
Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.
Mu’nun Kolonileri: Antik Mısır-Maya-Yunan-Uygur-Hint Uygarlıkları
Araştırmalarımızın verdiği sonuca göre mu ve Atlantis ülkeleri tüm dünyada hükümranlık kurmuş, diğer ülkeleri sömürgesi yapmış kolonileştirmiş, zamanın Amerika ve rusyası tarzında ülkelerdir.
Mu nun tüm dünyayı kolonileştirip yönettiğine dair en büyük deliller ilerde ayrıntılı şekilde bahsedeceğimiz üzere; tüm dünyada benzer şekilde yapılmış piramitler ve devasa antik yapılar olmakla birlikte diğer yazılı deliller şunlardır;
codex cortesianus ta mu nun tüm dünyanın hükümdarı olduğu, tüm dünyaya hükmettiği anlatılıyor.
James Churcvard ın kayıp kuta mu kitabı sayfa 100 de çizimi gösterilen maya deseninin tercümesi şu:
“güneş imparatorluğu mu bir uçuruma düştü, artık güneş tarafından aydınlatılmadığı karanlık bir bölgede. Diğer batı topraklarıda onunla beraber söndü. Onun tacı artık dünyayı yönetmiyor.”
Bu bilgi aynı zamanda mu nun kolonilerinin bir çoğununda bu tufandan zarar gördüğünü kanıtlamaktadır.
Doğudaki Naacal metinlerinde kolonileşmeye başlamanın tarihi bile verilmektedir,bu metinlerde Kutsal Kardeşlerin Anakara Mu nun dinini ve bilimlerini “en az 70 bin yıl önce” kolonilere taşıdıkları anlatılır.
Sir Norman Lockyer astronomik araştırmaları sonucunda en az 4000 yıl önce Britanya daki uzay bilimleri ile mısırdaki uzay bilim çalışmalarının benzer seviyede olduğunu görmüş, buradan da Britanyalılar ile mısırlıların binlerce yıl önce bir şekilde irtibat halinde oldukları, ve büyük ölçüde bilgiye sahip olup, teknoloji alışverişi yaptıkları sonucuna ulaşmıştır.
James churchward ın tibette incelediği ve yıldızların konumundan tespit edildiğine göre 25 bin yıl öncesini anlatan Tabletlerde 2 büyük kolonici grubun güney amerikadan gemilerle geçtiği anlatılmaktadır.
churcvard devamında şöyle demektedir:
“Atlantis battığı sırada, ülkede 3 bin Atinalı asker bulunduğunu bildiren eski bir Yunan kaydına rastladım. Muhtemelen bu bir işgal ordusuydu. Bir Mısır papirüsü, yunan tanrısı Poseidon’un ilk Atlantis kralı olduğunu ve onu yine Poseidon adında uzun bir sülalenin izlediğini aktarır. Atlantis önce depremlerle paramparça oldu, sonra da sulara gömüldü.” Bu anlamda Atlantis’in kaderi Mu’nun kaderinin bir tekrarıydı.”
Mısır’ın ölüler kitabı, mısırlıların ve diğer birçok halkların atası olan mu’nun yıkımında hayatını kaybeden insanlara adanmış kutsal bir yapıttır. ölüler kitabının bazı bölümlerinin tercümesi şöyle:
“mısırlılar mu dan, ölü ve artık var olmayan bir diyardan geldiler…ben saf soydan bir mısırlıyım atalarım artık yitip gitmiş anayurt mu dan, güneş imparatorluğundan geliyor”
mısır’daki denderah tapınağının tavanına kazınmış yazıtlar incelendiğinde görülmektedir ki eski mısır ın tarihi atlantisle aynı zamana denk gelmektedir. Yani mısır medeniyeti Atlantis ve mu ile birlikte kurulmuştur. Bunun diğer delillerini de ileride göreceğiz.
Eski Truva keşfiyle ünlenen Dr. Henry Schliemann aktardığı bilgilere göre: bilinen en eski papirüslerden biri olan Rusya St. Petersburg Müzesi’ndeki bir papirüs tomarında; Firavun Sent’in, Atlantis i araştırmak üzere keşif ekibi yolladığını ve ekibin 5 yıl sonra Atlantis ten bir eser kalmadığını belirterek geri döndüğü yazmaktadır.
Aynı müzedeki bir başka papirüste Mısırlı rahip-tarihçi Maneto, Atlantis Bilgelerinin (Krallarının) idaresi altında geçen 13.900 yıllık bir döneme atıfta bulunur. Bu papirüs, Mısır tarihinin başlangıcına denk gelen, yaklaşık 16 bin yıl önceki bir dönemi, Atlantis medeniyetinin tepe noktası olarak kaydeder.
Yine Heinrich Schliemann hisarlık Truva kalıntılarını incelerken bulduğu bir vazonun üzerinde Atlantis in kronos kralından şeklinde bir yazıya rastlar.
Devamında churchward şöyle der:
“Güney Amerika, Tiahuanako’dan gelen bir nesneler koleksiyonu, Paris’te Louvre Müzesinde bulunmaktadır ve benim Priam hazineleri arasında bulduklarımla tıpatıp aynıdır. Güney Amerika ile Truva gibi birbirinden bu kadar ayrı iki bölgeden gelen iki vazonun aynı biçimde, aynı boyutta olması ve aynı şekilde düzenlenmiş baykuş başlarıyla süslenmiş olması rastlantının çok ötesine geçmektedir.”
Yine bölgedeki amerikan yerlilerince antik dönemden kalma tanrıların dünyaya giriş kapısı ve bir çeşit yıldız geçidi olan sessizliğin sınırı denen elektromanyetik bölge ile batık mu kıtasının bölgesi olduğu tahmin edilen bermuda şeytan üçgeni ve giza piramitleri aynı enlemdedir. bu yapıların birbirine uyumlu şekilde inşa edilmiş olması tabi ki tesadüf değil, bu bölgelerin birbiri ile irtibatlı olduğunu gösterir.
Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı
