YouTube player

Alttaki yazının görsel delillerini üstteki videoda görebilirsiniz.

Antik Tarihte Yılan Tanrılar

 

Yine gökten gelen ve insanları yöneten bu antik tanrılar hep yılan kılığındadır. İşte zaten bu durum tüm dünyadaki çok tanrılı dinlerde büyük bir yılan seviciliğine yol açmıştır. putperest dinlerin ortak özelliklerinden biride hepsinde yılanların kutsal olmasıdır. Biraz araştırdığınızda görürsünüz ki yılan bu çok tanrılı dinlerde çok önemlidir ve her şeydir. Diğer tüm aslan, kartal, boğa, insan kılığında putların üzerindedir. Onların hakimi ve yöneticisidir. Hatta bu diğer kılıkta putlar yılan tanrının farklı türde gücünü simgeler. 

 

Peki Nedir ve kimdir bu yılan? Olayı nedir? Hatırlayın; İslam, hıristiyanlık ve yahudilik dinlerinde şeytanların yılan yani reptilian kılığında olduklarını 1.bölümde anlatmıştık. Şeytanların yılan tipinde olduklarına dair semavi dinlere ait bir çok bilgi, kaynak, delil ve hatıra kaydını uzun uzun 3. ve 4. Bölümlerde anlatmıştık.   

Mesela İslam kültürü etkisiyle yazılmış olan Davetname adlı eserdeki cin diye tasvir edilen yaratığın sümerlerdeki ianna adlı tanrıya ve meksikadaki reptilianlara benzerliği dikkat çekiyor. 

İşte en eski pagan dinden günümüzün pagan dinlerine kadar dünyanın her yerindeki  çok tanrılı dinlerde yılan baş tanrıdır. Kendi deyimi ile; Yaratıcı ile insan arasında aracıdır, yaratıcının sembolüdür, hatta kısmen yaratıcıdır. İnsanlar onun emirlerini dinlemelidir. 

Çok tanrılı dinlerde yılanın her şeyle ilişkisi ayrı ayrı yazmaktadır. O sebeple yılanla ilgili tarihi çok fazla bilgi mevcuttur, hepsinin üzerinde duramayız. Önemli kısımlar üzerinden devam edeceğiz.  

Öncelikle tüm dünyadaki çok tanrılı dinlere yılan sembolünün yayılmasının en büyük etkeninin tufandan önce dünyayı yönetmiş olan mu kıtası olduğunu belirtelim. Mu kıtası yılan tanrılar tarafından yönetilen ve uzaylılardan teknoloji almış olan süper güçlü bir devletti. Bunu bir çok antik tabletten görebiliyoruz.

Mu yu anlatan antik maya tabletinde kralların kralı yani dünyanın yöneticisi olan mu ülkesi yılan sembolleriyle görülüyor. 

Perudaki tiahuanaco tapınağındaki mu yu anlatan antik yazıtta yılan sembolleri görülüyor. 

Meksika xochialo piramiti içindeki mu yu anlatan antik yazıtta yılan sembolü görülüyor.

Mu yu anlatan amerikan kızılderili çiziminde mu ile birlikte  yılan sembolü görülüyor.

Nevada daki mu yu anlatan antik kaya yazılarında yılan sembolleri görülüyor.

 

Hadisi şeriflerde de; şeytanın tahtının deniz üzerinde veya denizin içinde olduğu ve deccalin denizin veya okyanusun ortasında bir adada mahsur olduğunu, deccalin çevresinde yılanlarında var olduğunu anlatarak, en eski şeytanların denizler ve yılanlar ile büyük bir bağlantısı olduğunu belirtmiştir. 

 

mu ve Atlantis ülkelerinde yılan en büyük tanrı olarak bilinmekteydi. Mu araştırmacısı arkeolog albay James chruhcward ın incelediği tabletlerde şöyle bilgiler geçmektedir: “başlangıçta evren sadece bir ruh veya özden ibaretti . herşey yaşamdan yoksun donuk ve sessiz ve suskundu…sadece yüce ruh, büyük ezeli güç, yaratıcı , yedi başlı yılan dipsiz karanlığın içinde yol alıyordu.” (Nokta yay-S.15)

churcward eserinde devamla şöyle diyor: “yedi başlı yılan yaratıcıyı ve yaratılışı simgelediği için tüm antik metinlerde yer alıyor. Bu sembole ne zaman ve nerede ratstlarsak rastlayalım “ben yaratıcının tanrının bir sembolüyüm . bana bakmak sizi onu düşünmeye iter, ben düşüncelerinizi tanrıya ulaştıran aracıyım” dediğini biliriz.” 

Kuranda da dünya var olduğundan beri şeytanın kullandığı bu aldatma yöntemi şöyle yazmaktadır;

Zümer suresi -3 “Biz bu putlara, ancak bizi Allah’a yaklaştırmaları için tapınıyoruz”  

 

Churcward Anakara da yani Mu da, tanrıyla ilgili en kutsal sembolün güneş olduğunu ve güneşle birlikte Yaratıcı Tanrıyı simgelemek üzere Naga, yani Yılan sembolünün kullanıldığını belirtir.

 

Batan mu kıtasından arta kalanlar olduğu için mu nun dinini en orijinal halde yaşayan Orta Pasifik adalarında da yılan dünyanın yaratıcısıdır. Bu bölgede bazı yerlerde Kozmik Yılan’ın yeraltında yaşadığı ve en sonunda kıyameti getirip dünyayı yok edeceği inancı vardır. 

Yılan bir sürü yerde karşımıza farklı isimlerle çıkar: Naga, Nagual, Nacaal, Adder, Djedhi, Amarus, Levites, Ejderha, Ejder, Quetzlcoatl (Kukulkan), Şahmeran, Serpent, Snake, Typoon, Nahaş…

baştanrı olan cinlerin reptilian tipindeki orjinal görünümünde olan putlarına her yerdeki çok tanrılı dinlerde rastlasak ta  onun yılan insan karışımı tasvirine çok tanrılı dinlerde daha çok rastlarız.

 

Asur-Babil ve Sümer’lerin yaratılış efsanelerinde de gökyüzü ve yeryüzü tanrılarını yaratan Lakmu ile Lakamu, erkek ve dişi birer yılandır. Sümerlerde Tanrı Enki’nin sembolü yılandır. Ishtar, Büyük bir Tanrıça olarak, yılan ile birlikte tasvir edilir. Frigyalı Sabazios’un en temel sembolü yılandır. Hititlerde büyük yılan “Aşertu” ve Illuyanka kutsal bir canlı ve ulusal bir tanrıdır Orpheus dini inananlarınca Antikçağ’da evrenin oluşumu tanrıça Kibele (Kybele) ile “Ofiyon” adlı yılanın birleşmesi sonucu oluşmuştur. Yunan mitolojisinde ise, topraktan yaratılanların tümü yılan biçimlidir. Yunan Mitolojisinde Tanrıça Gaia’nın da yılanları vardır. Atina’nın ilk kralı olan efsanevi Cecrops yarı insan yarı yılan olarak bilinir. Yunanlarda Yılan; Zeus Chthonios’un sembolüdür.  Antik Yunan’da bazı kralların yılan olduğuna inanılır. Roma tradisyonunda yılanlar kurtarıcı tanrılarla, doğurganlıkla ve Salus gibi şifacı ilahlarla ilişkilendirilir.

Hinduizmde Yılan benzeri yaratıklar ilahi varlıkların cisimleşmiş halleri olarak kabul edilmekteydi.

Mısırlıların dininde yılanın önemini aslında anlatmaya bile lüzum yok. Çünkü Her eserde yılan karşımıza çıkıyor. antik tarihçi Eusebius, Mısırlıların Knep olarak adandırdıkları Yaratıcının yılanla simgelendiğini anlatır. Aşağı Mısır  Krallığında hayvan-tanrı kobra yılanıdır. yılan firavunların egemenlik simgesidir. Hatta Ölen yılanlar tapınaklara gömülür. Mısır firavunları Kobrayı başlarında taşırdı. Aborjinlerde pek çok tanrı yılan isimleriyle tanımlanır.Antik Kolombiya mitolojisinde de ilksel kadın olan Bachue; büyük bir yılana dönüşür ve bazen ‘ilahi yılan’ olarak adlandırılır.  İskandinav tanrısı “Votan” sık sık yılan kılığına girer. İskandinav Mitolojisinin güneş tanrıçası Saule, elindeki sürahiden ışık döker ve yanında sürekli yeşil bir yılan bulundurur. Slavların efsanevi kahramanı Vseslaviç bir yılanın oğludurTibet’te yılan ve kuş birleştirilir ve bu birleşik yaratığa boynuzlu bir insan başı konulur. Aynı motif İran’da da vardır. Bunun ejderha motifiyle ilişkili olduğu ileri sürülmektedir. Erböke, Türk halk inancında yarı insan yarı yılan olan varlıktır. Bu varlıkların başında Yılan Ata olan  Şahmeran bulunur. Eski pagan Türk inanışlarında Ejderha; kutsal, göksel ve iyi bir varlıktır. Anadolu, İran, Hindistan ve Mezopotamya’yı kapsayan çok geniş bir coğrafyada inanılan ve güneş ile birlikte gösterilen Mithra adlı tanrı, bazı anlatımlarda arslan başlı bir yılan olup ateşi simgelemektedir. Günümüzdeki ilkel topluluklarda da yılan tapımı (kültü) süregelmektedir. Bu dinlere göre; Yılan ayrıca sular tanrısıdır. ve dünyada ağaç köklerinin arasında yaşar. Afrika yerlileri arasında da en yaygın totem yılandır. * Güney Amerika’daki kadim Meksika, Aztek, Toltek, Maya uygarlıklarının gökten gelen tanrıları yılandır.  -meksikadaki tamoanchan kenti “yılan insanların indiği yer” anlamına gelmektedir. Yine Aztekler insanların “Siyuakotl” adındaki bir yılan-kadın’dan türediğine inanırlar. Amerikalı mitoloji uzmanı Joseph Campbell ‘Kahramanın Sonsuz Yolculuğu’ adlı kitabında yazdığına göre Çin Mitolojisinde de ilginç göksel ve yılan hükümdarlar vardır. 

Çin mitolojisinin yaratıcı tanrıçası Nu-Gua’dır. Eşi ise aynı zamanda erkek kardeşi olan Fu-Xi’dir. Nu-Gua yeryüzünü, Fu-Xi gökyüzünü yönetir. Hatta bazı betimlemelerde Fu-Xi göğü simgeleyen çift pusulayı, Nu-Gua ise yeryüzünü simgeleyen marangoz gönyesini tutarken resmedilir. Masonluğa benzeyen sembolleri görüyorsunuz. Nu-Gua, onun için yapılan heykellerde yarı ejderha-yarı insan bir kadın olarak betimlenir.

 

Bütün eski efsanelerdeki mitsel yılanlar, göklerle bağlantılıdır ve uzaydan gelip uygarlık kuran varlıklardır. Atlantis’teki yıldızlararası yılanlardan bazılarının Pleiades’ten geldiği söylenir. 

Araştırmacı yazar Ergün arıkdal da ruh ve madde dergisinde; yılanın galaktik uygarlığın sembolü olduğunu ve Galaktik Irk’a mensup kişilere “Yılanoğulları” denildiğini, çok eski bir sembol olan kuyruğunu ısıran yılan sembolünün spiral galaksiyi ifade ettiğini söylemektedir.

Burada yılan tanrılarla ilgili varolan bilgilerin çok azını verdik. özet olarak araştırmacı yazar farah yurdözü kitabında şöyle demektedir; “bugünde yeraltında gelişmiş bir teknoloji ile yaşayan  sürüngenimsi ırk iddiası sadece hindisanda değil brezilya gibi tüm dünyada yaygın. -hem afrikada hem çinde hem de Fransa da alnında 3. Göze sahip sürüngenimsi yaratıklar korku salıyor.” 

Yılanın kutsanmışlığı ve gücünden ortaya çıkan bir sembol; Ejderhalar.

Bununla beraber mitolojide Yılan ve ejderha sembollerinin sıklıkla birbirlerinin yerine kullanıldığı görülür ve Uzakdoğu’da bu iki sembol arasında hiçbir ayrım yapılmaz, yani yılan ve ejderha aynı kabul edilir. Gerek yılan, gerek ejderha, gerek timsah ya da kertenkele olsun genel olarak cinlerin bu türü bizim boyutumuzda sürüngen şeklinde tezahür etmektedir. İnsanlarda bunlara genel olarak yılan demektedir.

 

Ejderhalar tüm kültürlerde vardır. Kimi kültürlerde İnsan eti yiyen ejderhalar, genç kızları kaçırırlar. bu kültürlere göre; Ejderhalar diğer hayvanlara da dönüşebilirler. Genel olarak ejderhalar “uçan yılan” olarak nitelendirilirler. Ejderha, pek çok öyküde kutsal suların gözcüsü ve bekçisidir. Ejderhalar kesinlikle suyla ilgilidir. Yağmurun ve suyun efendisi, gök gürültüsünün tanrısı ya da yağmurun ve suyun tanrısı olarak anılırlar. Fırtınalar çıkaranlar da vardır. Bazı mitolojilerde ışık tanrısıdır.  Tahminimizce ejderhanın su ve deniz ile bu kadar bağlantılı olmasının sebebi; bir ada ülkesi olan şimdi ise sular altında olan, yılan hükümdarların yurdu; mu ve atlantisten dolayıdır. 

 

Meşhur Hermes’in, Toth ile aynı kişi olduğu söylenir ve semavi dinlere göre hermes büyük ihtimalle idris peygamberdir, ve 1.bölümde ispatladığımız ve ileride çok daha delil göstereceğimiz üzere; İslam hariç eski tüm semavi dinler tahrif edildiği gibi İdris peygambere ait bilgi ve yazılarda şimdi göreceğiniz metindeki gibi değiştirilmiş, tahrif edilmiştir. Zümrüt tabletlerinin bilgilerine göre; mu ve Atlantis dinini koloni ülkelere taşıdığı söylenen Hermes e meditasyon ve duaya yöneldiği esnada bir ejderha görünmüştür. Anlatılanlar şöyledir: “Bu suret kanatları gökyüzünü kaplayan, bedeninden her yöne ışıklar saçan Yüce Ejderha’ydı. Yüce Ejderha, Hermes’e adıyla seslendi ve ona Dünyanın Gizemi hakkında neden düşündüğünü sordu. Gördüğü şeyle dehşete kapılan  Hermes ejderhanın önünde kendini yere attı ve kim olduğunu açıklaması için ona yalvardı. Yüce Varlık, kendisinin Poimandres, Evrenin Aklı, Yaratıcı Zekâ, her şeyin Mutlak Hâkimi olduğunu bildirdi.”

 

Yılan tanrılara ait daha bir çok belge ve bilgiyi önceki bölümlerde bulabileceğiniz gibi ilerleyen bölümlerde de rastlayacaksınız.

Sonuç olarak tüm bu deliller; semavi dinlerde yılan olarak nitelendirilen boyut varlıkları olan şeytanlara, antik dönemdeki çok tanrılı dinlerde tapınıldığının en belirgin göstergesidir.

Yasin suresi 60: Ey âdemoğuIIarı! Ben size, “Şeytana kuIIuk etmeyin, o sizin için açık bir düşmandır!” demedim mi? 61: “Bana ibadet edin, dosdoğru yoI budur!” demedim mi?

 

Sancaktar Tekkılıç
FHÖ Prodüksiyon
Youtube/ Gerçeğe Çağrı

Yorum bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Scroll to Top