YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

Tufandan Önceki Büyük Savaş

 

Amerika istisnaları olsa da ülke içinde özellikle kendi vatandaşlarına insan hakkı ihlali yapamıyor. bu yaptıkları zulümleri başka ülkelerde yapıyorlar. Rusya ise kendi vatandaşlarına bile akıl almaz işkenceler yapabiliyor. Rusyada kalan bir arkadaşım amerikayı yaşamak için daha fazla tercih ederdim demişti. çünkü rusyada devlet eliyle başına her an her şey gelebilir. Yine dünya genelinde rusyadan kaçıp başka ülkelere sığınmış rus vatandaşları görürken amerikan vatandaşı kolay kolay göremezsiniz.

 

Amerikalı bazı yazarlar da Amerikan derin devletinin hem Amerika da hem de başka ülkelerde hem sağı hem solu örneğin hem komünistleri hem faşistleri, hem laikleri hem de dindarları vesaire yöneterek birbirleriyle savaştırdığını ve bu sayede düşmanlarını güçten düşürüp en sonunda kurtarıcı olarak gelerek bu savaşa son verip herkesi yönettiklerini anlatırlar. yazarlar birçok örneği bulunan Bu olaya tez, antitez ve sentez diyor. yani Amerikan derin devleti tez ve antitezi yönetip kendi sentezlerini oluşturmaktadır. bu konunun birçok delilini bu belgesel serisini de takip ettikçe göreceksiniz.  

 

 işte aynı; günümüzde demokrasi- özgürlük havariliği yapan Abd nin –Rusya ile danışıklı dövüşü sayesinde büyük savaşların yaşanması, ülkelerin ya Amerikancı ya da Ruysa yanlısı olmak zorunda olması gibi -ki zaten aynı komplonun aynı kişilerce günümüzde de yapıldığının hatta gelecek iyi ve kötü uzaylıların gene insanlığı ikiye bölüp büyük bir kaos çıkaracağının delillerini ileriki bölümlerimizde göreceksiniz.-işte aynı durum Mu ve Atlantis te de yaşanmıştı ve insanlar iyi kötü diye ideolojilerle bölünerek bitmeyen bir kaosa sürüklenmişlerdi. Komplo o kadar büyüktü ki insanlar bu yalana inanmak zorunda kalmıştı. 

 

3 kutsal dinin kaynaklarıda bu bilgileri doğrular şekilde tufan ile sulara gömülen bir kavimden bahsetmiştir. Şimdi göreceğiniz üzere Tek tanrılı dinlerin Kaynakları da hz. Nuh ve halkı hakkında bu sıraladığımız antik kayıtlardakiyle aynı şeyleri söylemektedir;

 

Nuh- 21 – Nûh: “Ya Rabbî!” dedi, “Sen de biliyorsun ki onlar bana isyan ettiler; servet ve evladının çokluğunun kendi ziyanını artırdığı kimselere uydular.

 

Burada insan değil de kimse denmesi manidardır. Bu tanrıların bir çok insan kadınları ile ilişkisi ve bir çok çocuğu olduğu da antik kayıtlarda sürekli geçmektedir. Bu ayette farkettiyseniz servet ve evladının çokluğu kendisini ziyana uğratan kişi insan olarak tarif edilmemekte sadece bir kişi kimse denmektedir. 

 

Nuh-22 – Büyük hîle ve tuzaklar kurdular. 

“Ve mekeru mekren kübbara” bu ayet koca koca, büyük büyük, dehşet tuzaklar hazırladılar, Manasına gelmektedir. Mekr; aslında hile, desise, tuzak manasına gelir. Fakat düzen, düzenek manasını da içerir. Burada fiili ve fiziki bir tuzaktan çok en büyük tuzağın zihni tuzaklar olduğunu söylüyor gibidir. Yoksa Hz. Nuh’un önüne tuzak kurup ta onu içine düşürdüler anlamını göremiyoruz. 

yani halk, malı, çocuğu ahirette kendisine sadece zarar getirecek olan liderlere) uydu. (Bu liderler halka karşı kendilerinin hidayet ve hak üzere olduklarını göstermek için) büyük hileler kurup insanlara: “Sakın ilahlarınızı (yani putlara tapmayı) bırakmayın dedi.

 

Nuh-23 – “Sakın tanrılarınızdan vazgeçmeyin, Ved, Suva, Yegûs, Yeûk ve Nesr’i, bunlardan hiçbirini bırakmayın!” dediler. 

 

Burada sayılan beş put, Nûh toplumundaki putlar olup daha sonra bir şekilde Cahiliye dönemi araplarına da geçmişti.

Taberinin rivayetine göre; Tufanla bu putlar cudda kıyısına sürüklenmiş. Adı geçen putları Araplar arasına ise Amr b. Lühay getirmiştir. Kâhinlik yapan Amr’ın dostu olan cinlerden biri kendisine Cudda kıyısına gitmesini ve orada bulacağı putları getirip Araplar’ı onlara tapmaya davet etmesini söyledi. Amr da putları getirip Araplar’a dağıtmıştır. (Taberî, XXIX, 98-99). 

Antik dönemlerde bildiğiniz üzere bu putlar; Ved erkek, Süvâ bir kadın, Yeûk-at veya boğa, Nesr kartal, Yegus aslan, şeklinde tasvir edilmiştir, (Zemahşerî, VI, 218; Smith, s. 43, 226; ERE, I, 663). Bu tasvirleri zaten dünyanın her yerindeki antik putlarda görüyorsunuz. Bu putların aynı tasvirlerinin Araplarda da aynı şekilde olması, tufandan asırlar sonra bu putların aynı şekilde Araplara ve tüm dünyaya yeniden geçmiş yayılmış olması arkalarında onları yayan bir güç olduğunun göstergesidir.  

 

 Nuh- 24 – Böylece onlar birçok insanı şaşırttılar. Madem ki öyle yaptılar,  Sen de bu zalimlerin şaşkınlığını artır ya Rabbî!” 25 – Hasılı, birçok suçları sebebiyle suda boğuldular ve cehenneme tıkıldılar! Allah’a karşı, kendilerine yardım edecek bir tek yardımcı bile bulamadılar. 26 – Nûh: “Ya Rabbî!” dedi, “yeryüzünde dolaşan bir tek kâfir bile bırakma!” 27 – “Zira bırakırsan onlar Senin kullarını, Senin yolundan saptırırlar, ve sadece kendileri gibi kâfir, ahlâksız çocuklar dünyaya getirip yetiştirirler.

 

Ayette Bu büyük tuzaklar neticesinde bir çoklarını saptırdılar denmektedir. Beyinleri bu tuzaklarla öyle yıkanmıştır ki onlardan bir kişi bile kalsa sonradan gelen insanları saptırmaya devam edecektir. Hatta oğlu hz.nuh a tufan esnasında bile inanmamıştı. Zihni tuzaklar o kadar güçlüydü.

 

Kuran da dahil tüm antik kayıtlar tufandan önce büyük savaşların yaşandığını ve Nuh peygamberin arada kaldığını insanların kötülüklerinden dönmedikleri için tufanın gerçekleştiğini anlatıyor, hepsi aynı şeyi söylüyor. Bu ortak anlatımlar elbette tesadüf olamaz. sadece tüm dünyada yaygın olarak yapılan insan kurban etme  ibadetlerinden insanların vazgeçmemesi yüzünden bile dünya helak olmayı yani küresel bir tufanı hak etmesine rağmen üstüne bir de dünya ikiye bölünmüş hiç bitmeyen bir savaş ortamına girmişti. Fikirleri yani beyinlerinin içindeki yalanları o kadar kökleşmişti ki kimse birbiriyle savaşan iki fikir hariç başka bir şeyi yani doğruyu göremiyor ve vazgeçmiyordu. 

 

Aynı bugün insanların yönetim şekli olarak ya komünizmi ya kapitalizmi benimsemesi gibi üçüncü bir seçenek görememesi gibi. ve bu uğurda dünyanın hemen her yerinde iç savaşların yaşanması sayısız insanın ölmesi gibi. Bu gördüğünüz liste ikinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyadaki hemen her yerde sağ sol savaşlarını yani halkların komünizm ve kapitalizmi veya amerika’yı ve Rusya’yı destekledikleri için yaşanan iç savaşları ve ölenlerin sayısını göstermektedir. kimi savaşlar onlarca yıl sürmüş kimisi hala sürmektedir. Aynı şekilde antik dönemde de bu tarz küresel savaşların yaşandığına dair çok fazla delil vardır ve bunları antik dönem teknolojileri bölümünde daha ayrıntılı göreceğiz. 

 

Bakara-208– Ey şirk koşmadan tek Allah’a iman etmiş toplumlar! Hep beraber barış içinde olun. Sizi düşmanlarmış gibi birbirinize düşürmek için uğraşan şeytanın peşinden gitmeyin, çünkü sizin apaçık düşmanınız odur.

 

belian ve birin oğulları oyununda güya birin oğulları büyüyü ve teknolojiyi iyi amaçlar için kullanıyorlardı. birin oğulları insanlara nimetler getirmişti, kendilerine biat eden insanları mutlu edecek büyüyü öğretiyorlardı. Aynı şekilde aynı öğretiler ve sembollerle ortaya çıkacak olan deccal de “ben sizin kurtarıcınızım” diyerek kendine biat eden insanlara büyülerle güç ve dünyalık verecektir. ve gene deccal aynı metodla insanlığın büyük bölümünü kandıracak ya da korkutarak etkisi altında tutacaktır.

 

Zecharia Sitchin, “tanrılar ve insanların savaşları” kitabında, antik metinlerde anlatılan küresel savaş ve bu savaşın danışıklı dövüş olduğuna dair bilgiler vermektedir.Kitaptaki pasajlar aynen şöyledir:

 

Tanrı Ninhursag ilk olarak bu savaşı durdurmak ve Enlil’in karargahında bir barış müzakeresi başlatmak üzere yola çıkmıştır. Ninhursag’ın bu cesur girişimine Enlil yandaşlarının ilk tepkisi onu “iblislere” yardım etmekle suçlamak olur.

 

Antik dönemde tanrılar arasında yapılan 2. Piramit savaşları çok kanlı ve vahşice olmuştur. Ninurta’ya atfedilen ilahiler, bu savaştaki başarılarına ve kahramanlıklarına sayısız atıfta bulunmaktadır, düşmanı büyük yılan olarak nitelemektedir; ”Ey kudretli olan; Büyük Yılan, o cengaver tanrıyı, gizlendiği bütün dağlardan söküp aldın.” İfadeleri geçer. Savaşan iki tarafta tarihçilere göre akraba olduğu için hepsi yılandır. (s.201-202)

 

Antik metinler savaşın neredeyse küreselleşen boyutundan da söz eder. Bir tarafta “Ninmah’ın ilk çocuğu” (Ninurta) ve Adad vardır; kısa süre içinde onlara Sin, daha sonrasında ise İnanna/İş tar katılacaktır. Karşı tarafta ise Nergal, “Kudretli, Azametli” olarak tanıtılan bir başka tanrı -Ra/Marduk- ve koyun postuna bürünerek kaçmaya çalışan “İki Büyük Evin (Gize’nin iki büyük piramidi) Tanrısı,” yani Horus vardır.

 

Savaş bitince tanrılara bir şey olmaz barışırlar ve olay biter; …Kız kardeşine dönerek barışçıl bir yaklaşımla şöyle der: “Git ve kardeşimi teskin et!” Ona Yaşam için bir fırsat sun; Parmaklıklı kapısını aç ve onu dışarı çıkart!” Söylenileni yapan Ninhursag, “kardeşini getirmeye gitti ve ona temennilerini sundu.” Ona, kendisinin ve oğullarının can güvenliğinin güvence altında olduğunu söyledi: “Onlara yıldızlarla işaret verdi.” Enki tereddüt ettiğinde, ona şefkatle “Gel, bırak da seni dışarı çıkartayım” der ve bunu yaparken Enki’nin elini tutar … Ninhursag onu ve piramidin diğer savunucularını Hursag’a yani evine götürür. Ninurta ve savaşçıları, Enki tarafının sahneyi terk etmesini izlerler. O muazzam ve ele geçirilemez yapı, artık boş kalmıştır. Ve de sessiz …”

 

Olan insanlara olmuştur, nitekim bu savaşlar zaten danışıklı dövüştür.

 

TUFANDAN SONRA

 

Tufandan sonra tanrıların ne durumda olduğunu antik yazıtlardan öğreniyoruz. Zetcheria zitchin tanrı marduk un tufandan sonraki durumunu Tanrıların ve insanların savaşı adlı kitabında şöyle anlatıyor.    

Oysa ki Marduk, Tufan’ın Dünya’ da neden olduğu değişimi örnek göstererek dizginleri artık ele almak istediğini söyler: Tufan sonrasında, Gökyüzü ve Yeryüzünün verdiği hükümler doğru yoldan sapmıştır. Tanrıların bu uçsuz bucaksız Dünya’ daki şehirleri, eskisi gibi değildi. Eski yerlerine konulmadılar … Onlara tekrar baktığımda, içindeki kötülükten tiksinti duyuyorum; [Orijinal] yerlerine geri dönemeden, İnsanoğlu’nun Dünya’ daki varlığı azaldı … Tufan’ın alıp götürdüğü eski direncimi yeniden kazanmalıyım… (tanrıların savaşı-zetcheria zitchin)

 

Marduk’un hamlelerine dair elimizdeki kanıt Asurbanipal kütüphanesinde bulunan ve yaşlanmış bir Marduk’un amaçsızca yaptığı seyahatleri ve Babil’e kaçınılmaz dönüşünü anlattığı bir tablettir: “… Pek çok ülkede amaçsız bir gezgin oldum: Güneşin doğduğu yerden, battığı yere dek gittim….” (tanrıların savaşı-zetcheria zitchin) 

 

Antik metinlerde görüldüğü gibi Şeytan Marduk tufandan sonra gücünü kaybetmiş, dünyanın sistemi ona göre çok değişmiş ve kuranda şeytanların insanlara büyüyü öğrettiği ilk yer olarak bahsedilen babile geri dönmüş.

 

Farklı kayıtlardaki bu savaşlardan bahsetmemizin nedeni birbiriyle çok benzerlik göstermeleri ve aynı olayın farklı kültürlerde anlatılmış olma ihtimalinin yüksek olmasındandır. Tüm bu farklı kültürlerdeki antik metinler aslında hep aynı olayı anlatmaktadır. tüm dünyadaki farklı kültürlerin dinlerininde aslında zaten ne kadar ortak olduğunun farklı bölgelerdeki çok tanrılı dinlerin birbirine aslında ne kadar benzediğinin ve kopyası olduğunun delillerini de sonraki bölümlerde ayrıntılı şekilde göreceksiniz. 

 

Sonuç olarak tufanla; insanları savaşlara sürükleyen ve tüm dünyaya yayılmış olan bitmeyen kaos sistemi yok edilmiş, bu kaosun merkezleri olan mu ve Atlantis kıta ülkeleri batıp yok olmuş. İnsanları yöneten Boyut varlığı krallar artık görülmez olmuş yani dünyaya format atılmıştır. Peki bu savaşlarda rol oynayan devlerle ilgili deliller nelerdir, antik kayıtlarda ve dini metinlerde neler anlatılmaktadır. Tüm bunlar ve daha fazlası için bizi izlemeye devam edin. 

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top