
Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.
Sümerlerin Tanrıları Diğer Boyuttaki Cinler yani Uzaylılar mıydı?
Sümerlerin aslında kuranda anlatılan semud kavmi ile benzerliğinin bir delili de Sümerlerin aynı ataları olan mu ve akadlar gibi çok tanrılı dine mensup olmalarıydı. Hatta mu ile Sümerlerin tanrıları bile aynıydı.
Önceki bölümde Sümerlerin tufandan öncede var olan tanrılara taptıklarını anlatmıştık. En önemli tanrıları olan anunakiler tufan’dan önce de vardı. Gene bu mu ülkesindeki tanrıların günümüzde uzaylılar yani İslam’da bahsedilen cinlerle aynı özelliklere sahip olduğunun delillerini göstermiştik.
Aynı şekilde Sümer tanrılarının şekilleri de cinlerin şekillerine yani reptilian yılan ve gri uzaylılara benziyordu.
işte resimde gördüğünüz Sümer tanrılarından biri. Yani Sümerlerin tanrıları diğer tüm çok tanrılı dinlerde olduğu gibi 4. Bölümde cinlerle aynı olduğunu ispatladığımız gri uzaylı ve reptilian uzaylılardı.
Sümerlerin uruk kralının ve diğer önemli tanrı heykellerinin gözlerine baktığınızda insandan çok uzaylıya benzediği aşikardır.
yani sümerler mu ülkesinin varisi olduğu için mu ülkesinden kalma tanrılara inanıyorlardı.
gene sümer tanrılarının diğer özellikleri de cinler ile aynıydı. Çünkü aynı cinler gibi bu tanrılarda insanlardan önce yaratılmıştı, evleniyor ürüyor ve yemek yiyorlardı, diğer boyutta yaşıyorlardı ve büyü ile iletişim kuruyordu. Cinlerin aynı özelliklere sahip olduğunun Kur’an’da anlatıldığını önceki bölümlerimizde göstermiştik.
- Bölümde anlattığımız üzere bu uzaylılar yani cinler büyücü rahipler aracılığıyla tüm dünyada tek tanrılı dinleri bozarak çok tanrılı dinleri oluşturmuşlardı. Çünkü en başta bütün çok tanrılı dinler yaratıcıyı yani Allah ı kabul ediyorlardı ama boyut varlıklarını cinleri yani uzaylı tanrıları, Allah ile insan arasındaki aracı ve şefaatçi kabul ediyorlardı. Aynı şekilde Sümerlerin de Allah inancına sahip olduklarını az önce gösterdik. Sümerlerin diğer tanrılarıda yaratıcı tarafından yaratılmıştı. Sümer metinlerinde tanrıların yaratılması işte bu şekilde anlatılıyor.
Yükseklerde cennetin adı yokken , Ve
altındaki yeryüzü henüz bir ad taşımadığında, Ve onları doğuran
ilkel Apsu,
Ve kaos, ikisinin annesi Tiamut,
Suları birbirine karışmış
ve hiçbir tarla oluşmamışken. bataklık görünmüyordu;
Tanrılardan hiçbiri çağrılmamışken,
Hiçbirinin bir adı yoktu ve hiçbir kader belirlenmemişti;
Sonra göğün ortasında tanrılar yaratıldı,
Lahmu ve Lahamu var olmaya çağrıldı…
Sümer mitolojisi, başlangıçta insan benzeri tanrıların Dünya üzerinde hüküm sürdüğünü iddia eder. İnsan benzeri tanrılardan kasıt tabi ki de uzaylılar yani cinlerdir.
Sonuç olarak kötülük yöntemi olan büyü ile gelen bu şeytanlar Sümerler e tanrılık yapıyor ve onlara kötülüğü emrediyordu.
aynı şekilde semud kavmide müşrikti yani Allah ile beraber başka tanrılar ediniyordu. ve bu başka tanrıların genel olarak cinler olduğunu kuran ayetlerinin anlattığını çok yerde anlatmıştık.
*Sümer’de tanrıların kralı, “göklerin tanrısı” Anu’ydu. Sümer tanrı ve tanrıçalarının tümü Anu’nun çocuklarıydı.elli büyük tanrı ve Annunakiler Anu’nun oğullarıydı.
İbadetleri kötülüktü
Sümerlerin aslında kuranda anlatılan semud kavmi ile benzerliğinin bir delili de ataları nuh ve ad kavmi gibi kötülükleri ibadet olarak görmeleri idi.
Çok tanrılı dinin kökeninin büyü olduğunu ve büyününde negatif boyut varlıkları ile alışveriş olduğunu, yani çok tanrılı dinlerin ibadetlerinin kötülüklere dayalı büyü ritüelleri olduğunu 5.bölümümüzde anlatmıştık. özetle büyü ticareti ile insanlar negatif beyin kimyasalları üretecek şeyler yapar, bu negatif enerjilerden negatif boyut varlıkları beslenir ve güçlenerek karşılığında insanlar için bir şeyler yaparlardı.
Sümerler ile aynı ideolojiye sahip akadların sayısız insanı dinleri emrettiği için nasıl katlettiğini önceki bölümde anlatmıştık. işte Sümerlerde aynıydı. Savaşlarda sivilleri öldürmek sümerler için bir övünç kaynağıydı.
gene sümerler hem kendi şehirleri arasında sürekli savaşıyor hem de başka ülkeleri de istila ederek katliamlar yapıyorlardı. bunu da tanrıları istediği için yapıyorlardı.
Sümerler, toplumlarının doğal ve toplumsal düzenleriyle ilgili tüm konulardan kendi tanrılarını sorumlu tutuyorlardı.
Örneğin “Sargon Destanı” olarak bilinen Sümer metinlerine göre Sargon, Kis kralı Ur-Zababa’yı devirdikten sonra iktidara geldi ve tanrılar Enlil ve Ea’nın yanı sıra tanrıça İnanna (Sümer) tarafından kendisine yönetme hakkı bahşedilmişti.
Gene Sümerlerin Her Şehir Devletinin Kendi Koruyucu Tanrısı Vardı.
Akad ve sümer dünyası, bu tanrıların kendi aralarındaki kavga ve mücadele planlarına insanları da dahil etmesiyle yürüyordu.
Bu yüzden sümer şehirleri sürekli birbirleriyle savaş halindeydi.
Bir şehrin tanrısının veya tanrıçasının heykelini çalmak veya almak, o zamanlarda sert bir cezaydı ve genellikle isyankar veya fethedilen şehirlere uygulanan yaygın bir cezaydı.
yani şeytan tanrılar sümerleri sürekli savaşa ve gereksiz kan dökümüne sürüklüyorlardı. yani şeytan tanrılar daha önce mu ve akad da olduğu gibi bitmeyen bir kaos sistemi kurmuştu ve bu sistem sürekli masum kanı üretiyordu.
Neml-48- Onların arasında dokuz kişi vardı ki; her türlü kötülükte önde giderlerdi. Onları kendilerine önder edindiler. Onlarsa yeryüzünde bozgunculuk yapar, toplumun iyiliği, toplumun güzelliği için hiç bir şey yapmazlardı. Üstelik kendi çıkarlarını, halkın çıkarlarından üstün görürlerdi. Böylece ellerine geçirdikleri her fırsatta zayıfların mallarını türlü hilelerle gasp ederler. Hiç kimsenin hakkına riayet etmezlerdi. Bir gün bu bozguncular, Salih’e ve inananlara tuzak kurmak için bir araya geldiler. Toplumun bundan haberi yoktu. (Mehmet çoban meali)
Neml-48- O şehirde, insanlar arasında Allah’a kulluk ve teslimiyeti egemen kılmak yerine, yeryüzünde sürekli bozgunculuk çıkaran servet ve iktidar sahibi dokuz kişilik bir çete vardı. (mahmut kısa meali)
Normal olarak insan kurban etmek te zaten Sümerlerde bir ibadetti.
Sümerlerin ur şehrinde Bir kralın veya kraliçenin ölümü sırasında veya hatta öncesinde, sarayın üyeleri – cariyeler, savaşçılar ve diğerleri – idam edildi. Arkeolog wolley bu toplu insan mezarlarını bulmuştu.
önceki Bölümlerimizde insan fıtratına aykırı düşünce ve davranışların negatif beyin kimyasalları oluşturup negatif boyut varlıklarının işine yaradığını ayrıntılarıyla anlatmıştık. bu fıtratımıza aykırı düşünce ve davranışlara da semavi dinlerde günah dendiğini söylemiştik. işte bu negatif beyin kimyasallarının en çok üretildiği günahın da insan kurban edilmesi olduğu aşikardır. çünkü herkesin gözü önünde masum bir insan öldürüldüğünde çok güçlü negatif duygular açığa çıkacaktır.
insanlara ait diğer şeylerde bu şeytanlara adak olarak veriliyordu. bu sayede ürünler ve mallar ya israf oluyor ya da sistematik kötülük için vergi olarak kullanılıyordu. Cemdet Nasr dönemine ait Uruk’tan kalma bir vazoda tanrıça İnanna ya sunulan diğer adaklar gösterilmiştir.
bu örnekler daha da çoğaltılabilir. çok tanrılı dinlerin emirlerinin semavi dinlere zıt emirler olduğunu daha önceki bölümlerimizde anlatmıştık. birbirine zıt olmalarının sebebi birinde emirleri yaratıcının vermesi diğerinde ise şeytanların vermesiydi. yaratıcı kendi ruhundan üflediği insanın pozitif enerjiler oluşturmasını ister, şeytan ise negatif enerjilerden beslenmektedir.
bunun yanında sümerler diğer günahları da neredeyse ibadet olarak görüyorlardı.
En eski kayıtlardan, Sümerlerin sekse karşı çok rahat tavırları vardı ve cinsel adetleri , cinsel bir eylemin ahlaksız olarak kabul edilip edilmediğine göre değil, bir kişiyi ritüel olarak kirli yapıp yapmadığına göre belirlendi. Sümerler yaygın olarak mastürbasyonun hem erkekler hem de kadınlar için cinsel gücü artırdığına inanıyorlardı ve sık sık hem tek başlarına hem de partnerleriyle birlikte mastürbasyon yapıyorlardı . Sümerlerde anal seksi tabu olarak görmediler . Entu rahibelerinin çocuk üretmesi yasaklandı ve doğum kontrol yöntemi olarak sıklıkla anal seks yapıyorlardı.
bu gördüğünüz resimler sümerlerden sonra kurulmuş olan babil devletine ait olsa da ve sümerlerin tapınak fahişeliğine dair kesin bir kanıt şu ana dek bulunamamış olsa da tapınak fahişeliğinin sümerlerde başlamış olma ihtimali çok yüksektir. çünkü sümer dininin kopyasını yaşayan babil ve asurlularda, sümer tanrısı iştara adanan tapınak fahişeliği çok revaçtaydı. tapınak fahişelerinin ilişkileri kutsaldı ve toprağın bereketini arttırdığına inanılırdı.
sümerlerin kutsal tapınak evlilikleri ritüellerinin aslında tapınak fahişeliği olduğu da düşünülmektedir.
sümerler için bira çok önemliydi ve çok yaygın şekilde tüketiliyordu. çünkü sümer tanrıları insanların içki içmesini istiyordu. sümer bira tanrısının Adı Ninkasi’ydi ve antik Sümer’deki tüm sarhoşlar ona saygı duyardı.
tek sermayemiz olan ve insanı insan yapan aklımızı dumura uğratan içkinin aileleri parçalamasından tutun orduları bozguna uğratmasına, en aşağıdan en tepeye ne kadar çok zararı olduğu başka bir videoda ayrıntılı şekilde anlatabileceğimiz ayrı bir konu. fakat burada önemli olan durum içkinin toplum tarafından teşvik ediliyor olmasıdır.
en zevkine düşkün avrupa devletleri bile bugün içki ve sigaradan insanları uzak tutma yollarını aramaktadırlar. çünkü önünü alamadıkları uyuşturucunun ilk basamağının içki ve sigara olduğunu görmüşlerdir. avrupalı araştırmacılar gördüler ki; hiç kimse bir anda uyuşturucuya başlamıyordu. sigaradan doyumsuzluğa ulaşan sonra içkiye geçiş yapıyor, içkiden de doyumsuzluğa ulaşınca uyuşturucuya geçiş yapıyordu. uyuşturucu kullanan herkesin geçmişinde içki bağımlılığı vardı. toplumun her kesiminden bir çok insanın çok normal şekilde uyuşturucu kullandığı zengin avrupa devletleri bu en büyük problemlerine geçde olsa çözüm aramakla uğraşmaktadırlar. hiç kimsenin içkisi başkasına bir zarar vermediği müddetçe hiç kimseyi alakadar etmez. kişisel günahlar bizim alanımız değildir. fakat bu kötülük, ülke ve toplum tarafından teşvik ediliyorsa o zaman olağanüstü büyük bir problem var demektir. işte sümerler bu konuda da sistematik bir kötülük işliyorlardı. ülke ve toplum eliyle kötülüğe yönlendirme ve zorlama vardı.
tanrılarının emriyle içki içmeyi neredeyse bir ibadet statüsüne çıkarmışlardı.
gene şeytan tanrılar sümerlerin ahiret inancını da değiştirmişti. ahiret vardı ama yok hükmündeydi. Bütün ruhlar aynı ahiret hayatına gider, ve bir kişinin yaşamı boyunca yaptığı eylemlerin, o kişiye öbür dünyada nasıl davranılacağı üzerinde hiçbir etkisi yoktu. Sümerlerin ölümden sonraki yaşamı , yerin derinliklerinde bulunan, insanların “dünyadaki yaşamlarının karanlık bir versiyonunu” sürdürdüklerine inanılan karanlık, kasvetli bir mağaraydı. Bu kasvetli bölge Kur olarak biliniyordu , ve tanrıça Ereşkigal tarafından yönetildiğine inanılıyordu. Bu bilgilerden anlaşıldığına göre tanrılar Sümerlerin cehenneme gideceğini söylemiş.
Ankebut Suresi, 38. ayet: Ad’ı ve Semud’u da (yıkıma uğrattık). Gerçek şu ki, kendi oturdukları yerlerden size (durumları) belli olmaktadır. Kendi yaptıklarını şeytan süsleyip-çekici kıldı, böylece onları yoldan alıkoydu. Oysa onlar görebilen kimselerdi.
Tüm bunların yanında bu tarz ülkelerin iç işlerinde adalet sistemleri gelişmiş olması sizi aldatmasın. yani sümer gibi satanist ülkelerde insanlar sosyal hayatta birbirlerine karşı dolandırıcılık, hırsızlık cinayet gibi kötülükleri işlemiyor olabilir. çünkü sosyal işleyişin bozulmaması ve ülkenin güçlenmesi için bu tarz suçların yasaklanması şarttır. ülkeyi yöneten ve dünyayı bu ülkeler vasıtasıyla ele geçirmek isteyen şeytanlar, sahip oldukları ülkenin güçsüz olmasını istemez. bu yüzden bu suçları yasalarla engelliyor olabilirler. bunun benzer örneğini günümüzde şeytanlara tapanların yönetimdeki amerikada görebilirsiniz. amerika içinde adalet son derece iyi çalıştırılmaya çalışılırken, amerika dışındaki insanlara ve ülkelere karşı amerikan devletinin yaptığı adaletsizlikler had safhadadır. Bunun yanında Amerika’da uzaylıların kaçırdığı ve bu yüzden kaybolan insan sayısı da çok fazladır. Yani insan kurbanlarını da günümüz modern dünyasında saklı veya farklı şekillerde temin etmektedirler.
Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı
