıdır. bildiğiniz üzere antik tarih ile ilgili zamansal veriler; gömülü alanda bulunan canlı organizmalara ait karbon 14 ün bozulma oranından yaşının hesaplanması ile elde edilmektedir. fakat bugün anlaşılmıştır ki karbon 14 tarihlemesi çok yanlış sonuçlar verebilmektedir . 

 

çünkü atmosferdeki karbon-14 miktarı zamanla dalgalanmaktadır. yani bu sabit bir temel değildir. 

Yalnızca laboratuvarlar arasındaki aynı karbonu tarihleme farkı bile 1000 yıla kadar çıkabiliyor.  

Yine son 50 yılın atmosferik ölçümleri, karbon 14 seviyelerinin her yıl farklılaştığını göstermekte. Ayrıca bitkilerin kuzey yarımkürenin farklı yerlerinde farklı zamanlarda büyüdüğünü de biliyoruz.

 

Bu gözetimi test etmek için araştırmacılar, Ürdün’ün güneyindeki ağaç halkalarında 1610 ile 1940 yılları arasında olduğu hesaplanan bir dizi karbon 14 yaşını ölçtüler. Gerçekten de, güney Levant’taki bitki materyalinin, mevcut kuzey yarımküre standart kalibrasyon eğrisiyle karşılaştırıldığında yaklaşık 19 yıllık bir ortalama karbon dengesi gösterdiğini gösterdi.

 

bu gerçeklere rağmen arkeologların neden hep karbon 14 verilerine dayanarak çalıştığını sorarsanız o da Başka alternatif olmadığındandır. günümüz teknolojisinde tarihi hesaplamak için şu anda elimizde karbon 14 yönteminden başka yöntem yoktur. 

 

bunun yanında eski dönemlerde insan ömrünün çok uzun olması da; mu ile sümerlerin birbirlerini yakından tanıyor olduğunu açıklayabilir. bildiğiniz üzere hazreti Nuh un ömrü kuranda 950 sene şeklinde geçmektedir. yine sümer kral listelerinde cin tanrıların yaşı binlerce yıldır. uzun süre aynı cin tanrının  yönettiği ülkede tarihi hafıza da uzun süre canlı kalmış olabilir. ve eğer insanlarında yaşı çok uzun ise arada gerçekten bir kaç bin yıl fark varsa bile bu uzun süre yaşayan insanlar için aslında çok uzun bir zaman değildir sadece bir kaç jenerasyondur. en nihayetinde sümerlerin nuh tufanının bir kısmını yaşadığı kesin olduğu için, mu ülkesi ile beraber yaşadıkları ortak bir zaman aralığı da olduğu kesindir.  

Kuranda da semud kavminin nuh tufanını yaşadığına dair izler vardır. Çünkü kuranda semud kavminin nuh kavmine yakın zamanda yaşadığı anlatılmıştır. araf suresinde ad kavminin nuh kavminin yerine geçip dünyanın yöneticisi olduğu anlatılır. Ardından semud kavminin de ad kavminin yerine geçip dünyanın yöneticisi olduğu yazmaktadır.  buda demek oluyor ki semud kavmi önceki kavimlerin helak edilişini görmüş ve onların yerine geçmişti. 

Araf-69- (Ey Ad kavmi) Hatırlayın ki, Allah sizi Nuh kavminden sonra onların yerine geçirdi. Sizi halifeler kıldı. 

(7/A’râf 74)“(Ey Semud kavmi) Hatırlayın! Hani (Allah) Âd Kavmi’nden sonra sizleri halifeler kılmış ve sizi yeryüzüne yerleştirmişti. 

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi AYNI YERDE YAŞADI

 

semud kavminin sümerler ile aynı olduğunu ispatlayan bir benzerlik de her ikisininde aynı bölgede yaşamış olmasıdır.

 

Haritalardan Sümerlerin yaşadığı tahmini yerleri görüyorsunuz. 

 

sümerlerin olduğu dönemde diğer bölgeler haritada boş gösterilir. yani orada ya kimse yaşamıyordu ya da kimin yaşadığı bilinmiyordu? fakat bariz bir şekilde oralarda da insanlar yaşıyordu ve bu insanlar sümerlerdi. sümerlerin mantıklı bir şekilde bereketli hilale dağılmış olması gerekir. zaten bereketli hilal içinde bulunan petrada tufan izleri, madain salih te ise sümer güneş kadranı bulunmuştu. ürdündeki kazılarda 9 bin yıllık insan mezarları ve 6 bin yıllık gelişmiş şehir kalıntıları bulundu. yani bu deliller bize petrada çok eski dönemlerde ve tufana yakın zamanlarda insanların yaşadığını gösteriyor. ve bu insanlar da sümerlerden başkası olamazdı. 

 

Aynı şekilde islam kaynaklarında ad ve semudun medine ve şam civarında yaşadığı söylenir. 

Hz. Peygamber’in Tebük Seferi’ni anlatan hadislerinde de Hicr bölgesinin Semûd toprakları diye tanımlanması , o dönemde bu bölgenin Semûd kavminin yaşadığı yer olarak bilindiğini göstermektedir. (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 17; Müslim, “Zühd”, 40) 

 Peygamberimiz Semud topraklarından geçerken ashabına buradan su almamalarını söylemiş, onların, “Biz bu kuyunun suyundan alıp hamur yoğurduk, kaplarımızı doldurduk” demeleri üzerine, “Öyleyse hamuru atın, aldığınız suyu da dökün” buyurmuştur. (Buhârî, “Enbiyâʾ”, 17; Tecrid Tercemesi, IX, 135; Müslim, “Zühd”, 1)

 

aynı şekilde tevrata göre de şinar kavmi sümerlerle aynı bölgede yaşamıştır. Bugünkü tevrat yorumcularına göre de bu şinar ülkesi sümerler ile aynıdır.

Çünkü şinar kavmi tufandan sonra Mezopotamya da kurulan ilk devlettir. 

tevrat; dünya çapındaki büyük Tufan’ı takip eden nesillerde insanlığın homojen bir grup halinde Güney Mezopotamya’ya indiğini ve “Şinar diyarındaki bir ovada yaşadığını” anlatır. (Yaratılış 11:2). Tufan’dan sonraki ilk uygarlığın yeri olan bu “Şinar”, Sümer (veya “Şumer”) diye  de anılır.

Tevrat’ta “Şamar” veya “Şumar” olarak geçer. Kelimenin kökü “SMR” olmalıdır. yani Esmer, kara başlı insanlar demektir.

 

Şinar’ sözcüğü dışında, bütün tevratta Semud dan hiç söz edilmediği görülmektedir. Bu açıdan semud kavmi ile ilgili ayetler özgün bir kuran mucizesidir. 

Zaten peygamberimiz Hz. Muhammed döneminde yahudiler peygamberimize gelip bize şinardan bahset dediğinde semud kavmi ile ilgili ayetler gelmiştir. 

 

özetle sümerlerin ve semud kavminin tahmini yerlerinin hemen hemen aynı olması, bu iki halkın aynı olduğunun bir delilini daha teşkil etmektedir. 

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi İSİMLERİ BENZER

Sümerler ile semud kavmi’nin aynı ülkeler olduğunun bir delili de isimlerinin neredeyse aynı olmasıdır. Sümer, semud, şinar isimlerinin harfleri neredeyse birbirinin aynısıdır. sanki aynı ismin farklı şivelerde söylenişi gibidirler. 

 

Sümer kelimesinin kendisi de Akkadca bir terim olan “sumeru” nun  İngilizceleştirilmiş halidir;

 

Konu ile ilgili önemli bir noktada tarihçilerinde kuranda ki semud ile isim benzerliği taşıyan Thamud adında bir ülke veya topluluğun varlığını ortaya çıkardıklarını iddia etmesidir. 

tarihi metinlerde tamuda şeklinde bahsedilen bu kavim asur kralı 2. sargon döneminde ilkelce yaşayan bir arap kabilesidir. 

*MÖ 6. yüzyılda yaşamış Babil kralı Nabonidus’tan günümüze kalan bir mektupta , “Te-mu-da-a Ar-ba-aa”ya, görünüşe göre  tamudi arapa  birkaç talant gümüş verilmesi yönünde bir emir yer alıyor .

*Yunanlılar da bu kavimden bahseder ve Aristoteles, Ptolemy ve Pliny onlara “Thamudaei” adını verir.

*Thamud kelimesi ilk kez Asur kralı II . Sargon’un (M.Ö. 722-705) Dur-Sharrukin’de yazılı olan yıllıklarında geçmektedir . [3] “Ta-mu-di” olarak geçer.

“Ta-mu-di” olarak halklardan, Efa , “İbadidi” ve “Marsimani” ile birlikte “ne gözetmenleri ne de memurları tanıyan ve sahip olmayan, uzak çölde yaşayan Araplar”ın bir parçası olarak bahsedilir. haraçlarını hiçbir krala getirmediler”. Yıllıklarına göre Sargon bu kabileleri mağlup etti ve onları zorla Samiriye’ye sürdü .

 

Fakat kafanız karışmasın bu sargon, akad kralı sargon değildir, asur kralı sargondur. Asurlular ise akad ve Sümerlerden çok sonra yaşamışlardır. Yani asurların kralı sargon döneminde yaşamış olan bu Thamudi kavmi nuh ve ad kavminin varisi olan semud kavmi olamaz. çünkü mu ve akad ile arasında çok fazla zaman vardır. Ve bu semud kavmi belki bir ülke bile değil küçük ve ilkel bir grup insandır. Anlatmaya değer bir yanları yoktur. Kur’an’da anlatıldığı gibi Kayalardan ev inşa edecek teknolojiye ve dünyaya yayılacak güce sahip değillerdir. Bunun yanında helak edilmemişler ve sargon tarafından sürülmüşlerdir. Yani tarih ve yaşantı itibariyle tarihçilerin bulduğu bu thamudi kavminin kurandaki semud kavmi ile pek bir benzerliği yoktur.   

 

Bunun yanında Semud kelimesi Sümer kelimesine thamudi den daha çok benzemektedir. Ve zaten sümer kelimesinin okunuşununda tam olarak sümer şeklinde olup olmadığıda belli değildir. Çünkü kayıp bir dil olan sümercenin fonetiğinin yani telafuzunun nasıl olduğu bugün tam bilinememektedi. Sümer ismi akadlar tarafından verilmiş bir isim de olabilir. Hatta tarihçiler Sümer kelimesinin okunuşunun aramicede semum şeklinde olduğuna dair bilgilere ulaşmışlardır. Semum kelimesi kuran da geçen Semud kelimesi ile hemen hemen aynıdır. 

 

Sonuç olarak tüm bu isim benzerlikleri kuran daki Semud ile sümerlerin aynı olduğuna bir delil daha teşkil etmektedir.

Hem Sümer Hem de Semud Kavminde Allah inancı vardı

 

Dünyanın kara kutusu belgesellerini sağlam izlememiş olanların kafasını karıştıracak Bir benzerlikte hem semud kavminin hemde Sümerlerin Allah inancına sahip olmasıdır. 

 

Neml-48-O şehirde dokuz kişilik bir çete vardı ki, bunlar ülkede bozgunculuk yapıyor, hiç ıslah tarafına yanaşmıyorlardı. Bunlar, Allah’a yemin ederek aralarında şöyle anlaştılar: “Sâlih’e ve ailesine geceleyin baskın yapıp hepsini öldürelim. 

 

Ayette gördüğünüz üzere müşrikler salih peygamberi öldürmek için Allah a yemin ediyorlar. 

Şimdi kafanız karışmasın ve içinizden bir kısmının madem bu semud kavmi Allah a inanıyor du o zaman neden helak oldu, diğer kısmınız ise bu Sümerler çok tanrıya inanmıyor muydu nasıl Allah a inanıyor demeden önce önceki bölümlerimizi hatırlasın. Hatırlarsanız önceki bölümlerimizde çok tanrılı dinlerin hepsinin birbirinin kopyası olduğunu ve bu kopya şablonda en üstte hep yaratıcı tanrının olduğunu, bu yaratıcının tüm kültürlerde özelliklerinin Allah ile aynı olduğunu, baş tanrıların ise tüm kültürlerde özelliklerinin şeytan ile benzer olduğunu, normal tanrıların da tüm kültürlerde özelliklerinin reptilian ve gri uzaylılar yani cinler ile aynı olduğunu göstermiştik. Hatta tarihçiyim diye geçinen bir çok cahilin bu normal tanrılar ile yaratıcı Tanrı arasındaki farkı anlamadığından insanların kafasını karıştırdığını, aklı başında tarihçilerin ağzından anlatmıştık. Zaten şaşırtıcı bir gerçek şu ki; benim kurandan anladığım kadarıyla neredeyse hiçbir peygamber ateist bir kavime gelmemiştir, hepsi Allah a inanan ama Allah inancını bozarak cinleri aracı kabul ederek cinlere tanrı diye tapan kavimlere gelmiştir. Demek ki bu şeytanlara tapmak ateist olmaktan bile daha kötüydü. çünkü sistematik bir kötülük işleniyordu. 

 

Rum Suresi 42- …(geçmişte helak edilenlerin) ekserisi müşrik (cinleri, Allah’a ortak koşan) idiler.

 

Daha önce şeytanların semavi dinleri bir anda bozamadıklarını, sağdan yaklaşarak yavaş yavaş bozduklarını, ilk etapta biz yaratıcı ile siz insanlar arasında aracı ve şefaatçiyiz diye insanları kandırdıklarını anlatmıştık. İşte sümer dini de bu gerçeğin delillerini barındırmaktadır.

 

bu şablona uygun şekilde Sümerlerin yaratıcı tanrısının adı “anu” dur. 

 

Anu, Mezopotamya’nın yaratıcı yani onlara göre baba tanrısıdır ve Enlil ve Enki’nin de dahil olduğu tanrı üçlüsünü tamamlar. Bugün Hıristiyanlık taki baba, oğul, kutsal ruh üçlüsü gibi. Anu, tüm tanrıların babası olduğundan, tanrıların çoğu onun çocukları olarak tanımlanmıştı.

zaten anunaki isminin kaynağıda anu’nun kiler yani anu’dan gelenler yani anu’nun çocukları manasından geliyordu. bu cin tanrılar biz yaratıcı anu nun çocuklarıyız diye büyü ile iletişim kurarak insanları kandırmıştı. Mezopotamya dönemi boyunca birçok şehirde Anu’ya tapınıldı. Anu ayrıca Lamastu gibi tüm kötü ruhların ve iblislerin de tanrısıydı. Bana göre bu şeytani dinlerin iblis dediği varlıklar, düşmanları olan Müslüman cinler olsa gerek. Çünkü çok tanrılı dinlerde tanrılar bu iblis dedikleri varlıklarla aynı özelliklere sahiptiler. Tek farkları onlarla düşmanlardı ve savaşıyorlardı.

 

Cenneti yöneten Sümer tanrısı Anu, genel olarak dindeki en önemli tanrıydı. Bu eski uygarlığın mitolojik hiyerarşisindeki konumuna rağmen , onun hayatta kalan neredeyse hiçbir görsel tasviri yoktur ve yazılı olanlar belirsiz ve tutarsızdır. Akad kültüründeki tasvirinin, gücünü ve kudretini gösteren 4 boynuzlu bir başlık olduğunu iddia edenler vardır.

 

Anu’nun özellikleri Kur’an’da ki Yaratıcıyı tasvir eden bilgiler ile önemli ölçüde uyum içindedir. Hatta Hz. Adem in cennetten çıkarılma hikayesi bile neredeyse aynıdır. 

 

Sümer mitolojisine göre adapa ilk Bilge insanlardandır. sümer dinine göre Adapayı güya baştanrı enki yaratmıştı. Herkesin tanrısı anu da adapayı merak ediyor ve sınamak istiyordu. Bir gün bir suçtan dolayı Anu, Adapa’yı açıklama yapması için çağırır. 

 

Bir gün Adapa kayığına bindiğinde Güney Rüzgârı hızla gelip onu kıyıya doğru savurur, kayığı parçalayıp denize atar. Öfkelenen Adapa saldırır ve Güney Rüzgarı’nın kanatlarını kırar ve ardından evine döner. Bunun haberi çok geçmeden Anu’ya ulaşır ve

 

 Anu’nun Adapa’yı cezalandırmak istediğine dair hiçbir belirti yoktur ancak Anu’nun gazabından korkan Enki, oğluna cennete ulaştığında nasıl davranması gerektiği konusunda açık talimatlar verir.

 

Enki ona kapı bekçilerini nasıl selamlayacağını, onlara ne söyleyeceğini anlatır ve ardından Adapa’yı sunulan herhangi bir şeyi yememesi veya içmemesi konusunda uyarmaya devam eder. Enki adapaya, Anu’nun kızgın olduğunu söyler ve adapayı ölümlü kılmak için ölüm yemeğini ve ölüm suyunu sunacağını söyler. bu sebeple Anu’nun Adapa ya sunduğu yiyecek ve içecek kabul edilmemelidir.

 

Adapa kapılarda göründüğünde, talimat verildiği gibi bekçileri selamlar ve onlar adapa dan etkilenerek Anu’ya şiddetle adapa yı tavsiye ederler. Enki’nin verdiği ilk tavsiyenin faydalı olduğu açıkça görüldüğünden Adapa geri kalanını takip eder. Anu, Adapa’nın işlediği suçla ilgili açıklamasını dinler ve Adapa’nın ölümsüz olabilmesi için Yaşam Besini ile Yaşam Suyunun getirilmesini emreder.

 

Anu Bunu Adapa’nın bilgeliğinden ve dürüstlüğünden etkilendiği için yapmaktadır. ve Anu Enki’nin neden Adapa nın sonsuza kadar yaşamasına izin vermediğini anlamamıştır. Adapa yiyecek ve içeceği reddedince Anu’nun kafası karışır ve neden böyle davrandığını sorar. 

sonuçta Anu, Adapa’yı ölümsüzlük yemeğini yemeyi reddettikten sonra dünyaya dönmeye zorlamıştır.

Hikâyenin ikinci tableti sonlara doğru hasarlı ve üçüncü tablet kırıktır ama sanki Adapa, Enki’nin kendisine verdiği öğüdü Anu’ya anlatır ve Anu sinirlenerek Enki’yi cezalandırmış gibi görünmektedir.

 

Enki’nin, Anu’nun Adapa’ya sonsuz yaşam sunacağını bildiği ve bunu önlemek için onu kasıtlı olarak aldattığı açıkça görünüyor. Enki, insanların tanrılar gibi olamayacağını çünkü bunun doğal düzeni bozacağını düşünmektedir. Yaradılışın olması gerektiği gibi işlemesi için Adapa’nın ölümlü yani olduğu yerde kalması gerekir. 

 

 

En eski metinler Anu’nun kökenini tartışmıyor ve onun üstünlüğü basitçe varsayıyorlar.

  1. Ur döneminden başlayarak Anu, kraliyet yazıtlarında, Enlil ve Enki’yi de içeren önde gelen tanrılardan oluşan üçlünün bir üyesi olarak görülürı.sümerlerden sonra yaşamış Sealand hanedanı dönemine ait belgelerde ise , Anu’yu içeren üçlünün yerini Enlil ve Enki ikilisi almıştır. Sealand arşivlerinden bilinen tek tanrı listesinde Anu’dan hiç bahsedilmiyor.

 

İşte bu gerçek daha önceki bölümlerde defalarca bahsettiğimiz şeytanların semavi dinleri yavaş yavaş değiştirdiğini, zaman geçtikçe daha fazla bozduğunu, en sonunda tüm doğruları bozup tüm inancı tersine çevirdiğini bir kez daha kanıtlamaktadır. 

 

sümerlerde Anu’ya erişimi olan tek tanrı, yavaş yavaş babasının özelliklerini ve gücünü üstlenen oğlu Enlil’di. anu Her ne kadar kendisine giderek daha az doğrudan dua edilse de, hâlâ tanrıların gücünün arkasındaki güç olarak görülüyordu. Aynı zamanda rolü büyük ölçüde pasifti ve kendisine yaygın olarak tapınılmıyordu. Tarihçiler benzer şekilde işlevsel olarak aktif baş tanrının Anu değil, Enlil ve daha sonra Babil’de Marduk ve Asur’da Ashur olduğunu belirtir. Yani Anu vardır ama sadece vardır hiçbir şeye karışmaz ve bir işlevi, insanlara bir etkisi sanki yoktur. Anu’nun sembolik tasvirlerinin Enlil’inkilerle aynı olduğuna da dikkat çekilmiştir.

görüldüğü üzere Sümerler Allah ı, Anu diye isimlendiriyor ve inanıyorlardı.

 

Allah hakkında soy ağacı uyduran müşrikler sürekli Anu’nunda eşi ve çocukları olduğuna dair çekilişi yalanlar uydurmuşlardır. Her bir soyağacındaki farklılıklar bu soy ağaçlarının uydurma olduğunun delilidir. 

 

daha sonra gelen asur, babil ve hurri putperestleri anu ya bile anne ve baba uydurmuşlardır ki bu hem ayrı bir mevzudur hem de uydurmanın artarak devam ettiğinin yalanların zamanla çoğaldığının göstergesidir.

 

Sümer mitolojisi ile kuran daki benzerliklere devam edelim. 

 

İlk başta yalnızca ilkel deniz olan Nammu vardır. Daha sonra Nammu , gökyüzünü veya An’ı ve yeryüzünü Ki’yi doğurur. “Ki” topraktır ve dişidir ama bir tanrıça değildir.  An veya gökyüzü ile Ki birbirleriyle çiftleşir ve Ki rüzgar tanrısı Enlil’i doğurur. Enlil, Gökyüzünü veya An’ı Ki’den ayırır ve toprağı kendi hakimiyeti altına alırken, An da gökyüzünü ele geçirir.

Gerçi Sümerce’de ” Anu ” ismi ile “gökyüzü” aynı manaya geliyordu. aynı anlamlarda kullanılmaktaydı. dolayısıyla bazı durumlarda tanrı Anu mu, yoksa göklerin mi kastedildiği şüpheliydi.

 

bu deniz, gökyüzü ve yaratıcı ile alakalı metinlerde her ne kadar kavram karışıklığı ve varsa Soyağacı yalanı olsa da bunların kuranda anlatılanlarla büyük benzerliği vardır. Kur’an’da da benzer şekilde Allah önce suyu sonra da gökyüzünü ve yeryüzünü var etmiştir. kuran da da Allah ın arşı ilk önce su üstündedir. daha sonra Allah bu su ile beraber gökyüzünü ve yeryüzünü var etmiştir. 

 

Hud-7 – Gökyüzünü ve yeryüzünü altı günde yaratan odur. Bunları yaratırken yönetim merkezi olan Arş’ı su üzerinde idi. (Mehmet çoban meali)

 

Bu arada Ekim 2018’de Bohr enstitüsü, parçacık hızlandırıcılarda yaptığı deneylerde Xenon çekirdeklerini çarpıştırdılar. Maksatları ise evrenin ilk hali olan Kuark-Gluon plazmasının yapısını anlamaktı. Büyük Hadron çarpıştırıcısında yaptıkları deneylerin sonucu ilginçti. Evren big-bang ile patlayıp açılmadan önce sıvı yapıdaydı.

 

sonuç olarak Allah inancına sahip olan sümerler şeytanlardan büyü ile menfaat aldıkları için şeytanların dediğine uyarak Allah ın emirlerini bir kenara atmış, hakimiyetlerini şeytana teslim etmişlerdi.

.

şems-11-Geçmişteki topluluklardan Semud kavimi de aynı şeyi yapmıştı. Onlarda dünya işlerimize Allah karışamaz demişlerdi. İnsanlar arasında bozgunculuk yaptılar. İhtiyaç sahiplerini ortada bıraktılar. Yeryüzündeki varlıklara güç kullanarak zorla el koydular. İnsanların çoğu açlık fakirlik içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, onlar bolluk zenginlik içinde yaşadılar. İnsanlar arasında sınıfsal farklılıklar oluşturdular. Her türlü yalanı süslü sözlerle gerçek diye anlattılar. Kendilerini diğer insanlardan üstün gördüler. Onlar da aynen sizin gibi, Allah kendi işine baksın bizim dünya işimize karışmasın dediler. (mehmet çoban meali)

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi ÇOK TANRIYA İNANIYORLARDI

Sümerlerin aslında kuranda anlatılan semud kavmi ile benzerliğinin bir delili de Sümerlerin aynı ataları olan mu ve akadlar gibi çok tanrılı dine mensup olmalarıydı. Hatta mu ile Sümerlerin tanrıları bile aynıydı.

 

Önceki bölümde Sümerlerin tufandan öncede var olan tanrılara taptıklarını anlatmıştık. En önemli tanrıları olan anunakiler, tufan’dan önce de vardı. yine bu mu ülkesindeki tanrıların günümüzde uzaylılar yani İslam’da bahsedilen cinlerle aynı özelliklere sahip olduğunun delillerini göstermiştik. 

Aynı şekilde Sümer tanrılarının şekilleri de cinlerin şekillerine yani reptilian ve gri uzaylılara benziyordu. 

 

işte resimde gördüğünüz Sümer tanrılarından biri. Yani Sümerlerin tanrıları diğer tüm çok tanrılı dinlerde olduğu gibi 4. Bölümde cinlerle aynı olduğunu ispatladığımız gri uzaylı ve reptilian uzaylılardı.

  

Sümerlerin uruk kralının ve diğer önemli tanrı heykellerinin gözlerine baktığınızda insandan çok uzaylıya benzediği aşikardır. 

 

yani sümerler mu ülkesinin varisi olduğu için mu ülkesinden kalma tanrılara inanıyorlardı. 

 

yine sümer tanrılarının diğer özellikleri de cinler ile aynıydı. Çünkü aynı cinler gibi bu tanrılarda insanlardan önce yaratılmıştı, evleniyor, çoğalıyor ve yemek yiyorlardı, diğer boyutta yaşıyorlardı ve büyü ile iletişim kuruyorlardı. Cinlerin aynı özelliklere sahip olduğunun Kur’an’da anlatıldığını önceki bölümlerimizde göstermiştik.

 

  1. Bölümde anlattığımız üzere bu uzaylılar yani cinler büyücü rahipler aracılığıyla tüm dünyada tek tanrılı dinleri bozarak çok tanrılı dinleri oluşturmuşlardı. Çünkü en başta bütün çok tanrılı dinler yaratıcıyı yani Allah ı kabul ediyorlardı ama boyut varlıklarını cinleri yani uzaylı tanrıları, Allah ile insan arasındaki aracı ve şefaatçi kabul ediyorlardı. Aynı şekilde Sümerlerin de Allah inancına sahip olduklarını az önce gösterdik. Sümerlerin diğer tanrılarıda yaratıcı tarafından yaratılmıştı. Sümer metinlerinde tanrıların yaratılması işte bu şekilde anlatılıyor.

 

Yükseklerde cennetin adı yokken , Ve
altındaki yeryüzü henüz bir ad taşımadığında, Ve onları doğuran
ilkel Apsu,
Ve kaos, ikisinin annesi Tiamut,
Suları birbirine karışmış
ve hiçbir tarla oluşmamışken. bataklık görünmüyordu;
Tanrılardan hiçbiri çağrılmamışken,
Hiçbirinin bir adı yoktu ve hiçbir kader belirlenmemişti;
Sonra göğün ortasında tanrılar yaratıldı,
Lahmu ve Lahamu var olmaya çağrıldı…

Sümer mitolojisi, başlangıçta insan benzeri tanrıların Dünya üzerinde hüküm sürdüğünü iddia eder. İnsan benzeri tanrılardan kasıt tabi ki de uzaylılar yani cinlerdir. 

 

Sonuç olarak kötülük yöntemi olan büyü ile gelen bu şeytanlar Sümerler e tanrılık yapıyor ve onlara kötülüğü emrediyordu.

Hem Sümer Hem de Semud Kavminin İbadetleri kötülüktü 

Sümerlerin aslında kuranda anlatılan semud kavmi ile benzerliğinin bir delili de ataları nuh ve ad kavmi gibi kötülükleri ibadet olarak görmeleri idi.  

 

Çok tanrılı dinin kökeninin büyü olduğunu ve büyününde negatif boyut varlıkları ile alışveriş olduğunu, yani çok tanrılı dinlerin ibadetlerinin kötülüklere dayalı büyü ritüelleri olduğunu 5.bölümümüzde anlatmıştık. özetle büyü ticareti ile insanlar negatif beyin kimyasalları üretecek şeyler yapar, bu negatif enerjilerden negatif boyut varlıkları beslenir ve güçlenerek karşılığında insanlar için bir şeyler yaparlardı.  

 

Sümerler ile aynı ideolojiye sahip akadların sayısız insanı dinleri emrettiği için nasıl katlettiğini önceki bölümde anlatmıştık. işte Sümerlerde aynıydı. Savaşlarda sivilleri öldürmek sümerler için bir övünç kaynağıydı.

 

yine sümerler hem kendi şehirleri arasında sürekli savaşıyor hem de başka ülkeleri de istila ederek katliamlar yapıyorlardı. bunu da tanrıları istediği için yapıyorlardı. 

 

Sümerler, toplumlarının doğal ve toplumsal düzenleriyle ilgili tüm konulardan kendi tanrılarını sorumlu tutuyorlardı.

 

Örneğin “Sargon Destanı” olarak bilinen Sümer metinlerine göre Sargon, Kis kralı Ur-Zababa’yı devirdikten sonra iktidara geldi ve tanrılar Enlil ve Ea’nın yanı sıra tanrıça İnanna (Sümer) tarafından kendisine yönetme hakkı bahşedilmişti.

 

Yine Sümerlerin Her Şehir Devletinin Kendi Koruyucu Tanrısı Vardı. 

 

Akad ve sümer dünyası, bu tanrıların kendi aralarındaki kavga ve mücadele planlarına insanları da dahil etmesiyle yürüyordu. 

 

Bu yüzden sümer şehirleri sürekli birbirleriyle savaş halindeydi.

 

Bir şehrin tanrısının veya tanrıçasının heykelini çalmak veya almak, o zamanlarda sert bir cezaydı ve genellikle isyankar veya fethedilen şehirlere uygulanan yaygın bir cezaydı.

 

yani şeytan tanrılar sümerleri sürekli savaşa ve gereksiz kan dökümüne sürüklüyorlardı. yani şeytan tanrılar daha önce mu ve akad da olduğu gibi bitmeyen bir kaos sistemi kurmuştu ve bu sistem sürekli masum kanı üretiyordu. 

 

Neml-48- Onların arasında dokuz kişi vardı ki; her türlü kötülükte önde giderlerdi. Onları kendilerine önder edindiler. Onlarsa yeryüzünde bozgunculuk yapar, toplumun iyiliği, toplumun güzelliği için hiç bir şey yapmazlardı. Üstelik kendi çıkarlarını, halkın çıkarlarından üstün görürlerdi. Böylece ellerine geçirdikleri her fırsatta zayıfların mallarını türlü hilelerle gasp ederler. Hiç kimsenin hakkına riayet etmezlerdi. Bir gün bu bozguncular, Salih’e ve inananlara tuzak kurmak için bir araya geldiler. Toplumun bundan haberi yoktu. (Mehmet çoban meali) 

 

Neml-48- O şehirde, insanlar arasında Allah’a kulluk ve teslimiyeti egemen kılmak yerine, yeryüzünde sürekli bozgunculuk çıkaran servet ve iktidar sahibi dokuz kişilik bir çete vardı. (mahmut kısa meali)

 

Şuarâ 152- …Salih (Semud kavmine): “yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin” dedi. 

 

Normal olarak insan kurban etmek te zaten Sümerlerde bir ibadetti.

 

Sümerlerin ur şehrinde Bir kralın veya kraliçenin ölümü sırasında veya hatta öncesinde, sarayın üyeleri – cariyeler, savaşçılar ve diğerleri – idam edildi. Arkeolog wolley bu toplu insan mezarlarını bulmuştu.  

 

önceki Bölümlerimizde insan fıtratına aykırı düşünce ve davranışların negatif beyin kimyasalları oluşturup negatif boyut varlıklarının işine yaradığını ayrıntılarıyla anlatmıştık. bu fıtratımıza aykırı düşünce ve davranışlara da semavi dinlerde günah dendiğini söylemiştik. işte bu negatif beyin kimyasallarının en çok üretildiği günahın da insan kurban edilmesi olduğu aşikardır. çünkü herkesin gözü önünde masum bir insan öldürüldüğünde çok güçlü negatif duygular açığa çıkacaktır. 

 

insanlar kendilerine ait diğer şeyleride bu şeytanlara adak olarak adıyordu. bu sayede ürünler ve mallar ya israf oluyor ya da sistematik kötülük için vergi olarak kullanılıyordu. Cemdet Nasr dönemine ait Uruk’tan kalma bir vazoda tanrıça İnanna ya sunulan diğer adaklar gösterilmiştir.

 

bu örnekler daha da çoğaltılabilir. çok tanrılı dinlerin emirlerinin semavi dinlere zıt emirler olduğunu daha önceki bölümlerimizde anlatmıştık. birbirine zıt olmalarının sebebi birinde emirleri yaratıcının vermesi diğerinde ise şeytanların vermesiydi. yaratıcı kendi ruhundan üflediği insanın pozitif enerjiler oluşturmasını isterken, şeytan ise negatif enerjilerden beslenmektedir.

 

bunun yanında sümerler diğer günahları da neredeyse ibadet olarak görüyorlardı.  

 

burada göstereceklerimizi ve anlatacaklarımızı göstermek ve anlatmak her ne kadar istemesemde gerçeğin hatrına göstermek ve anlatmak zorundayım.   

 

En eski kayıtlardan, Sümerlerin sekse karşı çok rahat tavırları vardı ve cinsel adetleri , cinsel bir eylemin ahlaksız olarak kabul edilip edilmediğine göre değil, ritüel olup olmadığına göre belirlendi. Sümerler yaygın olarak mastürbasyonun hem erkekler hem de kadınlar için cinsel gücü artırdığına inanıyorlardı ve sık sık hem tek başlarına hem de partnerleriyle birlikte mastürbasyon yapıyorlardı . Sümerlerde anal seksi tabu olarak görmediler . Entu rahibelerinin çocuk üretmesi yasaklandı ve doğum kontrol yöntemi olarak sıklıkla anal seks yapıyorlardı. 

 

bu gördüğünüz resimler sümerlerden sonra kurulmuş olan babil devletine ait olsa da ve sümerlerin tapınak fahişeliğine dair kesin bir kanıt şu ana dek bulunamamış olsa da tapınak fahişeliğinin sümerlerde başlamış olma ihtimali çok yüksektir. çünkü sümer dininin kopyasını yaşayan babil ve asurlularda, sümer tanrısı iştara adanan tapınak fahişeliği çok revaçtaydı. tapınak fahişelerinin ilişkileri kutsaldı ve toprağın bereketini arttırdığına inanılırdı. 

sümerlerin kutsal tapınak evlilikleri ritüellerinin aslında tapınak fahişeliği olduğu da düşünülmektedir.  

 

sümerler için bira çok önemliydi ve çok yaygın şekilde tüketiliyordu. çünkü sümer tanrıları insanların içki içmesini istiyordu. sümer bira tanrısının Adı Ninkasi’ydi ve antik Sümer’deki tüm sarhoşlar ona saygı duyardı.

 

tek sermayemiz olan ve insanı insan yapan aklımızı dumura uğratan içkinin aileleri parçalamasından tutun orduları bozguna uğratmasına, en aşağıdan en tepeye ne kadar çok zararı olduğu başka bir videoda ayrıntılı şekilde anlatabileceğimiz ayrı bir konu. fakat burada önemli olan durum içkinin toplum tarafından teşvik ediliyor olmasıdır. 

en zevkine düşkün avrupa devletleri bile bugün içki ve sigaradan insanları uzak tutma yollarını aramaktadırlar. çünkü önünü alamadıkları uyuşturucunun ilk basamağının içki ve sigara olduğunu görmüşlerdir. avrupalı araştırmacılar gördüler ki; hiç kimse bir anda uyuşturucuya başlamıyordu. sigaradan doyumsuzluğa ulaşan sonra içkiye geçiş yapıyor, içkiden de doyumsuzluğa ulaşınca uyuşturucuya geçiş yapıyordu. uyuşturucu kullanan herkesin geçmişinde içki bağımlılığı vardı. toplumun her kesiminden bir çok insanın çok normal şekilde uyuşturucu kullandığı zengin avrupa devletleri bu en büyük problemlerine geçde olsa çözüm aramakla uğraşmaktadırlar. hiç kimsenin içkisi başkasına bir zarar vermediği müddetçe hiç kimseyi alakadar etmez. kişisel günahlar bizim alanımız değildir. fakat bu kötülük, ülke ve toplum tarafından teşvik ediliyorsa o zaman olağanüstü büyük bir problem var demektir. işte sümerler bu konuda da sistematik bir kötülük işliyorlardı. ülke ve toplum eliyle kötülüğe yönlendirme ve zorlama vardı.      

tanrılarının emriyle içki içmeyi neredeyse bir ibadet statüsüne çıkarmışlardı.  

 

yine şeytan tanrılar sümerlerin ahiret inancını da değiştirmişti. ahiret vardı ama yok hükmündeydi. Bütün ruhlar aynı ahiret hayatına gider, ve bir kişinin yaşamı boyunca yaptığı eylemlerin, o kişiye öbür dünyada nasıl davranılacağı üzerinde hiçbir etkisi yoktu. Sümerlerin ölümden sonraki yaşamı , yerin derinliklerinde bulunan, insanların “dünyadaki yaşamlarının karanlık bir versiyonunu” sürdürdüklerine inanılan karanlık, kasvetli bir mağaraydı. Bu kasvetli bölge Kur olarak biliniyordu , ve tanrıça Ereşkigal tarafından yönetildiğine inanılıyordu. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre tanrılar Sümerlerin cehenneme gideceğini söylemiş ve inandırmışlardı. 

 

Ankebut Suresi, 38. ayet: Ad’ı ve Semud’u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.

 

 Tüm bunların yanında bu tarz ülkelerin iç işlerinde adalet sistemleri gelişmiş olması sizi aldatmasın. yani sümer gibi satanist ülkelerde insanlar sosyal hayatta birbirlerine karşı dolandırıcılık, hırsızlık cinayet gibi kötülükleri işlemiyor olabilir. çünkü sosyal işleyişin bozulmaması ve ülkenin güçlenmesi için bu tarz suçların yasaklanması şarttır. ülkeyi yöneten ve dünyayı bu ülkeler vasıtasıyla ele geçirmek isteyen şeytanlar, sahip oldukları ülkenin güçsüz olmasını istemez. bu yüzden bu suçları yasalarla engelliyor olabilirler. bunun benzer örneğini günümüzde masonların kurduğu, yani şeytanlara tapanların yönetimdeki amerikada görebilirsiniz. amerika içinde adalet son derece iyi çalıştırılmaya çalışılırken, amerika dışındaki insanlara ve ülkelere karşı amerikan devletinin yaptığı adaletsizlikler had safhadadır. Bunun yanında Amerika’da uzaylıların kaçırdığı ve bu yüzden kaybolan insan sayısı da çok fazladır. Yani insan kurbanlarını da günümüz modern dünyasında saklı veya farklı şekillerde temin etmektedirler.      

Hem Sümer Hem de Semud Kavminde BÜYÜ ÖNEMLİYDİ

Sümerlerin aslında kuranda anlatılan semud kavmi ile benzerliğinin bir delili de ikisininde işlerini büyü ile yürütmesiydi.

çok tanrılı dinlerin din adamlarının büyücü olduğunu, çok tanrılı dinlerde tanrı olan boyut varlıkları ile büyü vasıtasıyla iletişim kurulduğunu, büyü vasıtasıyla kötü uzaylılardan yani cinlerden yardımlar ve emirler alındığını önceki bölümlerimiz de anlatmıştık. yardım alanda bir yerden sonra buyruk almaya başlıyordu. ve bu buyruklarda insan için hem dünyada hem de ahiretinde zararlı sonuçlara yol açıyordu. yani şeytanlardan alınan yardımlar başta insan için iyi gibi görünse de sonrasında insanın kuyusunu kazıyordu. İslam ve diğer semavi dinlerde büyünün şeytan ve putlarla bağlantılı bir olgu olduğunu sürekli vurgulamakta ve büyüye tamamen karşı çıkarak sihir yapmayı büyük günah olarak saymaktadır. Tek yaratıcılı dinlerde büyünün şeytanlardan yardım almak için yapıldığı, büyücülerin şeytanların elçileri olduğu açıkça anlatılmıştı. Bu açıdan çok tanrılı dine mensup olan Semud kavmi hakkında kuran da açıkça söylenmese de  büyücü oldukları sonucu rahatlıkla çıkarılabilir.

daha önce akad ve sümerlerin birleşik devletler olduklarını anlatmıştık. yani akad ile sümerlerin tanrıları aynıydı. işte bu ayette semud kavminin tanrılarının insanları çarpabilecek büyüsel güçlere sahip oldukları anlatılmıştır. başka bir ayette semud halkı hazreti salihe büyülendiğini söylemektedir. buradan da anlaşılıyor ki semud kavminde yaygın bir büyü inancı vardı.

 

Hud-54- (Ad kavmi Hz. Hud’a): “Galiba tanrılarımızdan biri seni pek fena çarpmış” demekten başka birşey söyleyemeyiz.

Şuarâ- 153-154- (Semud kavmi hz.Salih’e): “sen” dediler, “bir sihrin etkisine kapılmışlardan birisin.”

Buradan da anlaşılıyor ki semud kavminde yaygın bir büyü inancı vardı. 

tarihçiler sümerlerin teknoloji alanında gelişmiş olmalarına rağmen büyü konusuna da çok ilgili olmalarına şaşırmaktadır. tarihçilere göre büyücülük gericilik iken teknoloji ise ilericilikti. fakat tarihçilerimiz üst kademedekilerin teknoloji ve büyüyü beraber yürüttüklerini zaten hiç görmek istemediler. ne de olsa onlarda üst kademedekilerden para alıyordu. Sümerler, teknolojik olarak gelişmiş ve tıp alanında ileri olmakla birlikte büyü ve şifalı bitkilere dayalı bir tıp sistemine de sahipti. 

Sümer tabletlerinde dünyanın en eski büyüleri bulunmaktadır. Antik Sümer büyüleri ile ilgili ayrıntılı kitaplar yazılmıştır. Yani bütün çok tanrılı dine mensup toplumlarda olduğu gibi Sümerlerde de büyü önemli bir yer tutuyordu.   

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi Tanrılardan TEKNOLOJİ ALDILAR

Sümerlerin aslında kuranda anlatılan semud kavmi ile benzerliğinin bir delili de ataları nuh ve ad kavmi gibi bilinmeyen antik teknolojiye sahip olmalarıdır. Kuran dan bildiğimiz kadarıyla semud kavminin, tarihten bildiğimiz kadarıyla ise Sümer ülkesinin teknolojisi ileri ve farklı bir seviyededir.  Bu bilgi ve Semud kavminin bilgileri ile övünmesi kuran da anlatılmıştır. 

Şuara- 146-150- Böyle sandığınız için mi, şımarık kimseler olarak dağlardan (sahip olduğunuz teknoloji ile) büyük bir ustalıkla görkemli evler yontuyorsunuz?

 

Hepimizin aşina olduğu üzere Sümerler ilk tekerleği icad ettiler, okullar açtılar. İlk Tuğladan yapılar inşa ettiler. Dünyanın İlk Çalışan Takvimlerinden Biri Sümerlere Aittir.

aynı zamanda doğal maddelerden kimyasal parçaları çıkarma işlemlerine de aşinaydılar. Gelişmiş bir anatomi bilgisine sahip oldukları kabul edilir ve arkeolojik alanlarda cerrahi aletler bulunmuştur.

Tufan öncesi seviyedeki ev kalıntılarında bulunanlara göre sümerler; çanak çömleğin yanı sıra çok sayıda taş dövücü ve öğütücü, çakmak taşı çapa, ince cilalanmış siyah beyaz mermer vazo parçası, kil orak, orijinalleri kesinlikle metalden yapılmış olan alet modelleri, steatit boncuklar, kabuk boncuklar ve amazonit boncuklar üretti. Bunlar, Tufan öncesi çağda bize şaşırtıcı gelmesi gereken bir kara ticaretine işaret etmektedir. (https://www.penn.museum/sites/journal/9272/)

 

Bir çok ilke imza atan Sümerler Tarihte ilklerin ülkesi ve medeniyetin doğduğu ülke olarak bilinir. Bu kısmen doğrudur çünkü mu dan sonraki ilk Süper güç akad ve Sümerlerdir.

En önemli gelişme ise tarım alanında idi çünkü sümerler döneminde tarım artık o kadar yoğun emek gerektirmiyordu ve bu sayede insanlar dikkatlerini başka mesleklere yöneltebiliyordu. Seramik, çiftlik aletleri, tekne yapımı ve diğer zanaatlar gibi ürünlerin üretiminde kentleşme ve uzmanlaşma, sümerlerin büyük dini merkezlerin etrafında şehirlerin inşa edilmesine yol açtı. Bu yenilik patlaması neden, nereden ve nasıl geldi? tüm bu bilgileri Sümerlere kim verdi ve bu teknolojik yapıları Sümerlere kim yaptırdı. 

 

Bilim adamlarına göre Sümerlerin bir anda tarih sahnesine nereden geldiği ve bu teknolojiye nasıl sahip oldukları bir muamma. Fakat bizim elde ettiğimiz sonuca göre bu bebeklik çağı olmayan gelişmişlik çok bariz büyü ile tanrılardan alınmış yardımlar sayesindedir. Tanrı zannedilen Uzaylıların yani cinlerin büyü karşılığında yaptığı en büyük yardım insanlara bilgi yani teknoloji vermektir. Sümerlerinde büyü ile ne kadar içli dışlı olduğunu az önce gördük. Yani Bu nereden geldiği belli olmayan teknolojinin tek kaynağı büyüdür. Çünkü zaten sümerlerde bilgilerin tanrılardan geldiğini kendileri söylemişlerdir.

 Tabletlere göre, insanlara Sümer’de şehirlerde yaşamaya başlamalarını bile ilk kez tanrılar söylemişti.  hatta en önemli şehirlerinden eridu yu bizzat tanrıları inşa etmişti.

Sümerlerin en önemli şehirlerinden Eridu nun statüsü Sümerlerden sonraki çağlarda bile efsaneviydi. Babilliler de Eridu’nun bizzat tanrılar tarafından yapılmış, Dünya üzerindeki en eski şehir olduğuna inanıyorlardı. Bir Sümer tabletinde “Akrabalık gökten indikten sonra, Eridu krallığın (koltuğu) oldu” yazmaktadır.

Eridu’da bulunan bir kil tablet ve Sümer’in başka yerlerinde bulunan diğerleri de (“Eridu Genesis”)bir tufan hikayesi anlatır. 

 

Tüm bunların yanında sümerler hakkında bildiklerimiz henüz daha devede kulak bile olabilir. çünkü bilim adamları Sümer sanatı, çömlek ve heykellerinin yanı sıra toplamda 500.000 civarında olduğu tahmin edilen şaşırtıcı sayıda kil tablet buldular. Fakat bu kil tabletlerin büyük çoğunluğu henüz tamamen çevrilmemiş ve üzerinde çalışılmamıştır.

 

sümerlerin sahip olduğu bu teknoloji ile alakalı örnekler çoğaltılabilir. Sonuç olarak aynı günümüzde masonların kurduğu ve yönettiği bazı devletlerin büyü ile uzaylılardan bilgi alarak aniden teknolojide ilerlemesi gibi o dönemde de mu, akad, Sümer ve Mısır gibi teknolojide bebeklik çağı olmayan ve hiç çalışmadan teknolojik ilerleme yaşamış ülkelerin, bu teknolojiyi kolay olan büyü yoluyla almış oldukları aşikardır. 

 

TANRILARIN DİLİ SÜMERCE

 

Aslında bu teknolojik ilerlemenin ana kaynağı yazı ve dildir ve sümerlerin yazısı ve dili de, yani bilgilerinin ana kaynağı da tanrılardan gelmiştir. 

Çünkü ilk olarak Sümerler kendi kayıtlarında yazının ve dilin tanrılardan geldiğini yazmışlardır.

 

Antik Mezopotamya inanışlarına göre yazı tanrıların bir armağanı olarak kabul edilir ve güç ile bilgi anlamına gelir.

“İnanna ve Enki” başlıklı bir Sümer destansı şiiri, yazma sanatının,  Kralların Şehri  Eridu’dan Uruk’a aktarılan uygarlığın birçok temel öğesi arasında yer aldığını söyler. Yazı, Bilgelik Tanrısı Enki tarafından dünya insanlarına ithaf edilmiştir  .

Kâtiplerde Sümer tanrıçası Nisaba’nın himayesi altındaydı. Daha sonraki zamanlarda onun yerini, sembolü bir kil kalemi olan tanrı Nabu aldı.

“Fragment of Enmerkar and the Lord of Aratta…” adlı tablette tüm insanların tanrıların dilini yani sümerceyi konuşması için bir büyü yazıyor. Yazı şu şekilde: “Ona ilahiyi söyleyin… Nudimmud’un büyüsünü: …tüm evren, iyi korunan insanlar -hepsi Enlil’e hep birlikte tek bir dilde hitap etsinler!” 

demek Sümerler için bilimin ve yazının tanrılardan geldiği bilgisi tabletlerine kaydedilecek kadar önemliydi ve bu gerçekleri gelecek nesillere kalıcı olarak bırakmak istediler. Ve zaten tanrıları bu bilgilerin aktarılmasını ve tabletlerin yazılmasını istediği için yazdılar.

hatırlarsanız dünyanın kara kutusu belgeseli 5. bölümde büyü ile ilgili bilimsel bulguları ve somut delilleri göstermiş, büyünün kuantum fiziği ile bağlantılı bir gerçek olduğunu ve bunları bilim adamlarının tartıştığını anlatmıştık. büyünün varlığını kabul etmeyen bilim yobazı tarihçiler sümercenin ve sümer medeniyetinin kökeni hakkında bir sonuca ulaşamamış ve düşünmekten kafayı yiyor olsalar da, gördüğünüz üzere sümerler kendi ağızlarından tanrıların bu bilgileri büyü vasıtasıyla kendilerine verdiğini bir çok yerde itiraf etmişlerdir. 

sümer dili ve yazısının tanrılardan geldiğinin diğer delilleri sümercenin insani bir kökeninin olmamasıdır. bu yüzden Bilim adamları hala daha Sümercenin nasıl ortaya çıktığını, nereden geldiğini çözemiyor. Aynı ülke içinde birbiriyle alakasız iki dilin yani Akadca ve Sümercenin nasıl varolduğunu ve nasıl konuşulduğunu anlayamıyorlar. 

 

Sümerlerin kökenine ilişkin gizem, bilim adamlarını bugün bile rahatsız etmeye devam ediyor. Bilim adamları Buna “Sümer Sorunu” diyorlar. Sümerler kelimenin tam anlamıyla Sami ırkı ile çevriliydi, dolayısıyla Sümerlerin de Sami olduğunu varsaymak doğaldır.Ancak bu varsayımda ciddi bir sorun var. Sümerler Sami dili yani akadca, aramice, arapça veya ibranice konuşmuyordu. bunun yanında Bilim adamları, Sümerlerin en büyük şehirlerin isimleri arasında pek çok Sami kelime tespit ettiler. Ur, Uruk, Eridu, Kiş, obeyd, cemdet nasr, bunlardan yalnızca birkaçıdır. Fark edeceğiniz üzere bu kelimeler bugün kullanılan arapça kelimelere de çok benzemektedir. yani bu bilgilere göre sümerler büyük ihtimalle hem sami idi hem de diğer samilerden farklı bir dil ve kültür ile yaşıyorlardı. bu nasıl olmuştu? 

 

(Büyülü sözler gibi dini metinler ya Sümer dilinde (örneğin, Nougayrol in Sembolae Hrozny II PI. III karşı sayfa 226; MAD I 333) ya da Akad dilinde (örneğin, MDP XIV 90) yazılmıştır. Ekonomik metinler ve mektuplar gibi resmi olmayan ve dini olmayan yazıtların dili Kuzey’de, yani Akkad’da yalnızca Akadcaydı. Güneyde, yani Sümer’de Sümer dili düzenli olarak kullanılıyordu ama orada bile Akkadca harflere ve ekonomik belgelere sıklıkla rastlanıyor. Sümer dışında, i. örneğin Akkad’da, Diyala Bölgesi’nde, Elam’da, Asur’da ve Mari’de yalnızca Akad dili tasdik edilmiştir.)

 

Burada akadca ile sümercenin farkını iyice anlamak gerekiyor akadca bugün bile hala akraba dilleri konuşulan bir dildir. antik aramice yani günümüz Arapçası ve Yahudilerin dili olan İbranice akadcadan türemişlerdir. yani günümüzdeki tüm bu sami dillerinin kökeni akadcadır. Akkadca, Arapça ve İbranice ile akraba olan bir Sami dilidir; Sümerce ise izole edilmiş bir dildir , yani bilinen herhangi bir dille ilgisi yoktur. bambaşka bir dil olan sümerce, bir önceki bölümde de kaybolup  yok olduğunu belirttiğimiz dildir.

Tarihçileri şaşırtan en önemli şeylerden biri de Akadca ile Sümercenin benzerliğinin çok az olmasıydı. Sadece yöneticiler, elitler, rahipler Sümerce konuşuyordu, halk ise akadca konuşuyordu. Yani Sümer ülkesinde yaşayan halkta aslında Sümerce değil akadca konuşuyorlardı, Sümerce yönetici azınlığın dili idi. 

İşin garip yanı o dönemdeki insanlar akadcayı yazmak için de Sümer çivi yazısı kullanıyordu. tüm bu bilgilerden şu sonuç çıkıyor. tanrılar teknolojinin temeli olan yazıyı insanlara sümerce vermişlerdi, insanlar yazmayı da sümerce ile öğrenmişlerdi. bu yüzden daha sonra İnsanlar kendi dilleri olan akadcayı da Sümer çivi yazısı ile yazmışlardı. yöneticiler ve rahipler tanrılarla büyü yoluyla iletişim halinde olduğu için sümerce konuşmak zorunda idiler. tanrılarda sümercenin yaygınlaşmasını ve yönetim dili olmasını istediğinden tabletler sümerce yazılıyor, bilgiler sümerce paylaşılıyordu. 

Peygamber’in (AS) bir hadisi bu konuyu aydınlatıcıdır: “Peygamberlerden 4 tanesi Arapça konuşarak Arap halkına tebliğ yaptılar. Bunlar Hûd (AS), Sâlih (AS), Şuayb (AS) ve senin peygamberin, ey Ebu Zerr” der.[19]  (Kaynak: Tarih, Arkeoloji ve Kur’an Bilimleri Işığında Hz. Hud (AS) – Erdem AKÇA  [19] Sahih-i İbn-i Hibban, Cilt 1.)

 

sümer dili ve yazısının tanrılardan geldiğine dair önemli ve şaşırtıcı bir delilde babil şehridir. bir sümer şehri olan babil büyünün ilk yapıldığı ve tanrılarla ilk temas kurulan yerdir. bu sadece sümerlere göre değil tüm çok tanrılı inançlara göre de öyledir.

çok garip bir şekilde antik dönemdeki tüm çok tanrılı mezapotamya ülkeleri babil merkezliydi ve babilin çevresinde kurulmuştu. ve işin daha da garip yanı bu kurulan ülkeler arasında tarihsel bir bağlantı olmamasıdır. yani babil şehrinin önemi bir miras gibi önceki ülkeden sonra yaşamış ülkeye aktarılmamıştır. tarihçiler babilde kurulan farklı farklı ülkeler arasında tarihsel kopukluk tespit etti. yani bir ülke yok olmuş üzerinden epey zaman geçmiş sonra diğeri gelmişti. tarihçiler bu tarihsel kopukluğu buldukları çanak çömlek vs. eserler ile anlayıp tespit etmişlerdir. eserlerin arasındaki toprak katmanından ve eserlerin özelliklerinden bu fark anlaşılmaktadır. 

 

fakat yeni gelip kurulan her çok tanrılı devlet her ne hikmetse hep babilde kurulmuştur. işin daha da garip yanı kurulan her yeni devletin yöneticilerinin dili de sümercedir.    

(Arkeolojik kanıt.1 Obeid ve Eridu tarafından temsil edilen Babil’in en erken evreleri ile genellikle “proto-okuryazarlık” dönemi terimi altında sınıflandırılan daha sonraki protohistorik evreler arasında kesin bir kültürel kopukluk vardır. Farklılıklar çanak çömleklerde (sonraki dönemin bezemesiz mallarına karşı Obeid’in boyalı çanak çömlekleri), mühürlerde (sonraki dönemlerdeki silindir mühürlere karşı erken dönem damga mühürleri) ve mimarinin bazı özelliklerinde kendini göstermektedir. Kültürel kopuş etnik bir kopuş anlamına gelebilir; erken evre Sümer olmayabilirken ikinci evre kesinlikle Sümer olabilir. Ayrıca Obeid kültürünün, Babil sınırlarının çok ötesinde, Mezopotamya’ya kadar uzanması, Obeid kültürünün Sümer olmayan bir nüfusa ait olduğu yönünde makul bir sonuca yol açıyor, çünkü Sümer tarihi dönemlerde her zaman Babil ile sınırlıydı…)

Tesadüfe bakın ki; akadlardan sonra kurulan sümer, babil, kalde, ahameniş imparatorlukları da babil merkezli kurulmuştu. ve yine ne tesadüfse akadlardan sonra sümer, babil, kalde, asur, ahameniş, urartu, hitit ülkeleride özellikle dini ve diplomatik dil olarak sümerceyi ve sümer yazısını kullanmışlardır. hepsi çok tanrılı olan bu ülkelerin tarihçilere göre bir diğer ortak özelliği ise bir çoğunun bilinmeyen bir sebeple yok olup tamamen dünyadan silinmiş olmalarıdır. yani kuran ın anlattığı şekliyle helak olmuşlardır. Bu konuları da ileride açıklayacağız. 

 

babil ilk olarak sümerlerle birlikte kurulmuş varolmuş bir şehirdir. babil Adı, Akkad dilinde ” Tanrı’nın Kapısı ” (ya da “Tanrıların Kapısı”) anlamına gelen kelimelerden türetilmiştir .

Şehrin adına ilk defa milâttan önce 3. binyılın sonlarına ait Akad vesikalarında rastlanır; ancak kuruluşunun çok daha eski olduğu tahmin edilmektedir. Çünkü şehrin ilk adı Sümerce “Ka-dingir-ra” dır (ka “kapı”, dingir “tanrı”, -ra “-nın” kelimelerinden türetilmiştir.) ve Bâbil’in bu isimden Akkadca’ya yapılmış bir tercüme olduğu anlaşılmaktadır. burada sümercenin türkçe ile benzerliğini de biraz farketmiş olabilirsiniz. o bambaşka bir konu. sümerlerin daha doğrusu Salih peygamber ile helak olmaktan kurtulmuş semud kavminin bugün türklerin atası da olabileceğini ileride irdeleyebiliriz. 

Görüldüğü üzere Babil tanrıların Sümerler ile buluştuğu yerdi. tanrıların geldiği, tanrıların şehir olarak seçtiği bölgeydi. daha önce büyünün tanrılarla iletişim yöntemi olduğunu çok defa açıkladığımıza göre Babil büyünün başladığı ve ilk yapıldığı yer olmalıdır. Kur’an’da da babil’in büyünün indirildiği yer olduğu ve babil’deki şeytanların insanlara büyüyü öğrettikleri yazmaktadır.

Bakara-102-Tuttular, Süleyman’ın hükümranlığı hakkında şeytanların uydurdukları sözlere tâbi oldular. Halbuki Süleyman küfre gitmemişti. Fakat asıl o şeytanlar küfre gittiler. Halka sihiri ve Babil’de Hârut ve Mârut adlı iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı… 

kuranda babilin isminin böyle geçmesi çok önemli tarihsel bir gerçeği vurgulamaktadır. çünkü ileriki bölümlerde de anlatacağımız üzere sümerlerin helakından sonra kurulan asur babil gibi çok tanrılı ülkelerde hep babil merkezli kurulmuştur ve sümerce konuşmaya devam etmişlerdir.

Babil tevratta da akad ve sümer ülkeleri ile birlikte anılır. 

 

Tevrat Yaratılış 10:8-12- …(Nemrutun) Krallığı Babil’le başladı; sonra Şinar ülkesinde Uruk, Akkad ve Kalne. Oradan Aşur’a gitti ve Ninova ile büyük şehir Calah arasında Ninova, Rehoboth Ir, Calah ve Resen’i inşa etti.

Tevrat a göre, Yaratılış 11:1-9’da babil kulesi, büyük tufandan bir süre sonra Şinar diyarında – Babil’de – inşa edilmiştir .

tevrattaki bu ayette Babil in akad sümer ile açık bağlantısı gösterilmiştir.

Babil’de bilginin ve teknolojinin özellikle inşaat teknolojisinin ilk olarak başlayıp geliştiğine dair bilgiler vardır.  bilindiği üzere sümerler piramit yapmaya başlayan ilk medeniyetlerdendir. Sümerler zigurat olarak bilinen yüksek piramit tapınaklar inşa etmişti. Meşhur Babil kulesi de üstün bir teknoloji ürünüdür. Sümerler den Çok daha sonra kurulan Babil devletindeki bilginlerde yüksek kuleler inşa etmede uzmandılar. Bunlara da Babil kulesi denmişti. 

bu arada masonluğunda inşaatçılık manasına geldiğini ve kuranda inşaatçı cinlerin hazreti süleymana çeşitli yapılar inşa ettiklerinin yazdığını hatırlatalım.

 

Sebe-12-13-… Rabbinin izniyle cinlerden bir kısmı, onun (Süleyman’ın) önünde çalışırdı. Onlardan kim emrimizden sapsa, ona alevli azabı tattırırdık. Onlar Süleyman’a kalelerden, heykellerden, havuzlar kadar (geniş) leğenlerden, sabit kazanlardan ne dilerse yaparlardı.

 

Sonuç olarak sümerlerin başkenti Babil şehrinin büyü tanrılar ve teknoloji ile bu kadar bağlantılı olması sümercenin de tanrılar tarafından gönderildiğinin bir delilidir.

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi DÜNYAYA YAYILDILAR

 

Bunun yanında Sümerce nin dünyanın her yerinde karşımıza çıkması belki anlatacaklarımızdan en ilginç olanıdır. 

 

Örneğin Bu antik tablet Orta Avrupa’daki Transilvanya’da bulunmuştur. Tartaria Tableti denilen bu tabletin Karbon 14 yaşı MÖ 4500’e tarihleniyor. Bilim adamları Bu tableti tüm eski resim yazılarıyla karşılaştırdılar ve bunun Sümer yazısı olduğu sonucuna vardılar. (http://users.cwnet.com/milenia/Sumer-origins.htm) (antik uzaylılar 4.sezon maya komplosu> maya da sümer yazılı çanak)

 

Yine Amerika kıtasında Puma punku da bulunmuş bu antik yazının da Sümerce ile benzerliğini görüyorsunuz.

 

sümercenin dünyanın çok değişik yerlerinde karşımıza çıkması da hem Sümerce nin kaynağının insanlık dışı olduğunu hem de Sümer devletinin dünyanın geniş coğrafyasına yayılmış olabileceğini gösterir. 

Zaten tarihçiler Sümerlerin en baştan beri yayılmacı bir politika izlediğini belirtirler. Yani akatlardan hem önce hem de sonra var olan Sümerler de topraklarını genişletmek istiyorlardı. 

Tarihçilerin Uruk yayılmasını açıklamak için ileri sürdükleri teoriler arasında Sümerlerin ticari amaçları ön plana çıkmaktadır. Tarihçilerin Diğer açıklamaları, Uruk yayılmasının nedeni olarak Sümerlerin kültürel öykünmelerini işaret etmektedir. yani Sümerler kültürlerini herkesten üstün gördükleri için dünyaya yaymaya çalışmışlardır. 

 

Bir önceki bölümde akadların tarih kitaplarında sadece Mezopotamya ve çevresinden ibaret oldukları gösterilmesine rağmen akadların dünyanın çok geniş bir coğrafyasına yayıldıklarına göstermiştik. çünkü akadlara ait deliller ve benzer megalitik yapılar dünyanın farklı yerlerinde aynı zaman diliminde vardı. 

Aynı şekilde Sümerlerin de yayılmacı bir politika izledikleri bilinmesine rağmen Sümerlerde tarih kitaplarında sadece mezopotamya’dan ibaret gösterilmektedir. fakat sümerlerin çok daha geniş coğrafyaya yayıldıklarına dair bir takım delilleri az önce gösterdik. Bu antik haritalarda boş görünen yerlerde insanlar binlerce yıldır yaşıyordu ve bu insanlar büyük ihtimalle Sümerlerdi veya sümerlerin egemenliğinde sümerler ile birleşik yaşıyorlardı. 

 

Kimileri sümerlerden önce Mezopotamya çevresinde başka kültürlerin de var olduğunu söylese de bu kültür farklılıkları belirsizdir ve kültür dediğimiz şeyin temeli dil ve din ise belirgin olan yaygın dil ve din sadece sümerlerindir ve zaten sümerlerin kültürel etkileri de birçok yerde karşımıza çıkmaktadır. En eski yerleşim yerlerinin bulunduğu madain Salih de (Ürdün bölgesinde) Sümer Güneş kadranının bulunması, en eski mabet olan göbekli tepedeki yılan (reptilian) tanrının sümerlerde de var olması, yine sümercenin Rusya ve Amerika’da bile bulunmuş olması bölgede var olan tek devletin Sümerler olduğunu gösteriyor.

 

Aynı şekilde semud kavmi de dünyaya yayılmaya çalışıyor ve yeryüzünde bozgunculuk yapıyordu. 

 

Şuara 151- (Ey Semud Kavmi) “Sakın, o her işi aşırılık olanların isteklerine uymayın.” “İşi gücü dünyada bozgunculuk çıkarmak olan ve fakat düzeltme adına hiçbir şey yapmayan o kimselerin…”

 

 Araf- 74-…(Ey Semud Kavmi) Allah’ın nimetlerini hatırlayınız da yeryüzünde bozgunculuk yapmaktan kesinlikle kaçınınız. 

 

 sonuç olarak bu bilgilerde sümercenin, tanrılardan geldiğini yani önceki bölümlerimizde ispatladığımız uzaylı zannedilen cinlerin dili olduğunu ispatlıyor. bu kadar çok yerde ve boyut varlıkları ile bağlantılı bir çok önemli yerde sümercenin karşımıza çıkmasının sebebi budur. hatta günümüzde bile uzaylılar ve cinlerle temas halinde olanlar sümerce ile karşılaşmaktadır. Kaçırılma vakalarının anlatıldığı 4.tür filminde sümerce bir sahne geçiyor. Rahmetli salih memişoğlu da semud kabilesinin en güçlü cin kabilesi olduğunu anlatıyordu.  

 

İşte bu ve ileride bulunacak diğer gerçekler sümerlerin tarih kitaplarında bahsedildiğinden daha geniş bir coğrafyaya yayıldığını ispatlamaktadır.

 

Hem Sümer Hem de Semud Kavmi İNŞAATÇIYDILAR

Anladığınız üzere sümerler teknolojilerinin lokomotifi olan yazı ve dillerini tanrılarından almışlardır. sümerlerin tanrılardan sümerce ile aldığı bu bilgi ve teknolojinin kalıntıları bugün antik inşaat yapılarında çok bariz görülmektedir. sümerlerden kalma belki diğer bir çok farklı antik teknoloji ürünü vardı ama bunlar binlerce yıl içinde paslandı, çürüdü ve yok oldu. ya da bilmediğimiz eller tarafından el konulup saklandı. fakat kil tabletler ve yaptıkları inşaatlar zamandan en az etkilenen şeyler olduğu için günümüze kadar geldiler.  tarihçilerinde belirttiği üzere şu bir gerçek ki; Akad ile Sümerler hem sulama hemde inşaat konusunda çok ileriydiler: 

 

Sümerler, MÖ 4. bin yılda neredeyse tamamı tuğladan yapılmış, kemerler, kubbeler ve tonozlardan oluşan sofistike mimari eserler yapıyorlardı .

Babil tapınakları, payandalarla desteklenen , yağmurun kanalizasyonlarla taşındığı, ham tuğladan yapılmış devasa yapılardır. Sümerlere ait Ur şehrindeki böyle bir kanalizasyon kurşundan yapılmıştı. Tuğla kullanımı sütunların, fresklerin ve fayansların erken gelişimine yol açtı. Duvarlar parlak renklere sahipti ve bazen fayansların yanı sıra çinko veya altınla kaplanıyordu. 

 

sümerlerin döneminde yaşayan Kral Shulgi, Sümer ve Akad kentlerinde çeşitli inşaat projeleri gerçekleştirmesiyle tanınıyordu. Ünlü Ur Zigguratı da dahil olmak üzere birçok ziggurat inşa etti. 

 

benzer şekilde semud kavminin beraber yaşadığı ad kavminin irem kenti hakkında kuran da da “Misli halk olunmamıştır. demektedir. ” Burada “inşa edilmemiştir” değil de, “halk olunmamıştır” denmesi ilginçtir. çünkü “Hilkat” çamurdan yapılanlara denir. Yani kuranda Çamurdan böylesi inşa edilmemiştir denmektedir. Antik Tarihî kalıntılardan taş kemerler bilinmektedir, ama çamurdan yani tuğla kemerler akad ve sümerler haricinde bilinmemektedir. Bunun yanında “hilkat” kelimesinden yaptıkları sulama tekniği sayesinde oluşmuş bahçelerde anlaşılmaktadır. Yani hem tarihten hem de kuran dan anlaşıldığına göre Tamamen orijinal ve çok değişik bir sulama sistemi ile büyük bir verim elde edilmiştir. Bugün belki onlardan çok daha güzel sulama yapabiliyoruz ama onların verimlerine ulaşmamız mümkün olmayabilir.

 

kuranda semud hakkında geçen kelime “Cebedenler”; “Cabe” “cevab” kelimesi ile akrabadır. Bu kelimenin manası; Soruya verilen cevap ya da boş bırakılan yerlerin doldurulmasıdır. Boşluk anlamında olan “Cevf” kelimesi ile akrabadır. Toprakları yarıp kanallar yapma anlamına gelmektedir. “Sahra” kelimesinden sümerlerin çölde, Kumlarla kaplanmış bir alanda yaşadıkları anlaşılmaktadır. Kum suyu tutmadığı için bitki de bitmemektedir. Sulama yaptığınızda ise canlılar oluşmakta, zamanla gelen güneş ışığının altında çok verimli topraklar oluşmaktadır. “Sahra” kelimesi burada harfi tarifle gelmesi çölün Belli yerlerini  vadi hâline dönüştürdüler manasına demektir. 

 

Burada sahra “fî” ile gelmemiş, mef’ul olarak gelmiştir. Sahranın içinde vadiler değil, sahrayı vadileştirdiler anlamına gelmektedir.

semud kavmi hakkında yaşadıkları bölgede yazları suyun azaldığı, bu sebeple burada yaşayanlara “semed” yani suyu az olmak kökünden gelen Semûd isminin verildiğini söyleyenler de vardır. (Lisânü’l-ʿArab, “s̱md” md.; Zemahşerî, II, 116)

 

Bunun yanında meşhur sümer ziguratı bugün bile ayakta duran ve pişmiş tuğladan yapılmış ilk büyük piramitlerdendir. sümer ziguratı sümerlerin ne kadar büyük inşaatçılar olduklarını ve ne denli büyük bir teknolojiye sahip olduklarını gözler önüne sermektedir. sümerlerin inşaat teknolojisi sadece tuğla inşaatları ile sınırlı değildi. bunun yanında şimdi ispatlayacağımız üzere sümerler kayaları oyarak ev yapacak teknolojiye de sahipti.

 

işte kuran da da semud kavminin sümerler ile aynı özelliklere sahip olduğu anlatılmıştır. Fakat ek olarak Kuran da semudun önemli bir şehirleşme ve inşaat teknolojisine sahip olduğu anlatılmakla birlikte bu teknolojinin kayaları oyup ev yapacak kadar ileri bir düzeyde olduğu da söylenmiştir. kurana göre semud kavmi tuğladan inşaatların yanı sıra kayaları oyarakta inşaatlar yapmaktaydı.  

 

Fecr Suresi, 9. ayet: Ve vadilerde kayaları oyup biçen Semud’a?

şuara-149Böyle düşündüğünüz için mi (siz semud kavmi) dağlarda ince bir sanat eseri lüks villalar yontuyorsunuz?

 

akadlar ile ilgili bölümü izleyenlerin hatırlayacağı üzere hemen hemen tüm dünyada kayalara oyulmuş bir çok antik yapı olmakla birlikte bu yapıların en gösterişli ve büyük olanları semud kavminin ve sümerlerin yaşadığı yerde bulunmaktadır.

günümüz suudi arabistanındaki madain salih yapıları ve günümüz ürdün ülkesindeki petra yapıları kayalara oyularak yapılmış en görkemli evlere ev sahipliği yapar.

 

tarihçiler bu yapıları günümüze yakın bir tarihte yaşamış olan nebatilerin yaptığını zannetmektedir.

fakat bu bölümü çok uzatmamak için bu yapıları nebatilerin değil de sümerlerin inşa ettiğini bir sonraki bölümde ispatlayacağız.

özetle bir sonraki bölümde; bu yapıların tufan dönemi teknolojisi olduğunu, çünkü diğer tüm 10 bin yıl önce yapılmış antik megalitik eserlerle aynı özelliklere sahip kayıp teknoloji ile yapıldığını, nebatilerin göçebe olduğu için bu denli yerleşik yapıları inşa edemeyeceklerini ve bu teknolojiye sahip olmadıklarını, eserlerin üzerindeki nebatça yazıların sonradan yazıldığını, nebatilerden önce petra ve madain salih şehirlerinin var olduğunu, nebatiler mezar olarak kullanmasına rağmen bu yapıların ilk başta mezarlık amacıyla inşa edilmediğini, en önemlisi de petra da sümerlere ait eserlerin bulunduğunu gördüğünüzde bu yapıları nebatilerin değil sümerlerin inşa ettiğini anlayacaksınız.

Yine hem sümerlerin hem de semud kavminin esrarengiz şekilde ve aynı felaketlere maruz kalarak tamamen yok olduğuna dair deliller bu konudaki benzerliklerin final kısmı olacak. bizi izlemeye devam edin.

 

 

 

 10.bölüm kaynaklar

https://en.wikipedia.org/wiki/Warka_Vase

https://tr.wikipedia.org/wiki/Uruk_d%C3%B6nemi

https://tr.wikipedia.org/wiki/Obeyd_k%C3%BClt%C3%BCr%C3%BC

https://tr.wikipedia.org/wiki/Melid

https://acikders.ankara.edu.tr/pluginfile.php/203570/mod_resource/content/2/5%20Cemdet%20Nasr%20Do%CC%88nemi.pdf> RESİMLER ALINABİLİR

https://en.wikipedia.org/wiki/Thamud

https://www.iasj.net/iasj/article/73610

https://aratta.wordpress.com/arabs/

https://nabataea.net/explore/history/arabia/

https://www.worldhistory.org/Sumerian_Language/

https://www.openculture.com/2010/10/the_sounds_of_ancient_mesopotamia.html

https://www.eurasia.org.uk/docs/academic/quran-studies/Kush_in_the_Quran.pdf

http://arabianprophets.com/?page_id=258

https://armstronginstitute.org/280-the-sumerian-problem-evidence-of-the-confusion-of-languages

https://www.nationalgeographic.com/premium/article/invention-sumer-cradle-civilization-tigris-euphrates

https://www.defense.gov/Multimedia/Photos/igphoto/2001116584/

https://www.ucl.ac.uk/nahrein/news/2022/feb/were-there-sumerians

https://www.thesaurus.net/sumer

https://www.worldhistory.org/Sumerians/

https://theodora.com/encyclopedia/s2/sumer.html

https://uruk-warka.dk/sumer.html

https://www.nbcnews.com/id/wbna50073177 >sümerin yok oluşu

https://www.jstor.org/stable/592930?seq=10

https://www.uobabylon.edu.iq/eprints/publication_10_946_948.pdf

https://escholarship.org/content/qt6331d10p/qt6331d10p_noSplash_0cdc05fb90e3ea87baf56c17cc586aec.pdf?t=mnip12

https://en.wikipedia.org/wiki/Romanization_of_Arabic

https://prezi.com/ncjv4jdmhf7u/scientific-miracles-in-the-quran/

https://aboutislam.net/counseling/ask-about-islam/can-menstruating-women-enter-the-mosque/

http://lostzoo.com/animals/001_syriancamel1_eng.html

https://uomosul.edu.iq/en/archeology/2022/04/25/a-seminar-entitled-an-aspect-of-connection-between-sumerian-language-and-arabic/

https://www.languageonthemove.com/we-heirs-of-the-multilingual-sumerians/

https://www.alislam.org/topics/arabic/Sumerian-Akkadian-Bantu%20traced%20to%20Arabic.pdf

https://en.wikipedia.org/wiki/Semitic_languages

https://enheduana.org/sumerian-language/

https://nelc.yale.edu/languages/akkadian#:~:text=Named%20after%20the%20city%20of,related%20to%20Arabic%20and%20Hebrew.

https://thearabicpages.com/2023/07/30/some-arabic-akkadian-lexical-observations/

https://en.wikipedia.org/wiki/Akkadian_language

https://en.wikipedia.org/wiki/Sprachbund

https://www.arch.cam.ac.uk/about-us/mesopotamia/mesopotamia-history/mesopotamia-languages

https://www.britannica.com/topic/Sumerian-language/Characteristics

http://teachmiddleeast.lib.uchicago.edu/historical-perspectives/the-question-of-identity/before-islam-mesopotamia/framing-the-issues/issue-01.html

https://cla.umn.edu/cnrc/languages/akkadian-ugaritic

https://www.academia.edu/224935/Akkadian_Loans_in_Arabic_The_Linguistic_and_Historical_Evidence

https://sumerianlanguage.tumblr.com/post/108383452120/is-sumerian-an-isolated-language-or-not

https://www.researchgate.net/publication/272159279_Yet_Another_Suggestion_about_the_Origins_of_the_Sumerian_Language

https://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_language#:~:text=Sumerian%20(Sumerian%3A%20%F0%92%85%B4%F0%92%82%A0%2C%20romanized,that%20is%20modern%2Dday%20Iraq.

https://www.bible.com/bible/compare/GEN.10.10-12

https://www.bbc.com/future/article/20181207-how-ai-could-help-us-with-ancient-languages-like-sumerian

https://sumerianshakespeare.com/734501.html

https://www.thecollector.com/sumerian-problem/

https://history.stackexchange.com/questions/42176/how-do-historians-and-linguists-know-how-to-pronounce-the-names-from-non-phoneti

https://www.ucl.ac.uk/nahrein/news/2022/feb/were-there-sumerians

https://armchairprehistory.com/2011/08/10/the-black-haired-sumerian-elite/

https://new-indology.blogspot.com/2015/05/sumerian-and-indo-european-surprising.html

https://www.e-periodica.ch/cntmng?pid=gen-001%3A1960%3A8%3A%3A396

https://www.britannica.com/place/Sumer

https://www.britannica.com/topic/epigraphy/Ancient-Mesopotamia#ref523437

https://etcsl.orinst.ox.ac.uk/edition2/language.php

https://isaw.nyu.edu/library/blog/getting-started-with-sumerian

https://de.scribd.com/document/664344887/Origins-of-Writing-Ancient-civilizations-attributed-the-origins-of-writing-to-the-gods

https://bigthink.com/the-past/did-extraterrestrials-visit-ancient-sumer/

https://www.academuseducation.co.uk/post/ancient-mesopotamian-transgender-and-non-binary-identities

https://crewsproject.wordpress.com/tag/gods-of-writing/ 

https://crewsproject.wordpress.com/2017/05/22/writing-gods-and-myths-i/#more-1660

https://brewminate.com/pictographic-to-alphabetic-a-history-of-ancient-scripts-and-writing/

https://www.gutenberg.org/cache/epub/51422/pg51422-images.html

*https://isac.uchicago.edu/sites/default/files/uploads/shared/docs/letters_from_mesopotamia.pdf >>>

*https://sino-platonic.org/complete/spp196_alphabet.pdf>>>

https://imaginationandcreationblog.wordpress.com/2015/10/01/you-find-the-origins-of-writing-in-ancient-sumer-but-what-are-the-origins-of-sumerians/

https://www.nybooks.com/articles/2023/01/19/alphabet-politics-the-greatest-invention-silvia-ferrara/

https://faculty.gvsu.edu/websterm/SumerianMyth.htm

https://www.history.com/topics/ancient-middle-east/sumer

https://www.slobodenpecat.mk/en/antichka-sumerska-tablichka-go-objasnuva-potekloto-na-chovechkite-sushtestva-sozdadeni-od-bogovite-kako-slugi/

https://en.wikipedia.org/wiki/List_of_knowledge_deities

https://www.metmuseum.org/toah/hd/deit/hd_deit.htm

https://www.history.com/topics/ancient-middle-east/mesopotamia

https://www.bbc.com/news/business-39870485

https://www.jstor.org/stable/23861987

https://human.libretexts.org/Bookshelves/History/World_History/World_History_Volume_1%3A_to_1500_(OpenStax)/Unit_1%3A_Early_Human_Societies/03%3A_Early_Civilizations_and_Urban_Societies/3.03%3A_Ancient_Mesopotamia

https://www.researchgate.net/publication/275891673_God’s_Wand_The_Origin_of_the_Alphabet_2002

https://mnamon.sns.it/index.php?page=Lingua&id=1&lang=en

https://mithilmogare.medium.com/2-1-the-dawn-of-writing-story-of-cuneiform-script-182129743c84

https://www.khanacademy.org/humanities/ancient-art-civilizations/ancient-near-east1/the-ancient-near-east-an-introduction/a/cuneiform

https://en.wikipedia.org/wiki/Cuneiform

https://www.ancientpages.com/2014/11/13/controversial-tartaria-tablets-first-writing-system-world/

https://www.ancientpages.com/2017/05/08/cuneiform-tablets-one-of-the-earliest-systems-of-writing-invented-by-the-sumerians/

https://www.unesco.org/en/alula/snapshots/alula

https://www.newsweek.com/climate-change-curse-akkad-worlds-first-empire-akkadian-drought-mass-1281613

https://www.ancientpages.com/2023/11/23/huge-anti-drought-machine-city-of-girsu/

https://www.nbcnews.com/id/wbna50073177

https://www.worldhistory.org/Sumerians/#:~:text=The%20Sumerian%20civilization%20collapsed%20c,precisely%20what%20the%20invaders%20did.

https://www.bbc.com/future/article/20220818-how-to-write-a-message-to-the-future

https://www.ushistory.org/civ/4a.asp

https://www.researchgate.net/publication/272159279_Yet_Another_Suggestion_about_the_Origins_of_the_Sumerian_Language

>>>sümercenin türkçe ve bulgarca ile bağlantısı

https://www.jstor.org/stable/24926226

https://www.researchgate.net/publication/260826444_Physical_Geography_of_the_Sumerian_World

https://www.nytimes.com/1993/08/24/science/collapse-of-earliest-known-empire-is-linked-to-long-harsh-drought.html

https://ncse.ngo/flood-mesopotamian-archaeological-evidence

https://www.global.hokudai.ac.jp/blog/strong-winter-dust-storms-may-have-caused-the-collapse-of-the-akkadian-empire/#:~:text=The%20Akkadian%20Empire%20(24th,years%20ago%2C%20causing%20its%20collapse.

https://www.sciencedaily.com/releases/2018/06/180605112057.htm#:~:text=Radiocarbon%20dating%20is%20a%20key,calling%20into%20question%20historical%20timelines.

https://www.sciencedaily.com/releases/2021/09/210915161409.htm

https://www.sciencealert.com/radiocarbon-dating-ancient-levant-region-calibration-inaccuracies

https://phys.org/news/2022-09-radiocarbon-dating-solution.html

https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5774753/

https://www.telegraph.co.uk/world-news/2023/11/19/sumerian-sacred-code-divine-building-instructions-bible/

https://www.researchgate.net/publication/236010752_Rolling_Out_Revolution_Using_Radiocarbon_Dating_in_Archaeology

https://www.researchgate.net/publication/349319473_Builders_of_Sumeria_Simple_Construction_Terms_and_Mathematics_used_by_them

https://www.encyclopedia.com/education/dictionaries-thesauruses-pictures-and-press-releases/sumerian-architecture

https://en.wikipedia.org/wiki/Architecture_of_Mesopotamia

https://biblelandsreview.wordpress.com/wp-content/uploads/2014/05/horowitz-bler-2014-s3.pdf

https://biblearchaeology.org/research/contemporary-issues/3832-the-date-of-camel-domestication-in-the-ancient-near-east

https://isac.uchicago.edu/sites/default/files/uploads/shared/docs/as12.pdf

https://isac.uchicago.edu/sites/default/files/uploads/shared/docs/ancient_mesopotamia.pdf

https://www.researchgate.net/publication/341612979_THE_HISTORICAL_TRACES_OF_ANCIENT_SUMERIAN_LANGUAGE_IN_DIALECT_LEXIS_OF_AZERBAIJAN_AND_TURKISH_LANGUAGE

https://www.kuranvemeali.com/salih-as-ve-semud-kavmi-ile-ilgili-ayetler

https://www.gaia.com/article/sumerian-kings-list

https://en.wikipedia.org/wiki/Warfare_in_Sumer#:~:text=During%20the%20Early%20Dynastic%20Period,from%20each%20involved%20city%2Dstate.

https://www.worldhistory.org/Mesopotamian_Warfare/

https://en.wikipedia.org/wiki/Sumer%E2%80%93Elam_war

https://www.usmcu.edu/Outreach/Marine-Corps-University-Press/Expeditions-with-MCUP-digital-journal/The-Concept-of-War-in-Ancient-Mesopotamia/

https://www.history.com/news/9-things-you-may-not-know-about-the-ancient-sumerians

https://www.timelessmyths.com/history/sumerian-military/

https://www.thecollector.com/ancient-cities-sumeria-uruk-eridu/

https://www.ancient-origins.net/ancient-places-asia/sumerians-facts-0018530

https://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_religion#:~:text=The%20major%20deities%20in%20the,the%20god%20of%20the%20moon.

https://ancientart.as.ua.edu/anu-father-of-the-gods/

https://study.com/learn/lesson/mesopotamian-gods-mythology-history.html#:~:text=An%20or%20Anu%20was%20the,)%20and%20Earth%20(Ki)%20.

https://www.worldhistory.org/Anu/

https://en.wikipedia.org/wiki/Anu

https://historycooperative.org/sumerian-gods/

https://en.wikipedia.org/wiki/Dingir

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Lament_for_Ur

https://medium.com/true-religion/lamentations-of-judah-and-sumer-8af273938281

https://etcsl.orinst.ox.ac.uk/section2/tr223.htm

https://en.wikipedia.org/wiki/Lament_for_Ur

https://archive.aramcoworld.com/issue/200704/new.pieces.of.mada.in.salih.s.puzzle.htm

https://en.wikipedia.org/wiki/Inanna

https://en.wikipedia.org/wiki/Qos_(deity)

 

https://islamansiklopedisi.org.tr/semud 

https://omnika.org/component/firedrive/?view=document&id=3&format=raw

https://fr.wikipedia.org/wiki/Gen%C3%A8se_d%27Eridu 

https://en.wikipedia.org/wiki/Arno_Poebel 

https://en.wikipedia.org/wiki/Manishtushu 

https://www.cambridge.org/core/journals/anatolian-studies/article/abs/sumerian-deluge-myth/04DEE2B5D84A0BF01B4D4E782DB49464

https://www.researchgate.net/figure/Charcoal-from-the-Usselo-horizon-A-Secondary-electron-SE-image-of-two-charcoal_fig2_224871395

https://en.wikipedia.org/wiki/%C5%A0urpu

https://en.wikipedia.org/wiki/Zisurr%C3%BB

https://en.wikipedia.org/wiki/Humbaba

https://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_religion

https://en.wikipedia.org/wiki/Sorcery_(goetia)

https://www.metmuseum.org/art/collection/search/321719

https://www.artichaeology.com/sacred-prostitutes-of-sumer

https://www.sexploratoriumdenver.com/mesopotamia

https://ia802907.us.archive.org/1/items/x-the-sacred-marriage-rite/x%20The%20Sacred%20Marriage%20Rite.pdf

https://en.wikipedia.org/wiki/Sacred_prostitution#cite_note-FOOTNOTEKramer1969-14

https://sumerianshakespeare.com/999701/1072501.html

https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Sumerian_magical_spell_BM_96704.jpg

https://hopamigo.tumblr.com/post/79270050769/beer-and-brewing-deities >>> bira içki tanrıları

https://de.slideshare.net/slideshow/mesopotamian-medicine/9173108

https://www.britannica.com/place/Mesopotamia-historical-region-Asia

https://www.thecollector.com/sumerian-inventions-changed-world/

https://tr.wikipedia.org/wiki/%C3%87o%C4%9Fa_Zenbil#

https://en.wikipedia.org/wiki/Eridu

https://www.worldhistory.org/article/249/scribes-in-ancient-mesopotamia/

https://en.wikipedia.org/wiki/Nabu

https://en.wikipedia.org/wiki/Ninkasi#:~:text=Ninkasi%20was%20the%20Mesopotamian%20goddess,of%20the%20consumption%20of%20beer.

https://en.wikipedia.org/wiki/Ancient_Mesopotamian_underworld#:~:text=The%20ancient%20Mesopotamian%20underworld%20(known,Tartarus%20from%20early%20Greek%20cosmology.

https://en.wikipedia.org/wiki/History_of_prostitution

https://www.artichaeology.com/sacred-prostitutes-of-sumer

https://www.republicworld.com/science/space/did-earth-have-water-even-before-the-big-bang-heres-what-the-new-data-has-to-say

https://futurism.com/early-universe-vast-ocean

https://sumerianshakespeare.com/999701/975601.html

https://en.wikipedia.org/wiki/Sacred_prostitution

https://www.haaretz.com/archaeology/2016-09-16/ty-article/mysterious-6-000-year-old-fortresses-found-in-jordan/0000017f-f0c0-d497-a1ff-f2c0fca10000

https://harvardlibrarybulletin.org/lamashtu-amulet-portrait-caregiver-demoness

https://en.wikipedia.org/wiki/Lamashtu

https://en.wikipedia.org/wiki/Shinar

https://www.historicmysteries.com/archaeology/kish/33224/

https://etc.worldhistory.org/travel/visiting-ancient-city-kish/

https://www.zrs.berlin/en/project/emergency-conservation-of-the-white-temple-in-uruk-south-iraq/

https://en.wikipedia.org/wiki/Piora_Oscillation

https://api.mountainscholar.org/server/api/core/bitstreams/5a87ca00-3383-44c7-b745-d0918bcd11a7/content#:~:text=The%20factors%20examined%20are%3A%20precision,use%20or%20soil%2Drespired%20CO2.

https://en.wikipedia.org/wiki/Radiocarbon_dating 

https://tr.wikipedia.org/wiki/Elam

https://en.wikipedia.org/wiki/Ubara-Tutu

https://en.wikipedia.org/wiki/Ziusudra

 https://en.wikipedia.org/wiki/Shuruppak

https://en.wikipedia.org/wiki/Sumerian_King_List

https://ghorbany.com/inspiration/the-prehistoric-mound-of-tall-i-bakun-4200-3800-bc

https://www.penn.museum/sites/journal/9356/

https://www.penn.museum/sites/expedition/reflections-on-the-mesopotamian-flood/

https://en.wikipedia.org/wiki/Shulgi

https://www.cambridge.org/core/journals/iraq/article/abs/on-babylonian-lavatories-and-sewers/8FCABF72C58BBFA6BC58BEB253A46FDF

https://callplumbsmart.com/flushed-with-knowledge-the-surprising-ancient-history-of-plumbing/

https://www.express.co.uk/news/science/1472410/archaeology-news-archaeologists-astounded-tablet-first-image-tower-of-babel-bible-iraq-spt

https://www.uni-muenster.de/GoviB/babylon/excavationhistory.html

https://warlockasyluminternationalnews.com/2018/01/07/mulge-the-great-god-of-ancient-babylonian-magic/

Apkallu’nun dünya üzerinde yürüdüğü dönemi sona erdiren de bu tufandır. Sümer eridu Genesisi Tufan tableti

https://answersingenesis.org/the-flood/flood-legends/the-background-of-the-gilgamesh-epic/

              https://www.penn.museum/sites/journal/9272/ >>>tufan öncesi teknoloji eklendi

https://cdn.preterhuman.net/texts/other/crystalinks/sumerhistory.html

https://en.m.wikipedia.org/wiki/Lament_for_Sumer_and_Ur

https://www.britannica.com/topic/Lament-for-the-Destruction-of-Ur

https://sites.utexas.edu/dsb/tokens/from-accounting-to-writing/

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

Scroll to Top