YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

Sümerlerde Tanrıların Yaratıcısı “Anu”

 

Dünyanın kara kutusu belgesellerini sağlam izlememiş olanların kafasını karıştıracak Bir benzerlikte hem semud kavminin hemde Sümerlerin Allah inancına sahip olmasıdır. 

Neml-48-O şehirde dokuz kişilik bir çete vardı ki, bunlar ülkede bozgunculuk yapıyor, hiç ıslah tarafına yanaşmıyorlardı. Bunlar, Allah’a yemin ederek aralarında şöyle anlaştılar: “Sâlih’e ve ailesine geceleyin baskın yapıp hepsini öldürelim. 

Ayette gördüğünüz üzere müşrikler salih peygamberi öldürmek için Allah a yemin ediyorlar. 

Şimdi kafanız karışmasın ve içinizden bir kısmının madem bu semud kavmi Allah a inanıyor du o zaman neden helak oldu, diğer kısmınız ise bu Sümerler çok tanrıya inanmıyor muydu nasıl Allah a inanıyor demeden önce önceki bölümlerimizi hatırlasın. Hatırlarsanız önceki bölümlerimizde çok tanrılı dinlerin hepsinin birbirinin kopyası olduğunu ve bu kopya şablonda en üstte hep yaratıcı tanrının olduğunu, bu yaratıcının tüm kültürlerde özelliklerinin Allah ile aynı olduğunu, baş tanrıların ise tüm kültürlerde özelliklerinin şeytan ile benzer olduğunu, normal tanrıların da tüm kültürlerde özelliklerinin reptilian ve gri uzaylılar yani cinler ile aynı olduğunu göstermiştik. Hatta tarihçiyim diye geçinen bir çok cahilin bu normal tanrılar ile yaratıcı Tanrı arasındaki farkı anlamadığından insanların kafasını karıştırdığını, aklı başında tarihçilerin ağzından anlatmıştık. Zaten şaşırtıcı bir gerçek şu ki; benim kurandan anladığım kadarıyla neredeyse hiçbir peygamber ateist bir kavime gelmemiştir, hepsi Allah a inanan ama Allah inancını bozarak cinleri aracı kabul ederek cinlere tanrı diye tapan kavimlere gelmiştir. Demek ki bu şeytanlara tapmak ateist olmaktan bile daha kötüydü. çünkü sistematik bir kötülük işleniyordu. 

 

Rum Suresi 42- …(geçmişte helak edilenlerin) ekserisi müşrik (cinleri, Allah’a ortak koşan) idiler.

 

Daha önce şeytanların semavi dinleri bir anda bozamadıklarını, sağdan yaklaşarak yavaş yavaş bozduklarını, ilk etapta biz yaratıcı ile siz insanlar arasında aracı ve şefaatçiyiz diye insanları kandırdıklarını anlatmıştık. İşte sümer dini de bu gerçeğin delillerini barındırmaktadır.

 

bu şablona uygun şekilde Sümerlerin yaratıcı tanrısının adı “anu” dur. 

 

Anu, Mezopotamya’nın yaratıcı yani onlara göre baba tanrısıdır ve Enlil ve Enki’nin de dahil olduğu tanrı üçlüsünü tamamlar. Bugün Hıristiyanlık taki baba, oğul, kutsal ruh üçlüsü gibi. Anu, tüm tanrıların babası olduğundan, tanrıların çoğu onun çocukları olarak tanımlanmıştı.

zaten anunaki isminin kaynağıda anu’nun kiler yani anu’dan gelenler yani anu’nun çocukları manasından geliyordu. bu cin tanrılar biz yaratıcı anu nun çocuklarıyız diye büyü ile iletişim kurarak insanları kandırmıştı. Mezopotamya dönemi boyunca birçok şehirde Anu’ya tapınıldı. Anu ayrıca Lamastu gibi tüm kötü ruhların ve iblislerin de tanrısıydı. Bana göre bu şeytani dinlerin iblis dediği varlıklar, düşmanları olan Müslüman cinler olsa gerek. Çünkü çok tanrılı dinlerde tanrılar bu iblis dedikleri varlıklarla aynı özelliklere sahiptiler. Tek farkları onlarla düşmanlardı ve savaşıyorlardı.

 

Cenneti yöneten Sümer tanrısı Anu, genel olarak dindeki en önemli tanrıydı. Bu eski uygarlığın mitolojik hiyerarşisindeki konumuna rağmen , onun hayatta kalan neredeyse hiçbir görsel tasviri yoktur ve yazılı olanlar belirsiz ve tutarsızdır. Akad kültüründeki tasvirinin, gücünü ve kudretini gösteren 4 boynuzlu bir başlık olduğunu iddia edenler vardır.

 

Anu’nun özellikleri Kur’an’da ki Yaratıcıyı tasvir eden bilgiler ile önemli ölçüde uyum içindedir. Hatta Hz. Adem in cennetten çıkarılma hikayesi bile neredeyse aynıdır. 

 

Sümer mitolojisine göre adapa ilk Bilge insanlardandır. sümer dinine göre Adapayı güya baştanrı enki yaratmıştı. Herkesin tanrısı anu da adapayı merak ediyor ve sınamak istiyordu. Bir gün bir suçtan dolayı Anu, Adapa’yı açıklama yapması için çağırır. 

 

Bir gün Adapa kayığına bindiğinde Güney Rüzgârı hızla gelip onu kıyıya doğru savurur, kayığı parçalayıp denize atar. Öfkelenen Adapa saldırır ve Güney Rüzgarı’nın kanatlarını kırar ve ardından evine döner. Bunun haberi çok geçmeden Anu’ya ulaşır ve

 

 Anu’nun Adapa’yı cezalandırmak istediğine dair hiçbir belirti yoktur ancak Anu’nun gazabından korkan Enki, oğluna cennete ulaştığında nasıl davranması gerektiği konusunda açık talimatlar verir.

 

Enki ona kapı bekçilerini nasıl selamlayacağını, onlara ne söyleyeceğini anlatır ve ardından Adapa’yı sunulan herhangi bir şeyi yememesi veya içmemesi konusunda uyarmaya devam eder. Enki adapaya, Anu’nun kızgın olduğunu söyler ve adapayı ölümlü kılmak için ölüm yemeğini ve ölüm suyunu sunacağını söyler. bu sebeple Anu’nun Adapa ya sunduğu yiyecek ve içecek kabul edilmemelidir.

 

Adapa kapılarda göründüğünde, talimat verildiği gibi bekçileri selamlar ve onlar adapa dan etkilenerek Anu’ya şiddetle adapa yı tavsiye ederler. Enki’nin verdiği ilk tavsiyenin faydalı olduğu açıkça görüldüğünden Adapa geri kalanını takip eder. Anu, Adapa’nın işlediği suçla ilgili açıklamasını dinler ve Adapa’nın ölümsüz olabilmesi için Yaşam Besini ile Yaşam Suyunun getirilmesini emreder.

 

Anu Bunu Adapa’nın bilgeliğinden ve dürüstlüğünden etkilendiği için yapmaktadır. ve Anu Enki’nin neden Adapa nın sonsuza kadar yaşamasına izin vermediğini anlamamıştır. Adapa yiyecek ve içeceği reddedince Anu’nun kafası karışır ve neden böyle davrandığını sorar. 

sonuçta Anu, Adapa’yı ölümsüzlük yemeğini yemeyi reddettikten sonra dünyaya dönmeye zorlamıştır.

Hikâyenin ikinci tableti sonlara doğru hasarlı ve üçüncü tablet kırıktır ama sanki Adapa, Enki’nin kendisine verdiği öğüdü Anu’ya anlatır ve Anu sinirlenerek Enki’yi cezalandırmış gibi görünmektedir.

Enki’nin, Anu’nun Adapa’ya sonsuz yaşam sunacağını bildiği ve bunu önlemek için onu kasıtlı olarak aldattığı açıkça görünüyor. Enki, insanların tanrılar gibi olamayacağını çünkü bunun doğal düzeni bozacağını düşünmektedir. Yaradılışın olması gerektiği gibi işlemesi için Adapa’nın ölümlü yani olduğu yerde kalması gerekir. 

En eski metinler Anu’nun kökenini tartışmıyor ve onun üstünlüğü basitçe varsayıyorlar.

3.Ur döneminden başlayarak Anu, kraliyet yazıtlarında, Enlil ve Enki’yi de içeren önde gelen tanrılardan oluşan üçlünün bir üyesi olarak görülürı.sümerlerden sonra yaşamış Sealand hanedanı dönemine ait belgelerde ise , Anu’yu içeren üçlünün yerini Enlil ve Enki ikilisi almıştır. Sealand arşivlerinden bilinen tek tanrı listesinde Anu’dan hiç bahsedilmiyor.

İşte bu gerçek daha önceki bölümlerde defalarca bahsettiğimiz şeytanların semavi dinleri yavaş yavaş değiştirdiğini, zaman geçtikçe daha fazla bozduğunu, en sonunda tüm doğruları bozup tüm inancı tersine çevirdiğini bir kez daha kanıtlamaktadır. 

sümerlerde Anu’ya erişimi olan tek tanrı, yavaş yavaş babasının özelliklerini ve gücünü üstlenen oğlu Enlil’di. anu Her ne kadar kendisine giderek daha az doğrudan dua edilse de, hâlâ tanrıların gücünün arkasındaki güç olarak görülüyordu. Aynı zamanda rolü büyük ölçüde pasifti ve kendisine yaygın olarak tapınılmıyordu. Tarihçiler benzer şekilde işlevsel olarak aktif baş tanrının Anu değil, Enlil ve daha sonra Babil’de Marduk ve Asur’da Ashur olduğunu belirtir. Yani Anu vardır ama sadece vardır hiçbir şeye karışmaz ve bir işlevi, insanlara bir etkisi sanki yoktur. Anu’nun sembolik tasvirlerinin Enlil’inkilerle aynı olduğuna da dikkat çekilmiştir.

görüldüğü üzere Sümerler Allah ı, Anu diye isimlendiriyor ve inanıyorlardı.

Allah hakkında soy ağacı uyduran müşrikler sürekli Anu’nunda eşi ve çocukları olduğuna dair çekilişi yalanlar uydurmuşlardır. Her bir soyağacındaki farklılıklar bu soy ağaçlarının uydurma olduğunun delilidir. 

daha sonra gelen asur, babil ve hurri putperestleri anu ya bile anne ve baba uydurmuşlardır ki bu hem ayrı bir mevzudur hem de uydurmanın artarak devam ettiğinin yalanların zamanla çoğaldığının göstergesidir.

Sümer mitolojisi ile kuran daki benzerliklere devam edelim. 

İlk başta yalnızca ilkel deniz olan Nammu vardır. Daha sonra Nammu , gökyüzünü veya An’ı ve yeryüzünü Ki’yi doğurur. “Ki” topraktır ve dişidir ama bir tanrıça değildir.  An veya gökyüzü ile Ki birbirleriyle çiftleşir ve Ki rüzgar tanrısı Enlil’i doğurur. Enlil, Gökyüzünü veya An’ı Ki’den ayırır ve toprağı kendi hakimiyeti altına alırken, An da gökyüzünü ele geçirir.

Gerçi Sümerce’de ” Anu ” ismi ile “gökyüzü” aynı manaya geliyordu. aynı anlamlarda kullanılmaktaydı. dolayısıyla bazı durumlarda tanrı Anu mu, yoksa göklerin mi kastedildiği şüpheliydi.

 

bu deniz, gökyüzü ve yaratıcı ile alakalı metinlerde her ne kadar kavram karışıklığı ve varsa Soyağacı yalanı olsa da bunların kuranda anlatılanlarla büyük benzerliği vardır. Kur’an’da da benzer şekilde Allah önce suyu sonra da gökyüzünü ve yeryüzünü var etmiştir. kuran da da Allah ın arşı ilk önce su üstündedir. daha sonra Allah bu su ile beraber gökyüzünü ve yeryüzünü var etmiştir. 

 

Hud-7 – Gökyüzünü ve yeryüzünü altı günde yaratan odur. Bunları yaratırken yönetim merkezi olan Arş’ı su üzerinde idi. (Mehmet çoban meali)

Bu arada Ekim 2018’de Bohr enstitüsü, parçacık hızlandırıcılarda yaptığı deneylerde Xenon çekirdeklerini çarpıştırdılar. Maksatları ise evrenin ilk hali olan Kuark-Gluon plazmasının yapısını anlamaktı. Büyük Hadron çarpıştırıcısında yaptıkları deneylerin sonucu ilginçti. Evren big-bang ile patlayıp açılmadan önce sıvı yapıdaydı.

sonuç olarak Allah inancına sahip olan sümerler şeytanlardan büyü ile menfaat aldıkları için şeytanların dediğine uyarak Allah ın emirlerini bir kenara atmış, hakimiyetlerini şeytana teslim etmişlerdi.

şems-11-Geçmişteki topluluklardan Semud kavimi de aynı şeyi yapmıştı. Onlarda dünya işlerimize Allah karışamaz demişlerdi. İnsanlar arasında bozgunculuk yaptılar. İhtiyaç sahiplerini ortada bıraktılar. Yeryüzündeki varlıklara güç kullanarak zorla el koydular. İnsanların çoğu açlık fakirlik içinde yaşamlarını sürdürmeye çalışırken, onlar bolluk zenginlik içinde yaşadılar. İnsanlar arasında sınıfsal farklılıklar oluşturdular. Her türlü yalanı süslü sözlerle gerçek diye anlattılar. Kendilerini diğer insanlardan üstün gördüler. Onlar da aynen sizin gibi, Allah kendi işine baksın bizim dünya işimize karışmasın dediler. (mehmet çoban meali)

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

Scroll to Top